Muğla'daki ÇİMENTO FABRİKASI DERT OLDU..Köylüler Çimento fabrikası ve bilirkişiler hakkında suç duyurusunda bulundu

Muğla’nın Menteşe ilçesine bağıl Deştin Ve Bayır köylerinde kurulması planlanan ve iki kez inşaat ruhsatı iptal edilen Çimento fabrikasının 3.. kez ÇED raporu alması köylüleri isyan ettirdi. Köylüler başlattıkları adalet nöbetinde Bilirkişi ve çimento fabrikası sahibi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Muğla'daki ÇİMENTO FABRİKASI DERT OLDU..Köylüler Çimento fabrikası ve bilirkişiler hakkında suç duyurusunda bulundu
Muğla'daki ÇİMENTO FABRİKASI DERT OLDU..Köylüler Çimento fabrikası ve bilirkişiler hakkında suç duyurusunda bulundu

Deştin ve Bayır köylüleri  iki hafta önce Muğla İdare Mahkemesi önünde başlattıkları adalet nöbetinde bugün şirket danışmanı  Remzi Seyfioğlu ve şirket sahibi Cemal Karakurt hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladılar

Muğla’nın Yatağan ilçesine bağlı Deştin Mahallesi ile Menteşe ilçesine bağlı Bayır Mahallesi’nin ortak sınırı olan Tekağaç mevkisinde kurulmak istenen “Entegre Çimento Fabrikası” projesine karşı köylülerin yaklaşık 20 yıllık mücadelesi devam ederken  Mahkeme tarafından iki defa iptal edilen; hem mahkemeler tarafından atanan bilirkişilerin hem de bağımsız uzmanların olumsuz görüş verdiği projeye son olarak, 2009/7 Genelgesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı 3 Temmuz 2025’te üçüncü defa “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED)” olumlu kararı verdi.

ÇED OLUMLU KARARI İÇİN 3. KEZ DAVA AÇILDI

Muğla Büyükşehir Belediyesi ve yurttaşlar ile Akdeniz Yeşilleri Derneği bu kararın iptali için Muğla 3. İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Büyükşehir’in açtığı davada, Mahkeme 13 Şubat 2026’da keşif ve bilirkişi incelemesine karar verdi ve keşif 17 Haziran 2026’da yapıldı. Keşiften 19 gün sonra, 6 Temmuz 2026’da dokuz kişilik bilirkişi heyetinin 87 sayfalık raporu mahkemeye sunuldu. 2023’teki bilirkişilerin aksine bu heyet, incelediği sekiz uzmanlık alanının tamamında projeyi “teknik usullere, kamu yararına ve çevre mevzuatına uygun ve olumlu” buldu.

Yurttaşlar ile sivil toplum örgütleri tarafından açılan davada tarafsız ve bir an önce bilirkişi keşfi yapılmasını talep eden köylüler  Muğla İdare Mahkemesi önünde iki hafta önce “Adalet nöbeti” başlattı.

Aadalet nöbeti bugün de Muğla İdare Mahkemesi önünde devam etti. İkizköylüler ve Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) başta olmak üzere yurttaşlar, destek için Mahkeme’nin önüne geldi. Yurttaşlar; bilirkişi heyeti, şirket danışmanı Remzi Seyfioğlu ve Muğla Çimento A.Ş. sahibi Cemal Karakurt hakkında suç duyurusunda bulundu. Daha sonra Deştin Çevre Platformu, Bayır Çevre Komitesi ve MUÇEP Menteşe Meclisi adına basın açıklamasını Deştin Çevre Platformu Sözcüsü Haluk Özsoy  yaptı.

Özsoy açıklamasında “Bugün burada, doğamızı, suyumuzu, zeytinimizi ve geleceğimizi bir avuç rantçının insafına terk etmemek için, adalet nöbetimizde bir kez daha yan yanayız! Yıllardır Muğla’nın kalbine, Deştin’e, Bayır’a hançer gibi saplanmak istenen çimento fabrikasına karşı amansız bir mücadele veriyoruz. Bizler bilimin, hukukun ve yaşamın tarafında dururken; sermaye, kapalı kapılar ardında doğamızı pazarlamaya devam ediyor. Buradan, o rapora imza atanlara ve bu kirli tezgahı kuranlara sesleniyoruz: Sizin rantınız, bizim zeytinimizden değerli değildir! Bugün, arkamızda duran bu adliye binasına sadece toplanmak için gelmedik. Hesap sormak için geldik! Bu şaibeli ısmarlama keşif raporuna imza atan sözde keşif heyeti, bu karanlık süreçte ismi geçen Remzi Seyfioğlu ve Muğla Çimento A.Ş. sahibi Cemal Karakurt hakkında resmi suç duyurusunda bulunduk. ÇED Olumlu kararına karşı açtığımız davada yürütmeyi durdurma talebimizi yineliyoruz.”

DOĞA KATLİAMINA YASAL KILIF UYDURACAKLAR

 Özsoy açıklamasının devamında ise “ “Doğa katliamına yasal kılıf uydurmaya çalışanlar, hukuku kendi arka bahçesi sananlar bilsin ki; karşınızda toprağını savunan kararlı bir halk var! Bu kirli ilişkiler ağı çözülene, sorumlular yargı önünde hesap verene kadar ensenizdeyiz. Haklıyız, kazanacağız! Muğla’yı karanlık sermayeye teslim etmeyeceğiz.”

MUĞLA Çevre Platformu adına açıklama yapan  Halime Şaman ise “Dava dosyasındaki bilirkişi raporunun dijital künyesinde şirket danışmanının imzası çıktı: Bağımsız yargı, şirket taslaklarına teslim edilemez” başlıklı açıklamada, şunlar söylendi: “Muğla’nın doğasını, asırlık zeytinliklerini, su havzalarını ve yaşam alanlarını koruma mücadelemizde; bağımsız yargı ve nesnel bilimi zorlayarak, inatla anayasal hakkı kullanacağız, tanımayanlara dayatacağız. Çünkü hak verilmez, alınır. Muğla Çimento A.Ş. davasında adli heyetçe mahkemeye sunulan 87 sayfalık bilirkişi raporunun dijital dosya künyesinde, heyet dışından bir ismin -projenin ÇED sürecinde şirket adında görev alan ve teknik danışmanlık bağı bulunan Mehmet Remzi Seyfioğlu’nun- “yazar/hazırlayan” olarak yer alması, alışılagelmiş bir dalgınlığın hayli ötesindedir. Aymazlıktır…” Çimento fabrikası davasınının bilirkişi raporundaki dijital izlerin Fethiye Nif’te krom ocağı davasında da yer aldığına dikkat çekilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: “Şirket danışmanı bilirkişi heyetinin önüne hangi hazır metni koyarsa, güya tarafsızlık yemini etmiş uzmanlarımızın da o rapora imza atarak doğanın ve halkın hakkını şirket çıkarına feda ettiği anlaşılmaktadır. Bu durum ne hukuki, ne vicdani, ne de ahlakidir; mevcut skandalı görmezden gelmek de tam olarak o şaibeli rapora sessizce imza atmaktır. Bunu kabul etmiyor ve buradan bir kez daha ifşa ediyoruz. Mahkemelerin tarafsız uzmanları olarak atanan isimlerin raporlarında şirket temsilcilerinin dijital parmak izlerinin çıkması, teknik kanaatlerin bağımsızlığını tamamen ortadan kaldırıyor. Bilirkişi raporları, metin editörlerinde gezdirilen hazır şirket taslaklarının kopyala-yapıştır sayfaları değil; mahkemelerin vicdanı ve hükmünün dayanağı. Buradan Cumhuriyet savcılarına ve mahkemelere açıkça çağrıda bulunuyoruz: Şirket koridorlarında şekillenip adliye dosyasında son bulan bu hazır taslak trafiğine seyirci kalmak, kamu adına adalet arayışımızı yok saymaktır.” Cumhuriyet savcılığının sorumlu olan tüm aktörler hakkında derhal resen adli soruşturma başlatması gerektiği belirtilen açıklamada, “Mahkemeler ise şaibeli bilirkişi raporlarını derhal dosyadan çekerek kamu yararını ve adalete olan güveni koruyacak idari ve hukuki tedbirleri acilen almalıdır” dedi.