Ege’nin Ağlayan Gelinleri çiçek açmaya başladı

Ege Bölgesinin en önemli değerlerinden olan ve Ağlayan Gelin olarak bilinen ve (endemik) bir tür olan Fritillaria carica (Karya Ters Lalesi) olarak bilinen bitkiler  çiçek açmaya başladı. Genellikle Mart -Mayıs ayında çiçek veren Ağlayan Gelinler ilk kez kez Şubat ayında çiçek açtı.

Ege’nin Ağlayan Gelinleri çiçek açmaya başladı
Ege’nin Ağlayan Gelinleri çiçek açmaya başladı

EKODOSD (Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği) tarafından gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde, adını Antik Karya Bölgesi’nden alan Fritillaria carica, 200–1500 metre yükseltiler arasında; özellikle kızılçam (Pinus brutia) ve karaçam (Pinus nigra) orman açıklıkları ile kalkerli, kayalık yamaçlarda yayılış gösteren Ağlayan Gelinler  genellikle Mart–Mayıs ayları arasında çiçeklerini açarken ilk kez şubat ayında çiçek açtı. Bitkiler tek ve sarkık, çan biçimli sarı çiçeğiyle dikkat çekti.

Halk arasında “Ağlayan Gelin” olarak bilinen bu bitki, gece oluşan nemin sabah saatlerinde yaprak uçlarından damlacıklar hâlinde süzülmesi nedeniyle bu isimle anılmaktadır. Bu özellik, türün hem ekolojik hem de estetik değerini artırmaktadır.

EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü yaptığı açıklamada “Kuşadası’nda kayalık, taşlık ve makilik alanlar çoğu zaman “işe yaramaz” yerler olarak değerlendirilmekte; oysa bu habitatlar çok sayıda endemik ve nadir türe ev sahipliği yapmaktadır. Son yıllarda artan yapılaşma ve kontrolsüz arazi kullanımları, kalkerli ve kayalık habitatlara özgü türler üzerinde ciddi baskı oluşturmaktadır. Dar yayılışlı bitkiler, habitat kaybına karşı son derece hassastır” dedi.

Sürücü ayrıca şunları belirtti:

***Kuşadası’nın çevresini saran yeşil kuşak her geçen yıl daralmakta, yapılaşma doğal alanlara doğru genişlemekte; zengin biyoçeşitlilik içerisinde hangi türlerin kaybedildiği çoğu zaman fark edilememektedir.

***Endemik türlerin korunması yalnızca biyolojik çeşitliliğin devamlılığı açısından değil, aynı zamanda bölgenin doğal ve kültürel mirasının sürdürülebilirliği bakımından da büyük önem taşımaktadır.

YAPILAŞMAYA AÇILMAMIŞ DOĞAL ALANLARIN KORUNMASI GEREKİR

Kuşadası’nda henüz yapılaşmaya açılmamış doğal alanların korunmasını; bilimsel temelli arazi planlamalarının yapılmasını, yerel yönetimlerin biyolojik çeşitlilik odaklı koruma politikalarını güçlendirmesini ve endemik bitki türlerinin doğadan sökülmemesini önemle vurguluyoruz.

***İklimi, karasal ve denizel ekosistemleriyle zengin tür çeşitliliğine sahip Kuşadası’nın kalan doğal ve kültürel mirasını geleceğe taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur.

***Önceki yıllarda Kuşadası’nda bitki envanter çalışmaları yürüten Pamukkale Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Çelik konuyla ilgili olarak şunları belirtmiştir “Turizm baskısı altında bulunan Kuşadası’nda hem endemik hem de doğal bitki türleri, özellikle kent merkezinde yayılış alanlarını kaybetmektedir. Bazı türlerin ise yok olma sınırına geldiği görülmektedir.

Doğa yalnızca deniz ve kumdan ibaret değildir. Kuşadası’na gelen ziyaretçiler, bölgenin bitkisel zenginliğini de görmek ve deneyimlemek ister. Endemik ve nadir türlerin bulunduğu alanların doğal yapısının korunması hem bilimsel sorumluluğumuz hem de gelecek kuşaklara aktarabileceğimiz en değerli miraslardan biridir.”