SERÇİN YILAN BALIĞI FESTİVALİ DÜZENLENDİ
Aydın’ın Söke ilçesine bağlı balıkçı köyü Serçin’de düzenlenen 5. Geleneksel Yılan Balığı Festivali kapsamında bir söyleşi programı gerçekleştirildi.
Moderatörlüğünü Söke Yavuz Selim Anadolu Lisesi Biyoloji Öğretmeni Sami Kocakaya'nın yaptığı söyleşiye, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Deniz Kaplumbağaları Bilim Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Şükran Yalçın Özdilek, EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, bağımsız araştırmacı Saadet Gökçen Kunter Karaduman ve Serçin’in deneyimli yılan balığı avcısı Feyiz Gündüz konuşmacı olarak katıldı.
Söyleşinin ardından Söke Belediye Başkanı Dr. Mustafa İberya Arıkan ve belediye başkan yardımcıları tarafından konuşmacılara plaket takdim edildi.
Prof. Dr. Şükran Yalçın Özdilek, gerçekleştirdiği görsel sunumda Avrupa Yılan Balığının (Anguilla anguilla) biyolojisini ve yaşam döngüsünü anlattı. Yaklaşık 7 bin kilometreyi bulan göç yolculuğunu Sargasso Denizi’nde üreyerek tamamlayan türün Avrupa ve Türkiye’deki yaşam alanları, ekonomik ve ekolojik değerleri ile habitatlarının iyileştirilmesi için yapılması gereken çalışmalara değindi. Yılan balığının korunması için gerekli önlemlerin ve çalışmaların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Bağımsız araştırmacı Gökçen Kunter Karaduman ise Türkiye’deki Bafa Gölü, Gala Gölü ve Köyceğiz Lagünü gibi kıyı ve iç su sistemlerinin, göl-lagün-delta etkileşiminin ekolojik ve sosyoekonomik önemini ortaya koyan önemli örnekler olduğunu belirtti. Tarih boyunca balıkçılık üretimi, biyolojik çeşitlilik ve yerel geçim kaynakları açısından büyük değer taşıyan bu sistemlerin günümüzde su rejimindeki değişimler, kirlilik yükleri, artan tuzluluk ve habitat parçalanması gibi nedenlerle ciddi baskı altında bulunduğunu ifade etti. Bu durumun özellikle Avrupa yılan balığı gibi yaşam döngüsünü farklı sucul habitatlar arasında sürdüren türler için önemli tehditler oluşturduğunu vurguladı.
Serçinli yılan balığı avcısı 85 yaşındaki Feyiz Gündüz ise 1950’li ve 1960’lı yıllarda gölün ve yılan balığı popülasyonlarının durumunu anlatarak yıllara dayanan deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.
EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü konuşmasında, Bafa Gölü’nün antik adı Latmos olan Beşparmak Dağları’ndan ayrı düşünülmemesi gerektiğini belirterek, bölgenin ekolojik ve kültürel yapısının bir bütün oluşturduğunu ifade etti. Bafa Gölü ve Beşparmak Dağları’nın birlikte Batı Anadolu’nun en etkileyici doğal peyzajlarından birini meydana getirdiğini, tarihi, doğal ve kültürel zenginlikleriyle adeta açık hava müzesi niteliğinde bir kültür hazinesi olduğunu söyledi.
Sürücü, Bafa Gölü’nün yalnızca tarihi değerleriyle değil, sahip olduğu zengin biyolojik çeşitlilikle de son derece önemli bir doğa alanı olduğunu, bu nedenle Tabiat Parkı, Önemli Kuş Alanı ve Önemli Bitki Alanı gibi koruma statülerine sahip bulunduğunu belirtti. Bölgenin karşı karşıya olduğu tehditlere de dikkat çeken Sürücü, özellikle maden faaliyetleri nedeniyle birçok noktada geri dönülmesi güç tahribatların meydana geldiğini ifade etti. Ayrıca Büyük Menderes Nehri’nin denize ulaşan 584 kilometrelik yolculuğu boyunca sanayi ve yerleşim alanlarından kaynaklanan kirlilik yükünü de taşıdığını, bunun en olumsuz etkilerinden birinin Bafa Gölü’nde görüldüğünü dile getirdi.
Bafa Gölü ve Beşparmak Dağları’nın doğal ve kültürel peyzaj değerleri bakımından son derece zengin olduğunu belirten Sürücü, bölgenin ekoturizm açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Kuşadası, Didim ve Bodrum gibi Türkiye’nin önde gelen turizm merkezleri arasında yer almasının önemli bir avantaj olduğunu vurgulayarak, bu eşsiz coğrafyanın bütüncül bir anlayışla korunması halinde gelecekte hem ülke turizmine hem de yöre insanına önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.





