MUĞLALI KADINLAR ÇİMENTO FABRİKASI VE TERMİK SANTRALLERE KARŞI TEK YÜREK OLDU

Muğla’da doğa ve yaşam alanlarını savunan kadınlar bu kez aynı mücadelede buluştu. Akbelen’de yıllardır termik santral ve maden sahasına karşı direnen İkizköylü kadınlarla, Deştin’de çimento fabrikasına karşı yaklaşık 20 yıldır mücadele eden kadınlar bir araya geldi.

   MUĞLALI KADINLAR ÇİMENTO FABRİKASI VE TERMİK SANTRALLERE KARŞI TEK YÜREK OLDU
  MUĞLALI KADINLAR ÇİMENTO FABRİKASI VE TERMİK SANTRALLERE KARŞI TEK YÜREK OLDU

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy ve Akbelen’de Limak-İçtaş bünyesindeki YK Enerji’nin maden ve termik santral faaliyetlerine karşı yıllardır mücadele eden köylüler ile Menteşe Bayır ve Yatağan Deştin’de yapılmak istenen çimento fabrikasına karşı direnen yurttaşlar ortak mücadelede buluştu.

İkizköylü ve Deştinli kadınların buluşmasında, ormanların, zeytinliklerin, tarım alanlarının, su kaynaklarının ve köylerin korunması için dayanışmanın büyütülmesi kararı alındı.

“BİZİM TOPRAĞIMIZ, BİZİM GELECEĞİMİZ”

İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık, Deştinli kadınlarla gerçekleştirdikleri buluşmanın ardından yaptığı açıklamada, mücadelelerinin yalnızca kendi köyleriyle sınırlı olmadığını belirtti.

Işık, “Dün Akbelen’den İkizköylü kadınlar olarak Deştin köyünün mücadeleci kadınlarıyla bir aradaydık. Toprağımızı, deremizi, köylerimizi koruma ve savunma mücadelemiz tüm haksızlıklara ve baskılara karşı sürüyor” dedi.

Deştinlilerin her perşembe Muğla İdare Mahkemesi önünde sürdürdüğü adalet nöbetine destek vereceklerini belirten Işık, Akbelen davasında da Deştinlilerle yan yana olacaklarını söyledi.

Işık, 16 Eylül’de Danıştay’da görülecek davanın kendileri açısından kritik önemde olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Biriz, beraberiz. Köylerimizin, memleketimizin geleceğine şirketler değil, biz üreten köylüler karar vereceğiz.”

DEŞTİNLİ KADINLAR: “15 YILDIR TOPRAĞIMIZI SAVUNUYORUZ”

Deştinli kadınlar ise çimento fabrikasına karşı mücadelelerinin 15 yılı aştığını belirterek, ormanlarını, tarım alanlarını, zeytinliklerini ve doğal yaşamı korumaktan vazgeçmeyeceklerini söyledi.

Kadınlar, İkizköylülerin Akbelen’de yürüttüğü mücadelenin kendilerine güç verdiğini belirterek, iki bölgedeki direnişin artık ortak bir dayanışmaya dönüştüğünü ifade etti.

Deştinliler, “15 yıldır çimento fabrikasına karşı ormanlarımızı, toprağımızı, doğamızı ve tarlalarımızı savunuyoruz. Savunmaya devam edeceğiz. İkizköylülerin verdiği mücadele bize örnek oluyor. Biz onları, onlar da bizi destekliyor. Bizler vatan toprağını, ormanlarımızı, doğamızı ve kuşlarımızı koruyoruz, korumaya da devam edeceğiz” dedi.

“HİLELİ RAPORLARA TESLİM OLMAYACAĞIZ”

Deştin’de çimento fabrikası projesine ilişkin yargı sürecinde son bilirkişi raporu da bölge halkının tepkisini çekti.

Deştin Çevre Platformu öncülüğünde başlatılan “Adalet Nöbeti”nin her perşembe Muğla İdare Mahkemesi önünde sürdürüleceği açıklandı. Bölge halkı, mevcut bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmemesini, yeni ve bağımsız bir bilirkişi heyeti oluşturularak bölgede yeniden keşif yapılmasını talep ediyor.

Nöbette konuşan Deştinli İsmail Şener ise mücadeleden vazgeçmeyeceklerini belirterek, “Hileli raporlarınıza, sermaye oyunlarınıza teslim olmayacağız. Haklıyız, kazanacağız. Çimento fabrikası yapılmayacak, Deştin bizim kalacak. Muğla karanlık sermayeye teslim olmayacak” ifadelerini kullandı.

İKİ KEZ MAHKEMEDEN DÖNDÜ

Bayır ve Deştin mahalleleri arasında Tekağaç mevkisinde yapılmak istenen entegre çimento fabrikası projesi daha önce iki kez yargı sürecine takıldı. Proje için 2025 yılında üçüncü kez “ÇED Olumlu” kararı verilmesinin ardından yeniden dava açıldı.

Haziran ayında gerçekleştirilen bilirkişi keşfinin ardından hazırlanan rapor ise bölge halkının tepkisine neden oldu. Muğla Büyükşehir Belediyesi de rapora itiraz ederek değerlendirmelerin teknik ve bilimsel açıdan eksik olduğunu savundu.

“AKBELEN VE DEŞTİN AYNI MÜCADELENİN PARÇASI”

İkizköy ve Deştinli kadınların buluşmasıyla birlikte Muğla’da farklı bölgelerde sürdürülen çevre mücadeleleri arasında yeni bir dayanışma hattı da oluştu.

Kadınların ortak mesajı ise net oldu:

“Ormanımıza, zeytinimize, suyumuza, toprağımıza ve köyümüze sahip çıkacağız. Şirketlerin değil, bu topraklarda yaşayan insanların sözü geçecek.”