Aktivist Güney Şirin: Bodrum Ortakent'te AVM Krizi, 14 yıl önce açılan AVM'ye ÇED Raporuna Tepki
Bodrum'da 14 yıldır faaliyet gösteren bir AVM için yeni ÇED raporu alınması çevre aktivistlerinin tepkisini çekti. Hukuki süreçler ve çevre koruma tartışılıyor.
Muğla’nın turizm gözbebeği Bodrum, son günlerde alışılagelmişin dışında bir idari süreçle gündeme oturdu. Ortakent mahallesinde on dört yıl önce kapılarını ziyaretçilere açan ve o günden bu yana tam kapasiteyle faaliyet gösteren Midtown isimli alışveriş merkezine, aradan geçen uzun süreye rağmen yeni bir Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu düzenlenmesi, bölgedeki çevre koruma örgütlerini ve aktivistleri harekete geçirdi. Söz konusu gelişme, çevre mevzuatının uygulanış biçimi ve hukuki süreçlerin işleyişi hakkında ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Hukuki Süreç ve Çevresel Etki Değerlendirmesi
ÇED raporları, literatürde ve mevzuatta, bir projenin henüz planlama aşamasındayken doğaya, yeraltı sularına ve bölge ekolojisine verebileceği zararların önceden kestirilmesi amacıyla hazırlanan teknik belgelerdir. Ancak Bodrum’daki bu örnekte, inşaatı tamamlanmış, çevresi betonlaşmış ve yıllardır binlerce insanı ağırlayan bir yapı için bu raporun düzenlenmesi, aktivistler tarafından hukuki bir komedi olarak nitelendiriliyor. Bodrum’un tanınan çevre aktivistlerinden Güney Şirin, projenin bitmiş ve dükkanların çoktan faaliyete geçmiş olması gerçeğine dikkat çekerek, bu durumun çevresel etki değerlendirmesinin temel mantığına aykırı olduğunu savunuyor.

Eleştirilerin Odağındaki Noktalar
Aktivistlerin temel itirazı, sürecin geriye dönük işletilerek halihazırda oluşmuş olan bir beton yığınının meşrulaştırılmaya çalışılmasıdır. Eleştiriler şu başlıklar altında toplanıyor:
- Zamanlama Hatası: ÇED raporunun inşaat öncesi yapılması gerekirken, tesis faaliyete geçtikten dört yıl sonra düzenlenmesi raporun tarafsızlığına gölge düşürüyor.
- Hukuki Boşluklar: Geçmişte açılan davaların veya mahkeme tarafından alınan iptal kararlarının arkasından dolanmak için bu yöntemin bir kılıf olarak kullanıldığı iddia ediliyor.
- Ekolojik Tahribatın Geri Dönüşü Yok: Toprağın betonla kaplandığı ve ağaçların kesildiği bir alan için 'çevreye zararı yoktur' raporu almanın, Bodrum’un mevcut su krizi ve altyapı sorunlarını görmezden gelmek anlamına geldiği vurgulanıyor.
Güney Şirin, yaptığı açıklamada, bu tür idari adımların hukuk sisteminin güvenilirliğini zedelediğini ifade ediyor. Şirin’e göre, zaten ekolojik dengesi bozulmuş ve yoğun yapılaşmaya maruz kalmış bir bölgede, geriye dönük düzenlenen raporlar sadece mevcut usulsüzlükleri tescillemekten öteye gitmiyor. Şirin, 'Burası artık bir beton yığını, neyin çevresel etkisini değerlendiriyorsunuz?' diyerek, yetkilileri gerçekçi ve şeffaf adımlar atmaya davet ediyor.

Bodrum'un Geleceği İçin Çağrı
Bodrum, son yıllarda aşırı yapılaşma baskısı ve buna bağlı olarak ortaya çıkan altyapı yetersizlikleri ile mücadele ediyor. Uzmanlar, bu tür idari 'parodilerin' kentin doğal dokusuna verilen zararı derinleştirdiğini belirtiyor. Çevre aktivistleri, sadece bu AVM özelinde değil, Bodrum genelindeki yapılaşma politikalarında daha sıkı denetimler yapılması gerektiğini savunuyor. Yerel yönetimlerden ve Çevre Bakanlığı yetkililerinden beklenti ise, kılıfına uydurulan raporlar yerine, bölgenin sürdürülebilir geleceğini koruyacak somut kararların alınması yönünde.
Sonuç olarak, Bodrum’daki bu olay, çevresel denetim mekanizmalarının nasıl daha etkili kullanılabileceği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Aktivistler, yaşanan bu süreci yakından takip edeceklerini ve Bodrum’un talan edilmesine karşı hukuki ve toplumsal mücadelelerini sürdüreceklerini açıkça belirtiyorlar.





Yorumlar (0)