PROF. DR. KIRMACI’DAN FLAŞ AÇIKLAMA: KIZILÇAM- ORMANLARI ANADOLU’NUN KADİM MİRASI MI, AMERİKALILARIN TÜRKLERE KAZIĞI MI?
Akdeniz ekosisteminin simgelerinden kızılçamla ilgili doğru bilinen yanlışlara dikkat çeken Prof. Dr. Mesut Kırmacı, “Yangına uyum sağlamak, yangını sevmek değildir” dedi. Kırmacı, kızılçamın doğal geçmişini, yangın sonrası yenilenme kapasitesini ve ekolojik önemini bilimsel verilerle anlattı.
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mesut Kırmacı, EKODOSD’un Çarşamba Söyleşileri kapsamında gerçekleştirdiği sunumda, kızılçam ormanları hakkındaki yanlış bilgilere ve tartışmalı tarihsel iddialara dikkat çekti.
“Kızılçam: Anadolu’nun kadim mirası mı, Amerikalıların Türklere kazığı mı? Kızılçamın Akdeniz Ekosistemindeki Yeri, Yangın Ekolojisi ve Hurafeler” başlıklı söyleşide, Akdeniz coğrafyasının en önemli ağaç türlerinden kızılçam (Pinus brutia Ten.) bilimsel gerçekler ışığında ele alındı.
“AMERİKAN ÇAMI” İDDİASINA BİLİMSEL YANIT
Kızılçamın Anadolu’daki doğal geçmişini anlatan Prof. Dr. Kırmacı, bu ağacın yerli bir Doğu Akdeniz türü olduğunu vurguladı. Kızılçamın “Amerikan çamı” olduğu yönündeki iddiaların bilimsel gerçeklerle örtüşmediğine dikkat çekilen söyleşide, türün tarihsel geçmişi ve ekosistemdeki rolü değerlendirildi.
Kırmacı’nın sunumunda, kızılçam ormanlarının yalnızca kereste üretimi açısından değil; biyolojik çeşitliliğin korunması, toprağın erozyona karşı korunması, su döngüsünün devamlılığı ve kırsal ekonominin desteklenmesi bakımından da büyük önem taşıdığı anlatıldı.
“YANGINA UYUM SAĞLAMAK, YANGINI SEVMEK DEĞİLDİR”
Orman yangınları ile kızılçam arasındaki ilişki de söyleşinin öne çıkan başlıklarından biri oldu. Kızılçamın yangınlarla şekillenen Akdeniz ekosistemindeki ekolojik adaptasyonları ve yangın sonrasında doğal gençleşme süreçleri ele alındı.
Prof. Dr. Mesut Kırmacı, konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yangına uyum sağlamak, yangını sevmek değildir. Kızılçam, milyonlarca yıllık evrimsel geçmişiyle Akdeniz'in doğal bir parçasıdır. Onu yalnızca yangınlarla ilişkilendirmek, ekosistemde üstlendiği sayısız işlevi görmezden gelmektir.”
Söyleşide ayrıca, yangınlardan zarar gören alanların yeniden ormanlaşmasında bilimsel yaklaşımların önemine dikkat çekildi. Her yanan alanın kendi ekolojik koşulları dikkate alınarak değerlendirilmesi ve doğal gençleşme süreçlerinin bilimsel veriler ışığında ele alınması gerektiği vurgulandı.
KIZILÇAM ORMANI SADECE AĞAÇLARDAN İBARET DEĞİL
Kızılçam ekosisteminin tek tip ağaç topluluklarından oluşmadığına dikkat çekilen sunumda, ormanların maki bitki örtüsü, açıklık alanlar, ölü odunlar ve toprak canlılarıyla birlikte bir bütün oluşturduğu belirtildi.
Seminerde öne çıkan bilimsel mesajlar şöyle sıralandı:
Kızılçam yerli bir Doğu Akdeniz ağacıdır: Amerikan kökenli olduğu iddiası doğru değildir.
Yangına uyum, yangını istemek anlamına gelmez: Yangın sonrasındaki yenilenme kapasitesi, yangınların zararsız olduğu anlamına gelmez.
Orman, yalnızca ağaçlardan oluşmaz: Maki, açıklık alanlar, ölü odunlar ve toprak canlıları ekosistemin parçalarıdır.
Genetik çeşitlilik hayati önem taşır: İklim değişikliği karşısında ormanların uyum kapasitesinin korunmasına katkı sağlar.
Ekonomik değer keresteyle sınırlı değildir: Reçine, odun dışı orman ürünleri, çam balı ve kırsal istihdam da kızılçam ormanlarının sağladığı değerler arasındadır.
SÖYLEŞİ TEŞEKKÜR BELGESİYLE SONA ERDİ
Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Prof. Dr. Mesut Kırmacı’ya, EKODOSD’un genç üyelerinden Elif Sumru Kütükçüoğlu tarafından teşekkür belgesi takdim edildi.
EKODOSD (Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği) Kuşadası tarafından düzenlenen söyleşi, kızılçam ormanlarının doğal miras olarak korunması, yangın ekolojisinin bilimsel temelde anlaşılması ve kamuoyundaki yanlış bilgilerin giderilmesinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı.



