Öğretmenlerden Eğitimde Şiddete Karşı Ortak Tepki

Bodrum’da bir araya gelen öğretmenler, Şanlıurfa’da bir lisede yaşanan silahlı saldırının ardından ortak bir açıklama yaparak eğitim ortamlarında şiddetin son bulması çağrısında bulundu.

Öğretmenlerden Eğitimde Şiddete Karşı Ortak Tepki
Öğretmenlerden Eğitimde Şiddete Karşı Ortak Tepki

Şanlıurfa’daki Saldırı Büyük Üzüntü Yarattı

Olay, Siverek ilçesi Hasan Çelebi Mahallesi Rüştü Küçükömer Caddesi üzerindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, devamsızlık nedeniyle sınıfta kalan ve okuldan uzaklaştırıldığı öğrenilen, ardından açık öğretim lisesine geçen Ömer K., okula av tüfeğiyle gelerek rastgele ateş açtı. Saldırıda 16 kişi yaralanırken, zanlı yakalanacağını anlayınca yaşamına son verdi.

Bodrum’da Öğretmenler Bir Araya Geldi

Yaşanan olayın ardından Bodrum’da farklı eğitim sendikalarına üye öğretmenler bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Eğitim camiasında büyük yankı uyandıran saldırıya tepki gösteren öğretmenler, okulların güvenli alanlar olması gerektiğini vurguladı.

“Eğitimde Şiddete Hayır” Mesajı

Eğitim Gücü Sen’den Muhammed Gedik, Eğitim Sen’den Şükriye Akengin, Hürriyetçi Eğitim Sen’den Oğuzhan Güzel, Eğitim Bir Sen’den Naim Uğur ve Türk Eğitim Sen’den Ömer Salih Çıplak’ın yer aldığı açıklamada, eğitim kurumlarında şiddetin kabul edilemez olduğu ifade edildi. Öğretmenler, benzer olayların yaşanmaması için gerekli önlemlerin artırılması çağrısında bulundu.

Açıklamada şunlar denildi:

EĞİTİM GÜCÜ: Değerli basın mensupları, kıymetli kamuoyu,

Bugün burada, eğitim kurumlarında giderek artan şiddet olaylarına dikkat çekmek ve yaşanan son vahim olay karşısında ortak bir duruş sergilemek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Şanlıurfa ili Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana gelen silahlı saldırıda 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 polis ve 1 kantin çalışanı olmak üzere toplam 16 vatandaşımız yaralanmıştır.

Bu menfur saldırı, okullarımızda güvenlik sorunlarının ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını açıkça göstermektedir. Öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin ve tüm eğitim çalışanlarının en temel hakkı olan güvenli ortamda bulunma hakkı ihlal edilmektedir.

Bugün gelinen noktada, okulların yalnızca eğitim verilen alanlar değil aynı zamanda korunması gereken hayati yaşam alanları olduğu gerçeği göz ardı edilemez. Bu tür olayların tekrar yaşanmaması için gerekli önleyici ve koruyucu mekanizmaların ivedilikle hayata geçirilmesi gerekmektedir.

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..

 

EĞİTİMSEN: Tek başına bir “şiddet vakası” olarak değerlendirilemeyecek olan bu elim hadise, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koymaktadır. Daha geçtiğimiz ay İstanbul Çekmeköy’de görev yaptığı okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in acısını hâlâ içimizde taşırken, böylesine bir trajedinin yeniden yaşanması şiddetin eğitim kurumlarında ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir.

Okullar, çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır.

Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir.

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

HÜRRİYETÇİ EĞİTİMSEN: Okullarımız eğitim yuvası vasfını tamamen yitirmiş, güvenlik zafiyetinin kol gezdiği savunmasız birer açık hedef haline gelmiştir! Yetersiz personel, denetimsiz giriş-çıkışlar ve kağıt üzerinde kalan sahte risk analizleri nedeniyle eğitim kurumları yol geçen hanına dönmüş; öğretmenlerimiz adeta kaderine terk edilerek şiddetin vahşi insafına bırakılmıştır. Siverek’te patlayan o silah, caydırıcı yasal düzenlemeleri yıllardır sümen altı eden ve eğitimcinin canını ucuzlatan iradenin acizliğini tescillemiştir.

Şiddet bir kader değil; liyakatsiz yönetimlerin, görmezden gelinen uyarıların ve bürokratik hantallığın kanlı bedelidir! Artık sabır tükenmiş, söz hükmünü yitirmiştir. Her gecikilen gün, yeni bir meslektaşımızın hedef tahtasına oturtulması demektir. Devlet, eğitim çalışanının can güvenliğini "devlet namusu" bilmeli; her okula profesyonel güvenlik barajı ve en ağır yaptırımları içeren "yasal zırh" ivedilikle tesis edilmelidir. Ertelenen her önlem, dökülecek yeni bir kanın doğrudan sorumluluğudur. Ya tam güvenlik ya tam kaos; artık orta yol bitmiştir!

EĞİTİMBİRSEN: Son yıllarda okullarda şiddet olaylarının arttığını üzülerek müşahede ediyoruz. Şiddet toplumun farklı katmanlarında kendini göstermekle beraber, özellikle toplumun en kırılgan, en kolay etkilenebilir kesimlerini oluşturan çocuklar ve gençler üzerinde daha etkilidir. Okullar ise, gençlerin toplumsal hayata dair tüm hasılalarının açığa çıktığı mekânlardır.

 

Şiddetin, insan doğasının bir parçası olarak, nedenleri ve sonuçları itibarıyla çok katmanlı bir olgu olduğunu biliyoruz. Eğitim kurumlarında yaşanan şiddet sorununu değerlendirirken de bu gerçeği göz önünde bulundurmak, yaşanan her vakayı kendi tekilliği içerisinde analiz etmek gerekir. Böyle bir analiz yapmaya kalktığımızda, okul binalarının fiziksel şartlarından öğrencilerin beslenmelerindeki yüksek enerji yüklü işlenmiş gıdalara kadar birçok faktörü dikkate almak durumundayız.

 

Şiddet, varlığa ilişkin hiçbir anlama isteği, anlatma becerisi ve söyleyecek sözü olmayan insanın bir ifade ve var olma biçimidir. Kendini gerçekleştirmenin yıkıcı, kırıcı ve kıyıcı yoludur. Şiddet, yok etmeye yönelmiş bir varoluş sapkınlığıdır. “Sen varsan ben olmayacağım” diyen negatif benlik, başkasını ‘cehennem’ görebilmektedir. İnsanlara bir yaşama biçimi gereği olarak, “Bu dünya acımasız ve eğer hayatta kalmak istiyorsan sen de acımasız olmalısın” telkini yapılmaktadır.

 

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………….

TÜRK EĞİTİMSEN:Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir.  ABD'de ve farklı ülkelerde yaşanan okul saldırılarına benzer bir tablonun ülkemizde de görülmesi çok ürkütücüdür. Bu durum, eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Bugün gelinen noktada, şiddete yönelik alınan tedbirlerin ve mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Eğitim kurumlarımızda görev yapan her bir öğretmenimizin, eğitim çalışanımızın ve eğitim gören her öğrencimizin hayatı ve güvenliği en kıymetli öncelik olmalıdır. Bu nedenle okulların güvenliğinin sağlanması, şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin ivedilikle güçlendirilmesi ,önemli bir zorunluluktur.

Daha fazla geç olmadan;

Öğretmenler ve öğrenciler, okullarında kendilerini güvende hissetmeli; eğitim kurumlarında huzur içinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebilmelidir. Bu elim saldırıda yaralanan tüm öğretmenlerimize öğrencilerimize, polis memurumuz ve okul çalışanımıza acil şifalar diliyor, olaydan etkilenen öğrenci, öğretmen ve ailelerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin son bulduğu, öğretmenlerimizin güven içinde görev yaptığı, huzurlu ve güvenli eğitim ortamlarının tesis edildiği bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna tüm sendikalar olarak saygıyla duyururuz.