Bodrumlu Kadın Avukatlar “Şüpheli Ölüm Yoktur, Cinayet Şüphesi Vardır!”

Bodrum Adliyesi önünde bugün açıklama yapan kadın avukatlar “Şüpheli kadın ölümlerindeki artış, cezasızlık riskini büyüten ciddi bir politika sorunudur. Şüpheli Ölüm Yoktur, Cinayet Şüphesi Vardır!” dediler.

Bodrumlu Kadın Avukatlar “Şüpheli Ölüm Yoktur, Cinayet Şüphesi Vardır!”
Bodrumlu Kadın Avukatlar “Şüpheli Ölüm Yoktur, Cinayet Şüphesi Vardır!”

Bodrum Adliyesi önünde bugün açıklama yapan kadın avukatlar “Şüpheli kadın ölümlerindeki artış, cezasızlık riskini büyüten ciddi bir politika sorunudur. Şüpheli Ölüm Yoktur, Cinayet Şüphesi Vardır!” dediler.

Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu kadın avukatlar bugün Bodrum Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

Avukatlar adına açıklamayı Zeynep Erduran okudu.

Erduran açıklamasında şunları söyledi.

***Türkiye'de devlet mekanizmalarının korumadığı, yargının cezalandırmadığı bu düzende kadınlara reva görülen yaşam; güvencesizlik, şiddet ve sessizliğe mahkûm edilmekten ibarettir. Kadınlar açısından en temel insan hakkı olan yaşam hakkı hâlâ ciddi bir tehdit altındadır. Kadına yönelik erkek şiddeti, bireysel ve münferit olaylar olarak değil; toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden beslenen sistematik bir tahakküm biçimi olarak ele alınması gereken bir sorundur.

ŞÜPHELİ ÖLÜM YOKTUR, CİNAYET ŞÜPHESİ VARDIR!

***Ülkemizde 2025 yılı verilerine göre, tarihimizde ilk kez şüpheli kadın ölümleri sayısının kadın cinayetleri sayısını aştığı bir tabloyla karşılaştık. Bu durum, birçok kadın ölümünün etkin şekilde soruşturulmadığını ve aydınlatılmayan "şüphelerden" erkek faillerin yararlandırıldığını göstermektedir. Şüpheli kadın ölümlerindeki artış, cezasızlık riskini büyüten ciddi bir politika sorunudur.

***Anayasa’nın 17. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesi devletlere yaşam hakkını koruma ve ihlalleri etkin şekilde soruşturma yükümlülüğü yükler. Şüpheli olarak kaydedilen her kadın ölümü, etkin, bağımsız ve tarafsız biçimde soruşturulması gereken bir adli vakadır. Soruşturmaların eksik yürütülmesi veya dosyaların hızla kapatılması, devletin pozitif yükümlülüklerinin ihlalidir.

***Bu tablonun Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesiyle ilgili olduğunu biliyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilmesi, kadınların hayatından bilinçli bir vazgeçiştir. Uluslararası standartlardan uzaklaşılması, kadınları koruyan mekanizmaları zayıflatmış ve ciddi boşluklar oluşturmuştur.

***Bahar Taş, Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki Hifa İkra Şengüler'in ölümleri gibi vakalar; kadınların ve çocukların korunmadığı, ihmal zincirlerinin ve cezasızlık politikalarının hüküm sürdüğü bir düzenin sonucudur. Ayrıca 11. Yargı Paketi ile gelen infaz düzenlemeleri gibi uygulamalar, faillerde cezasızlık algısı yaratmaktadır. Kadına yönelik şiddetle mücadelede cezalar, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaksızın infaz edilmelidir.

***6284 sayılı Kanun önemli mekanizmalar içerse de, uygulamadaki eksiklikler kadınların yaşam hakkını tehlikeye atmaktadır.

Taleplerimiz ve Kararlılığımız

Kadın avukatlar olarak vurguluyoruz:

  • Kadınların yaşam hakkını korumak devletin birincil görevidir.
  • Her kadın ölümü tek bir şüphe kalmayana dek aydınlatılmalıdır.
  • Koruma ve önleme mekanizmaları eksiksiz işletilmelidir.
  • Şiddet faillerine yönelik infaz sisteminde taviz verilmemelidir.

***Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu olarak; kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam sürdüğü bir toplum için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.