Bodrum Çevre Platformu : COP31 Antalya Yolunda: Uygulama Zirvesi mi, Yeni Bir Vaatler Toplantısı mı?

Bodrum Çevre Platformu, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleşecek olan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde kritik bir değerlendirme yayımladı. Platform adına açıklama yapan Av. Remzi Kazmaz, zirvenin kâğıt üzerinde kalan bir söylem organizasyonuna mı yoksa sahada somut adımların atıldığı gerçek bir dönüşüme mi dönüşeceğini yakından takip edeceklerini vurguladı.

Bodrum Çevre Platformu : COP31 Antalya Yolunda: Uygulama Zirvesi mi, Yeni Bir Vaatler Toplantısı mı?
Bodrum Çevre Platformu : COP31 Antalya Yolunda: Uygulama Zirvesi mi, Yeni Bir Vaatler Toplantısı mı?

Geçmiş COP Kararları ve Çözülemeyen Dengeler

İklim krizine karşı küresel düzeyde alınan kararları ve bunların yetersizliklerini özetleyen Av. Remzi Kazmaz, geçmiş zirvelerden bugüne uzanan tabloyu şu şekilde aktardı:

COP27 (Kayıp ve Zarar Fonu): İklim krizinden en çok etkilenen hassas ülkeler için bir fon kurulması kabul edildi.

COP28 (Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma): Enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan kademeli olarak uzaklaşma hedefi uluslararası metinlere girdi.

COP29 (Finansman Hedefi): Gelişmiş ülkelerin 2035’e kadar yıllık 300 milyar dolar iklim finansmanı sağlaması kararlaştırıldı. Ancak bu tutar, gelişmekte olan ülkelerin reel gereksinimlerinin çok altında kaldı ve kaynağın ne kadarının kamu desteği olacağı belirsizliğini korudu.

COP30 (Uyum ve Adil Geçiş): Küresel uyum göstergeleri kabul edilirken, uyum finansmanının 2035’e kadar üç katına çıkarılması çağrısı yapıldı. Emekçilerin ve yerel halkların dönüşüm sürecinde mağdur olmaması adına Belém Eylem Mekanizması ile Küresel Uygulama Hızlandırıcısı hayata geçirildi.

Fosil Yakıtlardan Çıkış ve Türkiye’ye Yansımaları

COP30’da fosil yakıtlardan çıkışa dair bağlayıcı bir yol haritasının resmî kararlara dâhil edilemediğine dikkat çeken Kazmaz, Brezilya başkanlığının bu süreci COP dışında yürütme kararını hatırlatarak Antalya’daki zirvenin bu konuda turnusol kâğıdı işlevi göreceğini belirtti.

İklim kararlarının Türkiye’deki günlük yaşama etkilerine değinen Kazmaz; kuraklık, sel, tarımsal verimlilik, suya erişim, enerji politikaları ve istihdam gibi alanların doğrudan bu süreçten etkilendiğini ifade etti. Bir COP kararının tek başına sorunları çözmeyeceğini belirten Kazmaz, kararların Türkiye’de hangi politikalarla ve kimin yararına uygulanacağının belirleyici olduğunu vurguladı.

Çıkar Çatışmaları ve Şeffaflık Vurgusu

Bodrum Çevre Platformu adına sürece dair temel eleştirel soruları sıralayan Av. Remzi Kazmaz, iklim müzakerelerinde kararların kimler tarafından şekillendirildiğinin sorgulanması gerektiğini belirterek şu hususlara dikkat çekti:

Halkların Katılımı: İklim krizinin etkilerini doğrudan yaşayan köylülerin, işçilerin, yerel halkların, gençlerin ve çevre örgütlerinin karar mekanizmalarında ne ölçüde söz sahibi olduğu şeffafça görülmelidir.

Sermaye ve Fosil Yakıt Lobileri: İklim görüşmelerine katılan fosil yakıt temsilcileri ve kirletici sektörlerin kararlar üzerindeki etkisi denetlenmeli, çıkar çatışmalarının önüne geçilmelidir.

Finansmanın Niteliği: Özel sermayeye açılan iklim finansmanının yeni borç yükleri ve kâr alanları yaratıp yaratmadığı, doğayı ve halkı gerçekten koruyup korumadığı kamuoyuna açıkça açıklanmalıdır.

"Takipçisiyiz"

COP zirvelerinin küresel diplomasi açısından göz ardı edilemeyecek bir zemin sunduğunu söyleyen Av. Remzi Kazmaz, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

"COP31’in başarısını süslü açıklamalarla değil, somut sonuçlarla ölçeceğiz. Taahhütler uygulanıyor mu? İklim finansmanı gerçekten ihtiyaç duyan halklara ulaşıyor mu? Fosil yakıtlardan çıkış için açık ve denetlenebilir bir yol haritası çiziliyor mu? Kirletenler sorumluluk alıyor mu? Antalya’da verilecek yanıtlar zirvenin niteliğini belirleyecek. İklim müzakereleri ancak halkların yaşamını, doğayı ve gelecek kuşakların hakkını merkeze aldığı sürece anlam taşır. Bodrum Çevre Platformu olarak sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız."