Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içindeki 'Truva atı' tartışmalarının ardından siyaset kulislerini sarsan yeni bir gelişme yaşandı. Aralarında uzun yıllar partiye emek vermiş, iki dönem Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyeliği de yapmış olan Bodrum'un tanınmış çevreci aktivisti Avukat Remzi Kazmaz'ın da yer aldığı 49 isim, parti tüzüğüne aykırı eylem ve açıklamaları gerekçesiyle kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edildi.
Remzi Kazmaz bugün yaptığı açıklamada şunları söyledi:
Basına yansıyan haberlerden, aralarında benim de bulunduğum çok sayıda partilinin “tedbirli kesin ihraç” istemiyle Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildiğini öğrendim.
Ben, kurultay delegelerinin iradesiyle CHP Yüksek Disiplin Kurulu üyeliğine seçildim. Kurultayın mutlak butlanla hükümsüz sayılmasının ardından, PM ve YDK’nin seçilmiş üyeleri görevlerinden uzaklaştırılmış; yerlerine yeni isimler getirilmiştir. Şimdi ise hukuki statüsü ve yetkisi Yargıtay incelemesine konu olan organların, bizi yine sonradan oluşturulan bir kurulun önüne çıkarması; yetki, usul, tarafsızlık ve adil disiplin yargılaması bakımından ciddi sorunlar taşımaktadır.
Dosyanın eylül ayında Yargıtay tarafından incelenmesi beklenmektedir. Mevcut yönetim nasıl bir mahkeme kararıyla göreve gelmişse, Yargıtay’ın vereceği kararın hukuki sonuçlarına da uymak zorundadır. Butlan kararının kaldırılması hâlinde, kurultay delegelerinin oylarıyla seçilen ve seçim kurulu denetiminde kesinleşen PM ve YDK’nin hukuki statüsü yeniden değerlendirilmek zorundadır. Böyle bir durumda görev ve sorumluluğumuzdan kaçmayacak, CHP’nin sahipsiz bırakılmasına izin vermeyeceğiz.
Bugün CHP üyeliğim devam etmektedir. Partimin içinde kalarak parti içi demokrasi, hukuk ve özgür siyaset mücadelemi sürdüreceğim. Hakkımdaki disiplin işleminin dayanağı, isnat edilen fiiller ve gösterilen deliller resmî olarak bildirildiğinde hukuki savunmamı hazırlayacak; bütün itiraz ve dava haklarımı sonuna kadar kullanacağım.
Toplumda karşılık bulan ve halkın yoğun ilgisiyle büyüyen “Yeni Bir Yol” arayışını da elbette görüyor ve demokratik bir siyasal tartışma olarak takip ediyorum. Ancak bu tutum, başka bir parti adına faaliyet yürüttüğüm veya CHP’den vazgeçtiğim anlamına gelmez. Aksine amacım; CHP’nin demokrasi rayından çıkmasına izin vermeden, iktidara uzanan yolu halkımızla birlikte büyütmektir.
CHP hiç kimsenin kişisel mülkü değildir. Hele farklı düşünenleri tasfiye etmek isteyen anlayışların hiç değildir. CHP, Mustafa Kemal Atatürk’ün halkla birlikte kurduğu, milletin ortak siyasal mirasıdır. Hiçbir geçici yönetim ve hiçbir disiplin tehdidi bizi bu partinin kurucu değerlerinden, demokrasi mücadelemizden ve halkımıza karşı sorumluluğumuzdan koparamaz.
Bizim mücadelemiz bir makam veya unvan mücadelesi değildir. Mücadelemiz; CHP’nin hukukunu, kurultay iradesini, parti içi demokrasiyi ve iktidar umudunu koruma mücadelesidir.
İşimizin zor olduğunu biliyoruz. Ancak biz, demokrasi ve iktidar yolunda bütün bedelleri göze aldık.
CHP’de kalarak mücadele edeceğiz.
Hukuka karşı hukukla, tasfiyeye karşı demokrasiyle direneceğiz.
Kaldığımız yerden yolumuza devam edeceğiz.