LATMOS İÇİN MİLLİ PARK ÇAĞRISI: “İLERİDE KORUNACAK HİÇBİR ŞEY KALMAYACAK”
Muğla’nın Milas ilçesi ile Aydın’ın Söke ve Koçarlı ilçeleri sınırlarında bulunan Latmos (Beşparmak) Dağları’nın milli park ilan edilmesi için çağrı yapıldı. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, bölgenin eşsiz doğal ve kültürel zenginliklere sahip olduğunu belirterek, “Korunan alan statüsü kazandırılmayan ve her geçen gün tahribatın boyutları artan maden ocakları durdurulamazsa, ileride korunmaya değer hiçbir şey kalmayacak ve bölge tamamen bir çöle dönüşecek” dedi.
Muğla’nın Milas ilçesi ile Aydın’ın Söke ve Koçarlı ilçeleri sınırlarında bulunan Latmos (Beşparmak) Dağları’nın milli park ilan edilmesi için çağrı yapıldı. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, bölgenin eşsiz doğal ve kültürel zenginliklere sahip olduğunu belirterek, “Korunan alan statüsü kazandırılmayan ve her geçen gün tahribatın boyutları artan maden ocakları durdurulamazsa, ileride korunmaya değer hiçbir şey kalmayacak ve bölge tamamen bir çöle dönüşecek” dedi.
“LATMOS, BATI ANADOLU’NUN EŞSİZ DOĞAL MİRASI”
Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, Aydın ve Muğla sınırlarında yer alan Latmos (Beşparmak) Dağları’nın doğal ve kültürel miras açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Sürücü, Batı Menteşe Dağları’nın uzantısı olan Latmos’un Bafa Gölü’nün kuzeyinde, Aşağı Büyük Menderes Havzası’nın güneyinde bulunduğunu belirterek, bölgenin hem doğal hem de kültürel açıdan korunması gereken eşsiz bir alan olduğunu ifade etti.
388 BİTKİ TÜRÜ, 180 KUŞ TÜRÜ
Sürücü’nün verdiği bilgilere göre Latmos bölgesinde 91 familyaya ait 296 cins, 388 tür, 79 alttür ve 29 varyete bulunuyor. Bölgede yapılan araştırmalarda ayrıca 180 kuş, 22 sürüngen, 4 amfibi ve 20 memeli türü tespit edildi.
Sürücü, özellikle nadir ve nesli tehlike altında bulunan türlerin Latmos’un biyolojik zenginliğini ortaya koyduğunu belirterek, bölgede saz kedisi, karakulak ve oklu kirpi gibi türlerin yaşadığını söyledi.
“ANADOLU PARSI’NIN İZLERİ LATMOS’TA”
Latmos’un geçmişte Anadolu parsına da ev sahipliği yaptığını belirten Sürücü, bölgede bu hayvanları yakalamak amacıyla kullanıldığı düşünülen taş tuzakların bulunduğunu ifade etti.
Sürücü, Latmos’un yalnızca bitki ve hayvan çeşitliliğiyle değil, binlerce yıllık doğal ve kültürel mirasıyla da korunması gereken bir alan olduğunu vurguladı.
BİNLERCE YILLIK KAYA RESİMLERİ
Latmos’un en önemli kültürel değerlerinden birinin kaya resimleri olduğunu belirten Sürücü, Alman arkeolog Dr. Anneliese Peschlow tarafından 1994 yılında keşfedilen Latmos kaya resimlerinin bölgeyi dünya çapında önemli bir kültürel miras alanı haline getirdiğini söyledi.
Sürücü, Batı Avrupa’daki Buzul Çağı kaya resimlerinin aksine Latmos’taki resimlerin merkezinde insan figürlerinin bulunduğunu belirterek, kadın-erkek ilişkileri ve aile yaşamının tasvir edildiğini ifade etti.
Dağın farklı noktalarında yeni kaya resimlerinin bulunmaya devam ettiğini söyleyen Sürücü, yapılacak araştırmalarla daha birçok eserin ortaya çıkarılmasının mümkün olduğunu kaydetti.
ANTİK YOLLAR, KALELER, MANASTIRLAR…
Latmos’un tarih boyunca farklı uygarlıklara ev sahipliği yaptığını belirten Sürücü, bölgede Tarih Öncesi Dönem'den Hellenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine kadar uzanan çok sayıda kültürel iz bulunduğunu söyledi.
Bölgede antik dönemlere ait döşeme taş yollar, Bizans döneminden kalma kaleler, savunma yapıları, evler, manastırlar ve manastır komplekslerinde kaya üzerine işlenmiş fresklerin bulunduğunu belirten Sürücü, bunların Bizans sanatı açısından da önemli olduğunu ifade etti.
“LATMOS SADECE BİR DAĞ DEĞİL”
Latmos’un Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde göçerler tarafından da kullanıldığını belirten Sürücü, bölgede çok sayıda yayla ve kışla yerleşiminin bulunduğunu söyledi.
Sürücü, bugün de bazı köylerde geleneksel yaşamın sürdüğünü, yöre halkının zeytincilik, arıcılık, hayvancılık ve kısmen turizmden geçimini sağladığını belirtti.
“EKOTURİZM İÇİN EŞSİZ BİR ALAN”
Latmos’un konumu itibarıyla da önemli bir avantaja sahip olduğunu belirten Sürücü, bölgenin Bodrum, Didim ve Kuşadası gibi önemli turizm merkezlerinin arasında yer aldığına dikkat çekti.
Sürücü, doğal ve kültürel zenginlikleriyle Latmos’un doğayı ve kültürel mirası koruyan, yöre halkına ekonomik katkı sağlayan ekoturizm açısından Türkiye’nin en önemli alanlarından biri olabileceğini söyledi.
MİLLİ PARK İÇİN İLK ADIM ATILDI
Sürücü, Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 4. Bölge Müdürlüğü’nün teklifi üzerine, DKMP Genel Müdürlüğü uzmanlarınca 2025 yılı Kasım ayında Latmos’ta kapsamlı arazi incelemeleri ve sınır tespit çalışmaları yapıldığını belirtti.
EKODOSD’un da bu çalışmalara fiili katkı sunduğunu ifade eden Sürücü, incelemelerde Latmos’un doğal ve kültürel değerleri ile milli park statüsü açısından taşıdığı önemin yerinde değerlendirildiğini kaydetti.
“MİLLİ PARK SÜRECİ BİR AN ÖNCE TAMAMLANMALI”
Bahattin Sürücü, yapılan çalışmaların ardından Latmos’un milli park ilan edilmesi yönündeki sürecin bir an önce sonuçlandırılması gerektiğini belirterek, bölgenin etkin bir koruma statüsüne kavuşturulması çağrısında bulundu.
“MADENLER DURDURULMAZSA LATMOS ÇÖLE DÖNECEK”
Latmos’un sahip olduğu tüm doğal ve kültürel zenginliklere rağmen ciddi bir tahribat tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirten Sürücü, özellikle maden faaliyetlerine dikkat çekti.
Sürücü, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Latmos (Beşparmak) Dağları barındırdığı eşsiz doğa ve kültür hazinelerinin yanı sıra, üzüntü vericidir ki dünyada eşi görülmemiş şekilde bir doğa tahribatına sahne olmaktadır. Korunan alan statüsü kazandırılmayan ve her geçen gün tahribatın boyutları vahşi bir şekilde artan maden ocakları durdurulamazsa, ileride korunmaya değer hiçbir şey kalmayacak ve bölge tamamen bir çöle dönüşecektir.”
“DOĞAL VE KÜLTÜREL PEYZAJ GERİ DÖNÜŞSÜZ YOK OLABİLİR”
Maden faaliyetlerinin bölgenin doğal ve kültürel peyzajına zarar verebileceğini savunan Sürücü, bunun yöre halkını da olumsuz etkileyebileceğini belirtti.
Sürücü, “Maden ocaklarının yarattığı geri dönülmez tahribatlar bölgenin doğal ve kültürel peyzajını yok edecek. Kendi kültürlerini devam ettirerek geleneksel yaşamlarını sürdüren, dağın olanaklarından yararlanan ve gelecekte oluşacak ekoturizm faaliyetlerinden kazanımları olacak yöre insanlarının son yıllarda çektiği sıkıntılar ve üzüntüler artarken, geçmişin tüm zenginlikleri kaybedilecektir” dedi.
“BU KEYFİ BİR KARAR DEĞİL, HAYATİ BİR İHTİYAÇ”
Latmos’un milli park ilan edilmesinin yalnızca çevrecilerin talebi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Sürücü, koruma kararının doğal ve kültürel mirasın yanı sıra bölgede yaşayan insanların geleceği açısından da büyük önem taşıdığını söyledi.
Sürücü, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Latmos (Beşparmak) Dağları’nın milli park statüsü ile koruma altına alınması keyfi bir karar değil; ülkemizin doğası, kültürel varlıkları ve içinde yaşayan insanlarıyla birlikte vazgeçilmez, hayati derecede önemli bir karardır.”
Sürücü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalara tüm bakanlıkların, yerel yönetimlerin, siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının destek vermesini isteyerek, “Bu kutsal dağın kurtarılmasını diliyoruz” dedi.



