MUĞLA GÜÇBİRLİĞİ’NDEN KADIN CİNAYETLERİNE TEPKİ: “BİR KADININ HAYIR’I, ÖLÜM FERMANI OLAMAZ!”
Muğla Güçbirliği Derneği Başkanı Serdar Kayhan, kadın cinayetlerine tepki göstererek yetkililere çağrıda bulundu. Kayhan, “Bir kadın bir ilişkiyi reddettiği, ayrılmak istediği veya kendi hayatına karar verdiği için öldürülüyorsa hepimizin yüzleşmesi gereken bir insanlık sorunu vardır. Artık yalnızca başsağlığı mesajları değil, kadınların hayatta kalmasını sağlayan somut sonuçlar görmek istiyoruz” dedi.
Muğla Güçbirliği Derneği Başkanı Serdar Kayhan, kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddete ilişkin yaptığı basın açıklamasında, kadınların yaşam hakkının, özgürlüğünün ve eşitliğinin korunması gerektiğini vurguladı. Kadınların kendi kararları nedeniyle şiddete maruz bırakılmasının hiçbir gerekçeyle kabul edilemeyeceğini belirten Kayhan, toplumun ve yetkili kurumların sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
“HİÇBİR ERKEK BİR KADININ SAHİBİ DEĞİLDİR”
Kadınların ayrılmak istemesi, bir ilişkiyi reddetmesi veya kendi hayatlarına ilişkin kararlar alması nedeniyle öldürülmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Serdar Kayhan, şöyle konuştu:
“Bir kadın bir ilişkiyi reddettiği, ayrılmak istediği veya kendi hayatına kendisi karar verdiği için öldürülüyorsa, hepimizin yüzleşmesi gereken bir insanlık sorunu vardır. Bu vahşeti açıklayacak bir aşk, hafifletecek bir kıskançlık, mazur gösterecek bir öfke yoktur.
Hiçbir erkek bir kadının sahibi değildir. Hiçbir kadın, bir erkeğin kendisine çizdiği hayatı yaşamaya mecbur değildir. Kadının özgürlüğünün sınırını erkeğin tahammülü belirleyemez.”
“KADINLARIN YAŞAMASINI SAĞLAYAN SOMUT SONUÇLAR İSTİYORUZ”
Kadına yönelik şiddetle mücadelede yalnızca açıklama yapmanın yeterli olmadığını ifade eden Kayhan, tehlike altındaki kadınların korunması için etkili ve zamanında müdahalenin şart olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Muğla Güçbirliği Derneği olarak açıkça ifade ediyoruz: İnsan hakları, herkesin yaşamını ve onurunu eşit kararlılıkla savunmayı gerektirir. Kadınların yaşam hakkını, özgürlüğünü ve eşitliğini savunmak bu sorumluluğun ayrılmaz bir parçasıdır. Haklar izinle verilmez, tehditle geri alınamaz.
Artık yalnızca başsağlığı mesajları duymak istemiyoruz. Kadınların hayatta kalmasını sağlayan somut sonuçlar görmek istiyoruz.”
“YARDIM İSTEYEN BİR KADININ ÖLDÜRÜLMESİ BEKLENEMEZ”
Şiddet ve tehdit başvurularının ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurgulayan Kayhan, yetkili kurumlara çağrıda bulunarak şöyle devam etti:
“Bir kadın ‘Tehdit ediliyorum’ dediğinde duyulmalıdır. ‘Korkuyorum’ dediğinde korunmalıdır. ‘Hayatım tehlikede’ dediğinde harekete geçilmelidir. Yardım isteyen bir insanın sesinin duyulması için öldürülmesi beklenemez!
Yetkili kurumları; şiddet başvurularında gecikmeden harekete geçmeye, koruma kararlarını etkin biçimde uygulamaya, riskleri titizlikle izlemeye ve ihmalleri hesap verilebilir biçimde soruşturmaya çağırıyoruz. Adaletin gücü, tehlike altındaki insanı yaşatabilmesinde de görülmelidir.”
“CİNAYETİ AŞK, BASKIYI SAHİPLENME DİYE ANLATMAYIN”
Topluma ve medyaya da seslenen Kayhan, kadına yönelik şiddetin yanlış ifadelerle normalleştirilmemesi gerektiğini belirtti.
“Cinayeti ‘aşk’, baskıyı ‘sahiplenme’, ısrarlı takibi ‘sevgi’ diye anlatmaktan vazgeçin. Mağdurun kıyafetini, saat kaçta dışarıda olduğunu, ilişkilerini veya tercihlerini sorgulayarak failin sorumluluğunu gölgelemeyin. Hiçbir yaşam biçimi şiddetin gerekçesi olamaz.
Biz erkeklerin de kendimize ve birbirimize söylemesi gereken söz açıktır: Reddedilmeyi kabul etmek, ayrılığa saygı göstermek ve bir kadının kararını tanımak zorundayız. Çevremizdeki tehditleri ‘sinirle söyledi’, baskıyı ‘çok seviyor’, şiddeti ‘aile meselesi’ diyerek geçiştiremeyiz.”



