BODRUM KADIN DAYANIŞMA DERNEĞİ :ÖZGE PENBEGÜL’Ü ERKEK ŞİDDETİ KATLETTİ: SORUMLULARI BELLI!
İzmir Menemen'de avukat Özge Penbegül, nişanlısı olan polis memuru tarafından silahla katledildi. Fail polis memuru, kendisini de öldürerek olayı sonlandırmayı uygun bulan bir eylem gerçekleştirdi. Bu olayda asıl atlanmaması gereken, bir kadının öldürülmüş olmasıdır. Failin kendini de öldürmesine odaklanmak, öldürülen kadını görmezden gelmek anlamına gelir. Bu, bir erkeğin bir kadının yaşamı hakkında karar verme yetkisini kendisinde görmesinin yöntemidir.
Failin polis olması, "kadınlara zarar veremezler" bilgisine yol açmamalıdır. Nitekim bu olayda yaşanan tam da budur: Fail, yaşam hakkını korumakla yükümlü kamu gücünün mensubuydu ve bir kadını öldürebildi. Şiddetin ne olduğunu, bir silahın neye mal olduğunu, suç işlemenin neye tekabül ettiğini özellikle "kolluk görevlisi" olarak, meslek icabı bilmesi gereken bir erkekti. Biliyordu ve bu bilgi, katletmesine engel olmadı.
Çünkü kolluk görevlisi kimliği, her şeyden önce erkek olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Erkeklik, rütbeden de görevden de önce gelir ve öyle yaşanır, öyle yaşatılır. Katil yalnızca öldürmedi, hükmü de kendisi verdi. Özge Penbegül'ün yaşamına son verme kararını verdi ve öldürdü, ardından "kendi dosyasını" da kendi eliyle kapattı. Yargılanmayı, hesap vermeyi, sorumluluğu üstlenmeyi ortadan kaldırdı.
Ataerkil yargı yalnızca mahkeme salonunda işlemez. Erkeğin, kadının yaşamı üzerinde kendini yetkili görmesiyle başlar; cezasızlıkla tamamlanır. Bu cinayette cezasızlık politikası en çıplak hâlini aldı: Fail, soruşturulmasına bile izin vermedi. Bu cinayetin siyasi sorumlusu İçişleri Bakanlığı'dır, devlettir. Silahı, yetkiyi, kamu gücünü bir erkeğe emanet eden makam, o erkeğin kadına yönelik şiddetinden siyaseten sorumludur.
Kadınları koruduğunu iddia eden devlet, kadınları katleden erkeklerin arasında kendi kolluğunun da bulunduğu gerçeğini kabul etmek yerine erkek şiddetini münferit bir "olay"a indirger. Katliamı doğuran düzenin yapacağı açıklama, bu düzeni aklamaktan öteye geçmez. Odağımız onların vereceği açıklama ya da yanıt değil, kadınların örgütlü gücüdür.
Yaşam hakkını ancak bizler savunabiliriz. Erkek egemen sistemin yaşam hakkını savunma ve emanet edilen sorumluluğu yerine getirme konusundaki başarısızlığı, öldürülen her kadınla daha çok ortaya çıkıyor. Kendi yaşamlarımızı savunma hakkımızı kullanmak, en vazgeçilmez hayatta kalma bilgisidir. Kadınların yaşamına devletin üniforması değil, kadınların birbirini savunması ve dayanışması hayat verecek. Bunun için sokaktayız, bunun için örgütleniyoruz.
Erkek şiddetine karşı barikattayız!
Bodrum Kadın Dayanışma Derneği