ESRA CEZAEVİNDE BİZ AKBELENDE TUTUKLUYUZ İkizköy Akbelen’den bu feryadı duyun
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy Akbelen’de tam 7 yıldır Limak ve İÇTAŞ’ın katlettiği ormanları ve tarlalarını korumak için direnen köylülerin feryadı bugün bir kez daha yükseldi.Düzenlenen dayanışma mitinginde şiirler okundu, ağıtlar yakıldı, acele kamulaştırmanın bir an önce iptal edilmesi ve tutuklu bulunan Esra Işık’ın salıverilmesi istendi.
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy Akbelen’de tam 7 yıldır Limak ve İÇTAŞ’ a karşı tarlalarını korumak için direnen köylülerin feryadı bugün bir kez daha yükseldi.
Esra Işık Onurumuzdur, Limak Ormanlarımızdan, Defol Direne Direne Kazanacağız, Akbelen Bizimdir Bizim Kalacak sloganlarının atıldığı eylemde günün konuşmasını gözyaşları içinde İkizköy Muhtarı Nejla Işık yaptı.
ESRA KIZIM CEZAEVİNDE BİZ AKBELEN’DE TUTUKLUYUZ
Işık konuşmasında “Tam yedi yıldır, her gün her hafta hher ay yüzyıllardır korunan ormanlarımızı, zeytinliklerimizi köyümüzü , yaşam alanlarını iki şirketten korumak için 24 saat mücadele veriyoruz. 7 yıldır gözümüze uyku girmedi. Çekmediğimiz acı kalmadı. Niçin topraklarımızı ağaçlarımızı vatan toprağını koruduğumuz için. Kızım Esra toprağını savunduğu için yaşam ve doğa katliamına sahip çıktığı engel olmaya çalıştığı için 20 gündür cezaevinde. Yüreğimiz yangın yeri ikiz köyde kızım 20 gündür İzmir kapalı cezaevinde tutuklu biz Akbelen'de tutukluyuz ama tüm kötülükler inat tüm haksızlıklara inat buradayız dimdik ayaktayız 7 yıldır ben bir anneyim bu hayatta iki çocuğu için tutulmuş bu mücadeleyi çocukları ve geleceği için mücadele vermiş bir anneyim Esra cezaevinde dimdik duruyor biliyorum biz de burada dimdik duruyoruz çok güçlüyüz çünkü toprağımıza öyle bağlıyız ki bunun karşısında hiçbir güç duramaz biliyorum bizi buradan sürgün etmeye çalışanlar emellerine ulaşamayacaklar eşyanaklı bugün burada biliyorum Esra kızım gelecek ve mücadelesine devam edecek benim çocuğum sadece toprağını korudu evim dedi yurdum dedi toprağım dedi evini köyünü korumaya çalıştı kimsenin söyleyemediğini haykırdı Milas bir şirketten büyüktür dedi Muğla akbelen'e sahip çık dedi. Muğla’da Ankara’da çalmadığımız kapı gitmediğimiz kişi kalmadı. Sesimizi duyurmak için , artık bu İkizköy Akbelenden feryadımızı çığlığımız duysunlar Acele Kamulaştırma’yı iptal etsinler. Aytaç ablanın dediği gibi biz göçmen kuşlarmışız oradan oraya sürülecek.İş işten geçtikten sonra hayatlarımız karardıktan sonra lehimize karar verilmesinin bir anlamı kalmayacak” dedi.
6 GÜNDE 690 PARSELİN KEŞFİNİ YAPTILAR
Işık açıklamasına “Esra’yı tutukladılar 6 günde 690 arsanın keşfini yaptılar. Kızım tutuklandığı gün evimize de keşfe geldiler. Yeter artık bizlere çektirdikleri zulüm” dedi.
Nejla Işık gözyaşları içinde Esra’nın gönderdiği mektubu okudu:
“Köyümden, toprağımdan kilometrelerce uzakta, bir sürgündeyim. Duyduğum, öğrendiğim kadarıyla köyümüze bahar gelmiş. Toprağımın kokusunu çok özledim, evimi, köyümü, ailemi, insanlarımızı çok özledim. En kısa sürede gelip mücadelemize kaldığım yerden devam edeceğim. Kimsenin şüphesi olmasın, kimse beni merak etmesin.
Herkesin yüreği Atbelen’de olsun. Köyümüz, zeytinlerimiz, mücadelemiz iyi ve güçlü olacaksa ben de iyiyim, ben de güçlüyüm.
Gözüm kulağım danıştay ve Anayasa Mahkemesi’nden gelecek bir durdurma kararında. Her güne umutla, inançla başlıyorum. Toprağıma sahip çıkma emeklerimiz boşa çıkmayacak biliyorum. Bu şirketlere imtiyaz tanıyanlara, yolunu açanlara, biz köylüleri görmeyenlere buradan soruyorum:
Siz hiç atalarınızın mezarlarını, kemiklerini taşımak zorunda kaldınız mı?
Siz hiç yüzyıllık emeğinizin, tüm geçmişiniz ve geleceğinizin bir gecede elinizden alınmasının ne demek olduğunu yaşadınız mı?
Aranızda hiç bir köylü çocuğu yuhut karnını, ailesini bu topraklardan doyurmak zorunda kaldı mı?
Biz sadece toprağımızı, yuvamızı, geleceğimizi savunduk. Bu memleketin zenginlikleri insanların, yurttaşların bir şirketin kârından daha değerlidir dedik. Akbelen’e omuz veren, yüreğini mücadelemizle koyan herkese kucak dolusu sevgi ve selamlarımla.
Köyümüze sahip çıkacağımıza, mücadelemizi büyüteceğimize olan inancımla köyüme, ağaçlarıma sarılabilmek için gün sayıyorum.
Emeğimiz, alın terimiz, zeytinlerimiz ve köylerimiz YK Enerji Şirketi’nden büyüktür.
Vazgeçmek, boyun eğmek, geri adım atmak yok.
Biz haklıyız.
Direnmeye devam!
ÜRÜN GİTTİKTEN SONRA KÖMÜRMÜ YİYECEKLER
Akbelenli köylülerden 60 yaşındaki Melahat Çuha “Üretim yapıyoruz, zeytinimiz ile sebzemiz ile, verimli tarlaları maden yapacaklar, ne zeytin ne sebze ne meyve kalacak üretimde olmayacak, iki şirketin karı için güzelim arsaları cehenneme çeviriyorlar. Biz ne yiyeceğiz. Neyle geçineceğiz. Köylü üretmezse onlar ne yiyecek kömürmü yiyecekler. Arsalarımızı kömürcü şirketlere vermeyeceğiz” dedi.
Çamköy'den 6 yıldır mücadelenin içinde olan çiftçi Turgut Yalçın'ın yazdığı ve okuduğu Zeytin Ağacı isimli şiir büyük beğeni kazandı.
Sert esince rüzgar biraz nazlanır,
Zamanı gelince meyvesi tek tek toplanır,
Yeşili ayrı, siyahı ayrı tuzlanır,
Yağı için fabrikalara yollanır,
Yaz kış yemyeşil yaprağı ölmez
ZEYTİN AĞACI.
Gövdesi Ahtapot kollu yedi dallı,
Herbir dalında bilmem ne gizemler saklı,
Genci yaşlısı herkes zeytine sevdalı,
Canımın içi
ZEYTİN AĞACI.
Bak tepesine yemyeşil çimenlik,
Gövdesi oyuk içi sanki samanlık,
Kök çapı genişlemiş bilmem kaç asırlık,
Gölgesinde serinlediğim ZEYTİN AĞACI.
Oturup uzun uzun baktım endamına,
Demleyip çayımı içtim altında kana kana,
Sağlığımızın ilacı canım ZEYTİN AĞACI.
YALÇIN derki dalı barış, yaprağı umut,
Eyyy halkım uyan artık sendedir umut,
Yağı Coğrafi işaretle simgelenmiş canım ZEYTİN AĞACI...





