Nejla Işık “Akbelen’de savunulan yalnız orman değil kamu yararıdır”
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy Akbelen’de tam 7 yıldır Limak ve İçtaş’ın işlettiği YK Enerji Santrallerine karşı orman, zeytinlik, tarla ve yaşam alanlarını korumak için mücadele eden İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık bugün yaptığı açıklamada ““Akbelen’de savunulan yalnız orman değil kamu yararıdır” dedi.
Nejla Işık yaptığı açıklamada şunları söyledi”
Akbelen’de yaşadığımız süreç ve mücadelemiz açısından çok kritik bir eşikteyiz. Kamu yararı ve enerji arz güvenliği söylemleri ile topraklarımıza bir şirketin çökmesine karşı mücadele ediyoruz; bildiğiniz üzere Danıştay acele kamulaştırma kararının yürütmesini durdurmuştu; 16 Eylül’de iptal süreciyle ilgili davamız görülecek. Dava öncesi kamuoyunda meseleyi tartıştırmak istiyoruz. Dostlarımız tarafından istişare ile hazırlanmış olan kapsamlı bir çerçeve metni sizinle paylaşıyoruz. YK Enerji şirketinin faaliyetlerinin kamu yararı değil kamu zararı olduğunu ifade eden bu metin, umuyoruz ki önümüzdeki günlerde bu konuda üreteceğiniz içerikler, haberler, yazılara feyz olur, dayanak olur.” Diye konuştu.
Işık açıklamasının devamında kamu yararı ile ilgili şunları söyledi.
“KAMU YARARI ŞİRKETİN ÇIKARI DEĞİLDİR”
Nejla Işık, Akbelen’deki mücadelenin temelinde “kamu yararı” tartışmasının bulunduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Kamu yararını yalnızca daha fazla elektrik üretmek, bir santralin çalışmasını sürdürmek ya da bir şirketin enerji ihtiyacını karşılamak olarak göremeyiz. Kamu yararı toplumun tamamını ilgilendirir. İnsanların sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşaması, ormanların, su kaynaklarının, tarım alanlarının ve zeytinliklerin korunması da kamu yararıdır. Bölge halkının geçim kaynaklarının ve gelecek kuşakların yaşam hakkının korunması da kamu yararıdır.
Akbelen’de karar verilirken sadece ne kadar kömür çıkarılacağına ve ne kadar elektrik üretileceğine bakılamaz. Bunun karşılığında ne kaybedeceğimizi de hesaplamak zorundayız. Ormanlarımızı, zeytinliklerimizi, tarım alanlarımızı, su kaynaklarımızı ve insanların yaşam alanlarını kaybedeceksek burada gerçek anlamda bir kamu yararından söz edebilir miyiz?”
“ÖNCE TOPLUMUN ÖDEYECEĞİ BEDEL HESAPLANMALI”
Işık, kamu yararı değerlendirmesinde santrallerin ne kadar daha çalışmasının zorunlu olduğunun ve alternatif enerji kaynaklarının bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerektiğini söyledi.
“Yıllardır çalışan santraller için bugün neden aceleyle insanların mülkiyet hakkını ortadan kaldıracak kararlar alınıyor, bunu sorguluyoruz. Önce santrallerin gerçekten ne kadar süre daha çalışmasının gerekli olduğu ortaya konulmalı. Alternatif enerji kaynakları, çevresel etkiler, sağlık maliyetleri, tarımsal üretim ve bölge halkının geçimi birlikte değerlendirilmelidir.
Bir şirket faaliyetini sürdürecek diye toplumun tamamı uzun yıllar boyunca bunun bedelini ödemek zorunda bırakılamaz. Bir tarafta şirketin ekonomik çıkarı, diğer tarafta insanların yaşamı, sağlığı, toprağı ve geleceği varsa burada ‘kamu yararı’ kavramını yeniden sormamız gerekir.”
“KÖMÜRÜN KAZANCI KİME, BEDELİ KİME?”
Akbelen’de yalnızca ormanların değil, bölgenin ekonomik geleceğinin de tartışıldığını belirten Işık, kömür madenciliğinin yarattığı ekonomik değer ile topluma yüklediği maliyetin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Kömür çıkarılıyor, elektrik üretiliyor. Peki bunun bedelini kim ödüyor? Hava kirliliğinin, sağlık sorunlarının, tarım alanlarının kaybının, su kaynaklarının zarar görmesinin ve doğanın tahrip edilmesinin maliyetini de hesaba katmak zorundayız. Sadece şirketin kazancına bakarak kamu yararı kararı verilemez.”
Işık, Akbelen’deki mücadelenin yalnızca çevre mücadelesi olarak görülmemesi gerektiğini de vurguladı.
“Biz burada sadece birkaç ağacı savunmuyoruz. İnsanların yaşam alanlarını, toprağını, suyunu, geçimini ve geleceğini savunuyoruz.”
“ZEYTİN SADECE BİR AĞAÇ DEĞİL”
Zeytinliklerin bölge halkı açısından ekonomik ve kültürel önemine dikkat çeken Işık, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Zeytin sadece bir ağaç değildir. Bir ailenin geçimidir, emeğidir, toprağıdır. Zeytinlikler aynı zamanda kırsal yaşamın, üretimin ve kültürün devamlılığıdır. Bugün bir zeytinliği yok ettiğinizde sadece o yılın ürününü kaybetmiyorsunuz. Gelecek yılların üretimini, insanların geçim kaynağını ve çocuklara bırakılacak toprağı da yok ediyorsunuz.
Kömürün belli bir ömrü var. Ama zeytin ağacının, toprağın ve suyun değeri kuşaklar boyunca devam ediyor. Bu nedenle ikisini sadece ekonomik bir hesapla karşı karşıya koyamayız.”
“AKBELEN’DE ASIL SAVUNDUĞUMUZ KAMU YARARI”
Işık, Akbelen’de verilen mücadelenin özünün “kömür mü, zeytin mi?” tartışmasının çok ötesinde olduğunu belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bizim söylediğimiz çok açık. Kısa vadeli bir ekonomik çıkar uğruna insanların yaşam alanları, sağlığı, toprağı, suyu ve geleceği feda edilemez. Kamu yararı, bir şirketin çıkarının adı olamaz. Kamu yararı toplumun ortak yararıdır.
Akbelen’de savunduğumuz yalnızca orman değil. Zeytinlikleri, tarım alanlarını, suyu, yaşam alanlarını ve insanların geleceğini savunuyoruz. Aslında savunduğumuz şey kamu yararının kendisidir.”



