Bodrum’da sahipsiz köpeklerin toplatılmasına çok sert tepki
Muğla’nın Bodrum ilçesinde onlarca hayvansever köpekleriyle birlikte sahipsiz köpeklerin toplatılmasını belediye meydanında düzenlediği eylemde protesto etti.
İstanbul Valiliği tarafından sahipsiz köpeklerin toplatılmasına yönelik verilen talimat, hukukçular ve hayvan hakları savunucuları tarafından sert bir dille eleştirilirken Muğla hayvan Hakları Platformu tarafından belediye meydanında akşam saatlerinde eylem ve basın açıklaması düzenlendi.
Bodrum Hayvan Hakları Derneği Başkanı Füsun uslu ve dernek üyeleride eyleme destek verdi. Köpek Katliamına Hayır, Destek Ver Biz Ölüyoruz, Türkiye Bütün Sokak Canlarını Öldürecek, Masumları Öldürmek Bize Yakışmaz yazılı dövizler dikkat çekti.
Yanlarında köpekleri ile birlikte gelen yüze yakın hayvansever, köpeklerin toplatılmasını protesto etti
Platform adına açıklama yapan Açelya Elmas “Bu talimat hemen geri çekilmelidir. Talimatın, sokak hayvanlarının en temel hakkı olan yaşam hakkını doğrudan tehdit ettiğini biliyor ve kabul etmiyoruz. Bugün sadece hayvanlar için değil, vicdan ve adalet için meydanlardayız. Yaşam hakkı pazarlık konusu edilemez. Türkiye’nin dört bir yanından yükselen bu ortak ses, hayvan haklarının anayasal güvence altına alınması konusundaki kararlılığımızın kanıtıdır” dedi.
Eylem ve basın açıklaması sonrası hayvanseverler sessizce dağıldı.
Açıklamanın tam metni: MUĞLA BASIN AÇIKLAMASI
GİRİŞ
"Değerli basın mensupları ve yaşam hakkına sahip çıkan kıymetli halkımız, hoş geldiniz.
Bugün burada Türkiye genelindeki tüm hak savunucularını temsil eden, ana çatımız Hayvan Hakları Platformu ana çatısı altında, Muğla Hayvan Hakları Platformu olarak sarsılmaz bir irademizi beyan etmek için toplandık.
1 Mart’ta Türkiye’nin 10 ilinde başladığımız hareketimiz, bugün, 40 ilde eş zamanlı olarak gerçekleşiyor. İstanbul’dan Diyarbakır’a, Ankara’dan Antalya’ya, İzmir’den Diyarbakır’a ve tam şu an burada, Bodrum’un kalbinden haykırıyoruz! Yaşam hakkı kutsaldır!
1 Mart’ta 10 ilde sorduğumuz o tek kelimelik 'Neredeler?' sorusu, bugün Türkiye genelinde dev bir vicdan hareketine dönüştü. Bizler; ideolojilerin ötesinde, sadece anayasal hakları ve yaşamı savunan gönüllüleriz.
Biz biliyoruz ki; merhametin olmadığı yerde, adalet sadece bir kelimeden ibarettir.
Vicdan ise insanın içindeki en dürüst mahkemedir.
(Bugün 5 Nisan Avukatlar Günü; bizler Türkiye’nin dört bir yanında, adaletin kalesi olan hukukçularımızla omuz omuza, sesi kısılan milyonlarca canın avukatı, davası mahşere kalan masumların sarsılmaz savunucusu olarak buradayız!)
1 Mart’ta başlattığımız o adalet ve vicdan çağrısını, (bugün savunma hakkının kalesi olan hukukçularımızla) sürdürüyoruz. Bugün kendi hakkını arayamayan 'Allah’ın dilsiz kullarının' sesi olmak için toplandık.
Basın açıklamamız için şimdi sözü, sevgili dostum, hayvansever sanatçı Açelya Elmas’a bırakıyorum.
İL TEMSİLCİLERİ İÇİN YEREL BÖLÜM:
5199 sayılı yasa, köpeklerin bakımevlerine toplanmasını, bakımevi olmayan belediyelerin 2028 sonuna kadar bakımevi kurmasını emretmesine rağmen, bakanlık, valiliklere gönderdiği genelge ile, yasaya ve dolayısıyla hukuka aykırı olarak, 2028 yılı beklenmeksizin yaşam alanları oluşturularak köpeklerin toplanması talimatı vermektedir. Maalesef Bodrum Belediyesi de dahil olmak üzere, tüm belediyeler para cezasıyla karşılaşmamak için bu talimata uyarak köpekleri, birer kodesten farkı olmayan barınaklara veya “yaşam alanı” tabir edilen, ölüm kamplarına doldurmaktadır. Köpekler buralarda ya katledilmekte ya da birbirlerinden hastalık kaparak, aç kalarak, küçükler büyükler tarafından parçalanarak, çaresizlikten birbirlerini yiyerek hayatlarını kaybetmektedirler.
Yasaya, popülasyonu gerçekten önleyecek tedbirlerden biri olan, üretimin ve satışın durdurulmasına veya yasaklanmasına yönelik herhangi bir hüküm konulmadığı gibi, üretim ve satışı düzenleyen hükümler koyulmuştur. Bu da yöneticilerin popülasyonu önleme konusunda samimi olmadıklarını göstermektedir.
Bu sadece bir hayvan meselesi değildir; bu, toplumun akıl sağlığını ve geleceğini koruma mücadelesidir. Kabul edilen iklim yasasının ardından, ilk olarak köpek ve kediler ile başlayan bu savaş, çok yakında kuşlar ve kirpilere, hatta tüm küçük baş ve büyük baş hayvanlara sıçrayacak ve farkında olmadan sıra bizlere de gelecektir.
O yüzden devir susma devri değil, tam tersi sesimizi çıkarma ve yaşam hakkını savunma devridir.
Bilimsel araştırmalar ve suç psikolojisi verileri göstermektedir ki; hayvana yönelik şiddetin normalleştiği bir toplumda, şiddet sarmalı hızla insana, kadına ve çocuğa yönelir. Son 2 yıldır bu eğilimin ülkemizdeki izlerini acıyla izliyoruz.
Anayasa Madde 56 uyarınca herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir; hayvanları ekosistemden denetimsizce koparmak hem biyolojik dengeyi bozmakta hem de toplumsal güvenlik zafiyetine yol açmaktadır.
Bu nedenle; Baroların Hayvan Hakları Komisyonlarını, Veteriner Hekim Odalarını, Psikolog, Sosyolog ve STK’ları bu eşgüdümlü izleme sürecine paydaş olmaya davet ediyoruz.
İç işleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Türkiye genelinde sokakta yaşayan canların %75 inin toplandığı büyük bir gururla açıklandı. Toplanan canlar, sıcak, kuru bir ortamda, karınları tok ve refah içinde yaşıyor gibi gösterilmektedir. Ancak Bilecik, Bozüyük, Bucak, Balıkesir, Edremit Barınaklarında yaşananlar ve görüntüler olayın hiç de öyle olmadığını, tam tersi zulüm ve kıyımın her yerde gezdiğini net bir şekilde göstermektedir. Hayvan Hakları İzleme Kurumunun son bir yılda 4 milyon hayvanın öldürüldüğünü tespit etmiştir.
Merhamet duygusunu yitirmiş bir toplum, kendi geleceğini kendi elleriyle karartır.
Emanete hıyanet eden, kendi ümmetinden olana zulmeden, kalbindeki merhameti söküp atan bir zihniyetin adaletinden bahsedilemez.
Talebimiz nettir:
Amaç hayvanları öldürmek değil, yaşatmak olmalıdır.
Toplanan her canın kaydı dijital ortamda halka açılmalı.
Yerinde Kısırlaştır-Aşılat- Yaşat modeli uzman denetiminde uygulanmalı ve kapalı kapılar ardındaki süreçler sivil denetime açılmalıdır.
Unutulmamalıdır ki; bir toplumun ahlaki seviyesi, en savunmasız olanlara gösterdiği merhametle ölçülür. Biz konuşmazsak, vicdanımız susacak.
Hukuk çerçevesinde, sağduyuyla ve Türkiye’nin her köşesindeki gönüllü ağımızla buradayız.
Bu bir çağrıdır; geleceğimiz ve çocuklarımızın akıl sağlığı için bu şeffaf ve merhametli yolculuğa paydaş olun.
Yaşam haktır, vazgeçilemez!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.





