Milas İkizköy avukatlarından İpek Sarıca Kamulaştırma ile ilgili akşam saatlerinde basın açıklaması yaptı.
Milas İkizköy avukatlarından İpek Sarıca Kamulaştırma ile ilgili akşam saatlerinde basın açıklaması yaptı.
Milas İkizköy avukatlarından İpek Sarıca Kamulaştırma ile ilgili akşam saatlerinde basın açıklaması yaptı.
Sarıca açıklamasında şunları söyledi:
Muğla’nın Milas ilçesi ve çevresinde, özellikle Akbelen ve İkizköy hattında yıllardır süren süreç, termik santrallere kömür sağlamak amacıyla maden sahalarının genişletilmesi girişimleriyle başlamış; bu doğrultuda ormanlar, tarım alanları ve zeytinlikler birer birer maden faaliyetlerine açılmıştır. Bu süreç boyunca bölge halkı, zeytinliklerini, geçim kaynaklarını ve yaşam alanlarını korumak için defalarca hukuki mücadele yürütmüş; açılan davalar, keşifler ve mahkeme süreçleri devam ederken 10 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararı ile yüzlerce taşınmaz için yeniden acele kamulaştırma kararı alınmıştır. Oysa yörede yaşayanlar açısından mesele yalnızca mülkiyet değil, yaşam alanlarının ve geleceğin korunmasıdır.
Acele kamulaştırma kararları Milas’ın Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacahisar ve Karaağaç Mahallerindeki tarım alanları ile zeytinlikleri kapsamaktadır. Bu alanlarda yalnızca tarım arazileri değil, köylülerin yıllardır yaşadığı konutlar, avlular ve yerleşim alanları da kamulaştırma kapsamına alınmıştır. Bu durum, yurttaşların yalnızca toprağını değil, doğrudan evini ve yaşam alanını kaybetmesi anlamına gelmektedir. Daha önce de köylerin boşaltıldığı, yurttaşların defalarca yer değiştirmek zorunda bırakıldığı ve zeytinliklerin maden sahasına dönüştürüldüğü bilinmektedir. Kamulaştırmalar yalnızca mülksüzleştirmeye değil, göçe, tarımsal üretimin bitmesine ve köy yaşamının çözülmesine yol açmaktadır. Zeytinliklerin ve yerleşim alanlarının maden sahasına dönüştürülmesi, bölgenin ekolojik dengesini ve yöre halkının geçimini doğrudan ortadan kaldırmaktadır.
Dava konusu acele kamulaştırma kararları ise başta mülkiyet hakkı olmak üzere, çevre hakkı, yaşam hakkı ve yerleşme özgürlüğü açısından ciddi hukuka aykırılıklar barındırmaktadır. Zeytinliklerin korunmasına ilişkin özel mevzuat ve daha önce verilmiş yargı kararları yok sayılarak, devam eden davaların sonuçları beklenmeden yeni kamulaştırma kararlarının alınması, hukuki güvenlik ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Üstelik kamu yararı gerekçesi ileri sürülmesine rağmen, elektrik üretimi açısından zorunlu bir durum bulunmadığına ilişkin teknik raporlar ve bilimsel değerlendirmeler de mevcuttur.
Bu nedenle bölgede taşınmazları acele kamulaştırma kapsamına alınan yurttaşlar adına, 200 parseli kapsayan toplam 96 ayrı dava açılmıştır. Açılan bu davalar yalnızca bireysel mülkiyet haklarının korunması için değil; tarım alanlarının, zeytinliklerin, köy yerleşimlerinin ve yaşam alanlarının korunması için yürütülen toplumsal bir hukuk mücadelesidir. Her bir dava, köylülerin yaşam alanlarını koruma iradesinin hukuki karşılığıdır.
Bu noktada yargı makamlarını, süreci hukuk devleti ilkesine uygun şekilde ve acele kamulaştırmanın olağanüstü niteliğini gözeterek değerlendirmeye çağırıyoruz. Acele kamulaştırma ancak gerçekten zorunlu ve istisnai durumlarda uygulanabilecek bir yöntemdir. Oysa burada acelelik hali bulunmadığı gibi, yıllardır devam eden bir madencilik planının kamulaştırmayı acil bir ihtiyaç gibi sunması hukuken kabul edilebilir değildir. Yargıdan beklentimiz, yurttaşların mülkiyet hakkını, çevre hakkını ve adalete erişim hakkını koruyan kararlar vermesidir.
Kaldı ki dava konusu alanlarda daha önce de acele kamulaştırma kararları alınmış, hatta bazıları kısa süre sonra geri çekilmiş veya yeniden gündeme getirilmiştir. Aynı alanlar için tekrar tekrar kamulaştırma yoluna gidilmesi, acele kamulaştırmanın istisnai niteliğiyle bağdaşmadığı gibi, yurttaşlar üzerinde sürekli bir mülksüzleştirme ve yerinden edilme baskısı yaratmaktadır. Dolayısıyla bugün karşı karşıya olduğumuz durum, acil bir kamu ihtiyacının değil, yıllardır sürdürülen bir maden genişletme politikasının sonucudur. Bizler bir kez daha vurguluyoruz: Bu topraklar yalnızca maden sahası değil, insanların evidir, yaşam alanıdır ve hukuk mücadelesi sonuna kadar sürdürülecektir.
Not: Acele kamulaştırma maruz kalan yurttaşların çağrısı üzerine 15 Şubat 2026 Pazar günü saat 14’de Milas-Atapark’ta Acele Kamulaştırmaya Hayır mitingi düzenleniyor.



