MUÇEP’ten Datça’da Sert Mesaj: “Doğayı Savunmak Suç Değil, Haktır” “ÖLÜMÜ DEĞİL YAŞAMI SAVUNACAĞIZ”
Muğla Çevre Platformu (MUÇEP), 10. kuruluş yılı kapsamında Datça’da gerçekleştirdiği 38. Genel Meclis Toplantısı sırasında önemli açıklamalarda bulundu. Platform üyeleri, hem Akbelen’de yaşanan gelişmelere hem de Datça’daki yat limanı projesine sert tepki gösterdi.
AKBELEN DİRENİŞİNE DESTEK: “ESRA IŞIK SERBEST BIRAKILMALI”
Açıklamada, Akbelen’deki çevre mücadelesine dikkat çekilerek yaşam savunucusu Esra Işık’ın tutuklanmasına tepki gösterildi. MUÇEP temsilcileri, Işık’ın köylülerin geçim kaynaklarını korumak amacıyla direniş gösterdiğini vurgulayarak, tutuklanmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Platform tarafından yapılan açıklamada, “Toprağını, emeğini ve yaşam alanını savunmak anayasal bir haktır. Bu nedenle Esra Işık derhal serbest bırakılmalıdır” denildi.
Ayrıca bölgede faaliyet gösteren termik santrallerin kapatılması ve maden ruhsatlarının iptal edilmesi çağrısında bulunuldu.
DATÇA YAT LİMANI PROJESİNE TEPKİ
MUÇEP üyeleri, açıklamanın yapıldığı Datça Yat Limanı önünde projeye karşı olduklarını bir kez daha dile getirdi. Tamamı Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Datça’da yürütülen bu projenin doğaya ciddi zararlar vereceği savunuldu.
Açıklamada, yat limanının deniz çayırları, su kaynakları, orman alanları ve bölgedeki ekosistem üzerinde geri dönüşü zor tahribatlar oluşturacağına dikkat çekildi. Projenin yerel halkın yaşamını da olumsuz etkileyeceği belirtildi.
“BİLİRKİŞİ RAPORLARI DİKKATE ALINMADI”
MUÇEP, yat limanı projesine karşı açılan davalarda bilim insanlarının hazırladığı raporlarda projenin zararlarının açıkça ortaya konulduğunu hatırlattı. Ancak üst mahkemenin bu raporları dikkate almayarak yerel mahkemenin kararını bozduğu ifade edildi.
Bu durumun çevre davalarında adaletin işleyişine yönelik ciddi soru işaretleri doğurduğu vurgulandı.
ÇEVRE DAVALARINDA ÜST MAHKEME KARARLARINA TEPKİ
Platform, yalnızca Datça’da değil, Muğla’nın farklı bölgelerinde ve çevre illerde açılan davalarda da benzer kararların verildiğini belirtti. Bodrum-Milas Tuzla Sulak Alanı, Marmaris Kızılbük ve çeşitli ormanlık alanlarda yürütülen projelere karşı kazanılan davaların üst mahkemelerden döndüğü ifade edildi.
Bu durumun çevre mücadelesinin yalnızca hukuk yoluyla sürdürülemeyeceğini ortaya koyduğu kaydedildi.
“MÜCADELE SADECE MAHKEME SALONLARINDA VERİLMEZ”
MUÇEP açıklamasında, çevre mücadelesinin toplumsal ve siyasal bir boyutu olduğuna dikkat çekildi. Ekoloji mücadelesinin, emek, kadın ve özgürlük mücadeleleriyle birlikte yürütülmesi gerektiği vurgulandı.
Platform, yaşam alanlarını korumak için sokakta ve sahada da mücadeleye devam edeceklerini belirtti.
10 YILLIK MÜCADELE: MUÇEP’İN KURULUŞ AMACI
2016 yılında Akyaka’da kurulan MUÇEP’in, doğayı koruma amacıyla birçok sivil toplum kuruluşu ve yurttaşın bir araya gelmesiyle oluşturulduğu hatırlatıldı.
Platformun, Muğla genelinde orman tahribatı, kıyı işgalleri, maden faaliyetleri, termik santraller ve su kaynaklarının ticarileştirilmesi gibi pek çok konuda aktif mücadele yürüttüğü ifade edildi.
İKLİM ZİRVESİ MESAJI: “HALKLARIN SESİ DUYULMALI”
Açıklamada, Kasım ayında Antalya’da düzenlenmesi planlanan İklim Değişikliği Konferansı’na da değinildi. Bu tür uluslararası toplantılarda halkın yeterince temsil edilmediği savunularak, daha kapsayıcı bir yaklaşım çağrısı yapıldı.
MUÇEP, devletler arası zirvelere karşı “Halkların İklim Zirvesi” girişimlerini destekleyeceklerini duyurdu.
“ÖLÜMÜ DEĞİL, YAŞAMI SAVUNACAĞIZ”
MUÇEP, 10. yılında da doğa ve yaşam mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini vurgulayarak açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Doğayı talana açan politikalara karşı durmaya devam edeceğiz. Ölümü değil, yaşamı savunacağız.”





