TOSKANA’YI YOK EDİYORLAR! LATMOS’UN EŞSİZ DOĞASI VAHŞİ ÇÖP DÖKÜMÜNÜN HEDEFİNDE
Beşparmak (Latmos) dağlarında Toskana’ya benzetilen Yaylaköy’ün doğal peyzajı, dere yataklarına dökülen inşaat atıkları, plastikler, lastikler ve çeşitli çöpler nedeniyle tehdit altında. EKODOSD, doğal yaşam alanlarının tahrip edildiğini belirterek sorumlu kurumlara acil müdahale çağrısı yaptı.
Latmos (Beşparmak) Dağları’nda önemli arkeolojik keşiflere imza atan Alman arkeolog Dr. Anneliese Peschlow’un hayranlıkla izlediği Kuşadası Yaylaköy’ün eşsiz doğal güzellikleri, kontrolsüz atık dökümü nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Akdeniz servileri, makilikler, zeytin bahçeleri ve kızılçam ormanlarıyla dikkat çeken bölgedeki dere yataklarının atıklarla doldurulduğu bildirildi.
DERE YATAKLARI ÇÖP ALANINA DÖNÜŞTÜ
Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) tarafından yapılan açıklamada, Yaylaköy’ün alt kesimlerindeki Çömlekçi mevkiinden başlayarak kızılçam ağaçlarının arasından geçen dere yataklarına her gün kamyon ve traktörlerle çeşitli atıkların döküldüğü belirtildi.
İnşaat molozları, asfalt atıkları, plastikler, araç lastikleri, ev eşyaları, büro malzemeleri, kimyasal atıklar ve bahçe çöplerinin gelişigüzel bırakıldığı alanda, doğal yaşamın giderek tahrip edildiğine dikkat çekildi.
Atıkların dere yataklarını kapattığı, suyun doğal akışını engelleyebilecek dolgular oluşturduğu ve kirliliğin çevredeki zeytinlikleri de olumsuz etkilediği ifade edildi. Atık yığınlarının kızılçam ormanlarına doğru ilerlediği, doğal bitki örtüsü ve yaban hayatının tehdit altında olduğu vurgulandı.
“BURASI TOSKANA’YA BENZİYOR”
Alman arkeolog Dr. Anneliese Peschlow, 2010 yılında Kuşadası’na geldiğinde Yaylaköy’ün tepelerinden görülen doğal manzaradan etkilenerek bölgeyi İtalya’nın Toskana yöresine benzetmişti.
Tülüşah gibi endemik ve nadir bitki türlerini barındıran makilikler, vadiler boyunca uzanan zeytinlikler, dere yataklarını çevreleyen kızılçamlar ve Kuşadası Körfezi’nin Millî Park’la buluştuğu peyzaj, bölgenin en önemli doğal değerleri arasında yer alıyor.
EKODOSD, doğal ve kültürel mirasını, geleneksel tarımını ve kırsal peyzajını koruyarak dünyaca tanınan Toskana örneğine dikkat çekerek Kuşadası’ndaki doğal alanların da korunması gerektiğini vurguladı.
“DOĞA GERİ DÖNÜŞÜ ZOR TAHRİBATLA KARŞI KARŞIYA”
Kuşadası’nda doğal peyzajın beton yapılarla kuşatıldığını, geriye kalan doğal alanların ise kontrolsüz atık dökümünün hedefi haline geldiğini belirten dernek, bölgenin bir çöp veya atık depolama alanı olmadığını, doğal yaşam alanı olduğunu vurguladı.
Açıklamada, dere yataklarının atıklarla kapatılmasına ve suyun doğal akışını engelleyen uygulamalara karşı ilgili mevzuat kapsamında müdahale edilmesi gerektiği belirtildi. Atık dökenler hakkında idari yaptırımlar uygulanması, dökülen malzemelerin kaldırılması ve alanın eski haline getirilmesi için gereken masrafların sorumlulara yükletilmesi çağrısında bulunuldu.
KAMU KURUMLARINA ACİL ÇAĞRI
EKODOSD, vahşi atık dökümünün önlenmesi için alana girişin kontrol altına alınmasını, girişe uyarı tabelası yerleştirilmesini, gerekli izin ve mevzuat çerçevesinde kamera sistemi kurulmasını ve düzenli denetimler yapılmasını istedi.
Dernek ayrıca alana daha önce dökülen atıkların kaldırılmasını, zarar gören doğal yaşam alanlarının yeniden korunmaya alınmasını ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını talep etti.
Açıklamada, gerekli önlemlerin alınmaması halinde dere yataklarının, doğal bitki örtüsünün ve yaban hayatının geri dönüşü güç zararlarla karşılaşabileceği uyarısı yapıldı.
EKODOSD, bir zamanlar hayranlıkla izlenen ve Toskana’ya benzetilen Yaylaköy’ün bir atık döküm alanına dönüşmesine seyirci kalınmaması gerektiğini belirterek tüm sorumlu kamu kurumlarını göreve çağırdı.



