Bugun...


Mimar Jülide Fırat

facebook-paylas
Kaosun ortasında ne kaldı güzellikten yana?
Tarih: 27-12-2022 21:55:00 Güncelleme: 27-12-2022 22:47:00


 

Antik bir kent olan Halikarnassos, bugünkü adıyla Bodrum 3000 yıllık tarihi geçmişe sahiptir. Leleg, Dor, Karia, Pers gibi bir çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Pers valisi Mausolos döneminde   yapılan antik dünyanın yedi harikasından biri olan Mausoleum Mezar Anıtı, Myndos kapısı ve yakın zamanda restore edilen surları, Antik Tiyatro, Rodos’lu St. Jean  Şövalyeleri’nin Saint Petrium (Aziz Petrum) adına yaptıkları kale (Bodrum adını buradan almıştır), kentin önemli tarihi yapılarıdır.

Tarihi geçmişinin yanısıra, geleneksel konut mimarisi ve tipik kent dokusuna sahip olan Bodrumun gelecek nesillere aktarılması önem arz eden bir yapısı olduğu ve bu yapının Bodrum’a kültürel miras anlamında kayda değer bir ayrıcalık kazandırdığı rahatlıkla söylenebilir.

 

Böylesi bir ayrıcalığa sahip Bodrum, özelikle 80’lerden itibaren deniz-kum-güneş ve eğlence turizminin uluslarası arenada itibar görmeye başladı. Kitle turizmi olarak tanımlanan bu turizm anlayışı ile ilçede nüfus artışı ve yapılaşma ivme kazandı. Popüler kültürün de pompalanmasıyla  hız alan değişim, bölgenin özgünlüğünü kısa sürede tehdit eder hale geldi.

Kitle turizmi, çoğunlukla kıyı bölgelerinin yaz döneminde yoğun bir şekilde kullanılmasını kapsar ki tüketim odaklıdır. Bu durum doğa, çevre ve karakteristik şehir yapısını bozma tehlikesini beraberinde getirmiştir. İlgili kurumlar bu ve benzeri sebeplerin kültür mirasını korumayı zorlaştıracağını öngörerek ‘özel koruma gerektiren alanlar’ için planlamalar hazırladılar. Bodrum’un da hem böylesi bir nüfus ve turizm hareketliliği içinde olması hem de doğasının yanısıra özellikle korunması gereken mimari yapısı olmasından dolayı 1984’de ‘’Bodrum Koruma Amaçlı Revizyon İmar Planı’’ adında plan  hazırlandı. Bu plan 2003’te revize edilmiş olup hala yürürlüktedir. Ancak önemli olan dört başı mamur bu planlamaları uygulayabilmekti. Bunu başarabilen kentler, 90lı yıllardan itibaren alternatif turizm çeşitleri içinde sayılmaya başlanan ‘’kültür turizmi’’ne göz kırptılar.

 

Kültür turizminin içeriği geniş olmakla birlikte, başta, tarihi ve özgün mimari yapıları, arkeolojik alanları, müzeleri gezip görmek, sanatsal faaliyetlere katılmak, yerel yaşam kültürlerini deneyimlemek gibi faaliyetler sıralanabilir.

Turistlerin klasik tatil anlayışlarından, özellikle deniz-kum-güneş üçlemesinden sıkılması, farklı ve otantik yerler görme, farklı kültürler tanıma isteklerine yoğunlaşması günümüzde neredeyse ana seyahat amacı haline geldi.

 

Peki Bodrum bu noktada nerede? Mesela, kültürel mirasının önemli bir alanını  kapsayan geleneksel mimari ve şehir dokusunu yeterince koruyabildi mi ? Yerel yaşam kültürünün de bir parçası olan özgün yapısını turizmde bir getiri kalemine dönüştürebildi mi?

 

Bu sorulara, bir turist gözünün sokak ölçeğindeki olası bir tanıklığıyla yanıt bulmaya çalışalım:

‘’Ben bir Akdeniz ülkesi vatandaşıyım. Denize girip güneşlenmek benim için ulaşılabilir ve sıradan olduğundan seyahat amaçlarım, şehrin tarihi yapılarını, yerele özgü kent dokusunu görmek, geleneklerini, yaşam kültürlerini yerinde görüp, tanımak ve bilgi edinmek. Bu nedenle kendimi ‘’kültür gezgini ‘’ olarak tanımlıyorum.

Gideceğim yere karar verebilmek için hakkında internet üzerinden bilgi ediniyor ve görsellerini tarıyorum.

Çünkü gezeceğim şehrin bir karakteri, özgünlüğü olmalı. Geçmişin izlerini taşıyan, korunabilmiş bir kent dokusu ve yerel yaşam kültürü olmalı.

Turizm denilince ülkesindeki önemli turizm merkezlerden biri olan dünyada da tanınan, Türkiye’nin güneybatısındaki  ilçesi Bodrum’u araştırmaya başlıyorum. Bilgi taraması sonucu önemli bir tarihi geçmişe sahip olduğunu, ılıman bir iklim özelliği gösterdiğini (demek neredeyse her mevsim ziyaret edilebilir), ulaşım sorununun olmadığını öğrendim. Görsel taramalarından  tipik bir Akdeniz kasabası görünümünde cennetten bir köşe olduğunu görüyorum.Tam istediğim gibi estetik, haz uyandıran, otantik, nostaljik ve hatta romantik bir görüntüye sahip. Yapılar biçim, renk, doku ve malzeme özellikleriyle benzer oldukları için kimliği olan bir kent dokusu oluşturuyorlar.

Şehrin sokaklarında yürüdüğümü, yapıların fotoğrafını çektiğimi, yöresel yemekler yediğimi, geçmişine sahip çıkan insanlar ve onların yaşantılarıyla tanıştığımı hayal ediyorum. Daha önce gezdiğim Safranbolu, Antalya Kaleiçi, Kapadokya gibi özel statülü ve korunan bir bölgeye gideceğim için ayrıca heyecanlıyım.

 

Konaklamayı Bodrum merkezinde tercih ediyorum. Çünkü kentin en geniş ilk yerleşim yeri ve  ilgi merkezi olan bölge burası. Yoğun sokak yapısına da sahip olduğu için benim gibi yaya gezmeyi tercih edenler için çok uygn. Eğlence ve alışveriş önceliği olanlar için de şehrin merkezi, kentin en uygun bölgelerinden biri.

Bir şehri ilk dakikadan itibaren görsel olarak algılamaya başlarsınız. Şehrin genel görünümünden yüzeysel bir izlenim edinilse de ipucu vermeyi  ihmal etmez. Buradaki ilk ipucu yoğun bir yapılaşma olduğuydu.

Bir şehir ile yakınlaşmanın en kolay yolu ise sokaklarında yürümektir. Yakından bakmak algılama hızınızı arttırır.

Bodrum sokaklarının  girift yapısı ve insan ölçeğinde olması (yapıların iki katlı ve sokak genişliklerinin dar olması sayesinde) insana bir yandan kaybolma hissiyatı veriyor, diğer yandan sürekli bir keşfetme heyecanı. Bir sokaktan diğerine geçmek, birini bitirip yeni bir sokağa girmek, sonra bir diğerine.

İlk anda, Bodrum sokaklarının yaşattığı bu hoş duygular, gördüklerimle zihnimde yer eden internet görselleri ayrışmaya başladığında hayal kırıklığına dönüşmeye başladı. Çünkü internet ortamında Bodrum görselleri araması yaptırdığınızda, pazarlama politikası gereği olarak da  o kadar mükemmel görüntülerle karşılaşıyorsunuz ki. Aynılarını bulamamak hüsrana yol açıyor. Her bir köşesi haz uyandıran bir fotoğraf karesine dönüşebilecekken, koruma altındaki bir bölgede olmaması gereken öyle aykırılıklar, bozukluklar vardı ki…Tekil güzellikler, genel görünümün ortaya koyduğu duruma engel olamıyordu.

 

Ne demeye çalıştığımı çektiğim fotoğraflar üzerinden anlatmaya çalışayım:

*Restore edildikleri için geleceğe kendinden emin bakan yapılar, rahatlıkla nostaljik bir fotoğrafın öznesi olabilecekken, kimi unsurlar haketmeden kendilerine yer bulmuşlar aynı karede. Hem suçlu hem güçlü olan yapılar ile misyonunu layıkıyla yerine getiren yapılar birbirlerinden ne kadar kolay ayrılabiliyorlar.

 

 

 

 

**Tesisatları bina dışında konumlandırma çok sık rastlanılan bir durum ve müthiş bir görsel kirliliğe  ve kaosa sebep oluyor. Bu durum yapı ve sokak görünümünü olduğu kadar genel görünümü de çok olumsuz etkiliyor. Pis su boruları, klima ünitesi ve boruları, çanak antenler, elektrik kabloları, restoran bacaları, gizli veya açıktaki baz istasyonları vs. Çirkinlik ve küstahlık birbiri ile yarışıyor.

 

 

 

 

 

***Sokakların kimi tipik ‘’Bodrum sokağı’’karakterini kaybetmişken kimileri de bakımsız ve kendi kaderlerine terk edilmiş görüntüsü veriyorlar.

 

 

 

 

****En iç acıtan da 2400 yıllık Antik Tiyatro ve 700 yıllık Bodrum Kalesi gibi Bodrum’un simge yapılarının şehrin dejenere olmuş genel görüntüsü ile aynı görüş açısında algılanıyor olması. Bu tarihe büyük haksızlık ve saygısızlık.

 

 

 

 

Bir gezgin için sanırım en olmaması gereken durum,  gezdiği yerden hayal kırıklığı ile ayrılmasıdır.’’

 

Bu gözlem, bir turistin umduğunu bulamadığı ve belki de bir daha gelmeyeceği anlamına gelebilir ve birçok soruyu da beraberinde getirir.

  • Öncelikle turizm kavramından bağımsız olarak, kendi geçmişinin mirasına hakettiği gibi sahip çıkmama ya da çıkamama nedendir?
  • Bu konuda sorumluluk duyması gerekenlerin başka öncelikleri mi vardır?
  • Kültürel varlıkların yaşatılmasının, aynı zamanda yerelde yaşayan insanların, tarihe, doğaya ve çevreye duyarlılığını sağlayacağı  bilinmemekte midir? Bu bilinç sayesinde yarımadanın genelinde oluşan yıkımın önüne geçilebilir miydi?
  • Sağlıklı bir kent ortamı yaratıldığında turizmin de kentin gelişimine paralel verimli ve sürdürülebilir olması beklenmez mi?
  • Turizmini yaz aylarına sıkıştıran ve bu yüzden yıllardır 12 aya nasıl yayarız sorusuna yanıt aranan bir kentte, tüm yıla yayılma avantajı olan ‘’kültür turizmi’’ nasıl bu kadar gözardı edilmiştir?
  • Kültür gezginlerinin diğer tür gezginlerden daha yüksek eğitimli ve entellektüel olup, orta üstü ve yüksek gelire sahip oldukları bilinmiyor mu? 

Sorular daha çoğaltılabilir.

 

Aslında gelinen nokta şu şekilde özetlenebilir:

Bodrum’daki özgürlük kavramı,  herkesin her istediğini yapabilme özgürlüğü olarak anlaşıldığı, buna karşılık denetim mekanizmasının yeterince çalıştırılmadığıdır.

Aynı kareye su deposu,  klima kutusu, restoran bacası, pis su boruları, uydu antenleri, güneş enerjisi, elektrik direği ve kabloları girebiliyor. Bazı binalar derme çatma apartman niteliği almışken bazı sokaklar sadece fiziken varlık gösteriyorlar. Genele bayındır olmama durumu hakim.

Üstelik bu kadar karmaşa, kaos ve görsel kirlilik en olmaması gereken bir yerde ’’markayız, turizmin incisiyiz’’ laflarını dilinden düşürmeyenlerin memleketinde.

Bodrum’un yakın dönemde büyüyen çevre mahalleleri zaten çarpık kentleşmeye  mahkum edilmiş durumda. En azından, Bodrum merkez dışında Bitez köy içi, Ortakent köy içi, Dereköy, Dağbelen gibi kendi dokusu olan bölgeler pamuklara sarılıp korunmalıydı. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu bölgeler aykırı yapılaşmaya teslim edilmiş, karakterleri  erozyona uğratılmış durumda. Bu mahalleler için geri dönüş zor gözüküyor.

Anlamak çok güç. Her şeye en üst dereceden paha biçilen bir yerde eldeki değerlere bu denli sırt çevrilmesini, yanlış ve aykırı olanın görmezden gelinmesini anlamak güç.

 

Bu nedenle en azından kalan son değerler için bir şeyler yapılmalı.

Özellikle Bodrum merkezinde kentsel sit alanı içindeki Kumbahçe, Türkkuyusu, Çarşı mahalleleri için hala bir umut var. Önemli olan yerel yönetimin bu konuda kararlı bir duruş gösterip, ilgili sivil toplum kuruluşları ile birlikte programlı ve rasyonel bir çalışma yürütmesidir. Aslında hala yürürlükte olan bu bölge ile ilgili planlama hükümlerinin gereği yapılmış olsaydı bugün bu olumsuz manzaradan konuşuyor olmayacaktık. Atılacak ilk adım ise, karar verme merciinin, herhangi bir  vatandaşın görebildiği yanlışları, sorunları görme ve kabullenme iradesini göstermesidir.

Sanal dünyadaki kartpostal görünümündeki Bodrum imajlarının gerçekleştirmek hala mümkün. Yeter ki çok geç olmasın.

 

NOT: Hala yürürlükte olan ‘’Bodrum Revizyon Koruma İmar Planı’’nın, dikkati çekilmek istenen durumlara ilişkin bazı plan hükümleri aşağıdadır:

 

(1)-ilgili plan notu: 

2.7. Bodrum yerleşme alanı içerisinde mevcutta var olan ancak bu plan ile belirlenen yapılaşma koşullarına uymayan (yatay ve düşey boyut, emsal vb.) ve yapılaşma karakterini bozan tüm yapılar ruhsatlı olsalar dahi taşıyıcı sisteme müdahale gerektiren esaslı onanmlar ile yenilenmeleri halinde, Kentsel Sit alanında esas yapı ve ekler için Uygulama Tablolarında, diğer alanlarda yapılaşma koşullarında belirtilen yapılaşma koşullarına uygun hale getirilecektir.)

 

(2)-ilgili plan notu

2.10. Tüm yerleşim alanı içinde enerji nakil hatları, PTT hatları vb. gibi kentin görünümünü olumsuz etkileyen havai hatların yer altına alınması esastır. Kazılarda kentsel sit ve 1. derece etkileme alanında ilke kararlan gereği koruma kurulu izni ve müze denetimi gereklidir. Ayrıca kentin geleneksel görünümünü olumsuz etkileyen, tescilli her türlü kültür varlığı ile ağaç gibi doğal varlıklara fiziksel zarar veren, her türlü tabela, afiş, reklam panosu gibi elemanlar kaldırılmalıdır. Kentse! yerleşim alanında uygulanacak kentsel mobilya standartlarına ilişkin yönetmeliği plan onayından itibaren 6 ay içinde belediye tarafından meclis karan, müellif uygun görüşü, Sivil Toplum Kuruluşlan-ilgili Oda görüşleri alınarak hazırlanıp, Muğla K.T.V.K. Kurulunun onayı ile yürürlüğe girer.

 

(3)-ilgili plan notu:

2.11. Görsel kirliliğe neden olan su deposu, anten, güneş enerji kolektörleri vb. tesisat elemanları gibi ekipmanların yaya ölçeğinde yoldan görünmemesi esastır.

 

 

JÜLİDE FIRAT KİMDİR?

İzmir’de 1973 yılında doğdu. 24 yıldır Bodrum’da yaşıyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunu. Halen mimar olarak mesleğini sürdürüyor. Fotoğrafçılık ile yakından ilgileniyor. Evli ve bir çocuk annesi.

 

 



Bu yazı 2475 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA

Web sitemize nasıl ulaştınız?


Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
YUKARI