Bugun...


Mehmet Çilsal

facebook-paylas
KIZILHİSARLI MUSTAFA PAŞA’NIN BİLİNMEYEN HAYATI ÜZERİNDEN BODRUM TARİHİ-9
Tarih: 09-05-2020 19:41:00 Güncelleme: 09-05-2020 19:41:00


 

 

 

KIZILHİSARLI MUSTAFA PAŞA’NIN BİLİNMEYEN HAYATI ÜZERİNDEN

 

BODRUM TARİHİ-9

 

KAPTAN MUSTAFA BEY’İN  KIZILHİSAR’DAN BODRUM’A GİTMESİ NEDEN GECİKMİŞTİ ? 

 

Kızılhisarlı Mustafa Bey, kendisine Firkate Kapudanlığı(Reisliği) vazifesinin tevcih edildiği   l714’ün Aralık ayında pılıyı pırtıyı topladığı gibi hemen kalkıp Bodrum’a gitmemişti. Daha doğrusu gidememişti. Çünkü, aynı ayın içinde Sadrazam Damat Ali Paşa’nın sarayında yapılan bir toplantıda Mora’nın geri alınması için Venedik Devleti’ne savaş açma kararı alınmış ardından  seferberlik(nefir-i amm) ilan edilmiş tüm sancak ve vilayetlere haber salınıp asker, erzak, vb. toplanması emredilmiş miri kalyon, firkate, kırlangıç reisleri ve derya beylerinin gemileriyle beraber donanmaya katılması istenmişti. Derya beyleri, zaten savaş ilan edilmiş olmasa bile her yıl donanmanın sefere çıkmasından 10-15 gün önce savaşcı leventleriyle beraber kadırgalarıyla Tersane-i Amire’de hazır bulunmak zorundaydı(1*). Dolayısıyla seferberlik çağrısı herşeyin önüne geçmiş, diğer işler harbin sonuna ertelenmişti.  

 

 

Eğriboz denizcileri bölgeyi çok iyi bildiğinden donanmada en çok onlara ihtiyaç duyulmuştu. Kaptanlıkta çok mahir olan Kızılhisarlı Mustafa Bey’in bu savaşa katılmayıp seferberlik ilanına rağmen görevlendirildiği Bodrum’a gitmesi pek mantıklı gözükmemektedir.

 

 

Tüm sefer hazırlıklarını tamam­layan Osmanlı Kara Ordusu, başlarında Padişah(III. Ahmed) ve  Sadrazam ile (Damat Ali Paşa) 31 Mart 1715’de İstanbul’dan hareket etmiş, önceden kararlaştırıldığı gibi Kaptan-ı Derya Ca­nım Hoca komutasındaki donanma ile Selanik’te buluşulmuştu. İlk hedef belliydi korsan yatağı İstendil Adası. Bu Ada, daha önce çok denendiği halde bir türlü zaptedilememişti. Nisan-Mayıs 1715’de çetin geçen muharebeler sonucu İstendil Adası, Anapoli Kalesi, İğne (Niyo) Adası, Modon Kalesi ve Çuka (Serigo) adaları (bi'l-cümle Mora kal'elerini 17 gün meteris çekmek ile feth eyledik...)(*2)ele geçirilerek Mora’da tekrar Osmanlı hâkimiyeti tesis edilmişti.(3*)

 

 

Bu savaş sırasında ilginç bir de vakıa yaşanmıştı. Kaptan-ı Derya Canım Hoca Mehmet Paşa, 1685-99’deki deniz savaşlarında yenik düştüğünde(7 yıl esir kalmış ve 100 duka altın fidye ile kurtarılmıştı)  kendisini esir alan Venedikli General, garip bir tesadüftür ki bu kez ona esir düşmüş esaret yıllarında kendisine gösterdiği iyi davranışın aynısını göstererek hayatının bağışlanmasını sağlamıştı.

 

Donanma, Mora zaferinin ardından Gi­rit’e yönelerek Suda ve İsperlonga kalelerini ele geçirmiş kış mevsiminin yaklaşması nedeniyle geri dönüşe karar verilmiş(4*) derya beyleri kendi limanlarına gitmeden önce tersanenin acil ihtiyacı için kereste taşıma hizmetini yerine getirmişti.(*1age)

 

 

1716-BODRUM’A İLK GİDİŞ

 

Aralık(Zemheri) 1714’de görev emri alan Kızılhisarlı Mustafa Bey’in Bodrum hazırlıkları ancak şavaştan sonra başlayabilmişti. Emrine tahsis edilen firkate, kendi şahsi gemisi olsa bile bunun askeri gemiye dönüştürülmesi, dümencisinden yelkencisine işinin erbabı mürettebat bulunması erzak, mühimmat vb. tedariki muhakkak ki epey zaman almıştı.  

 

Bodrum’a gidiş tarihiyle ilgili biri Şer’iye Sicili, diğeri Vakfiye Belgesi iki ayrı belge, hemen hemen aynı zaman aralığını belirtmiştir

 

1-“Osmanlı Devleti emirlerinden Kızılhisarî Mustafa Paşa, 1688-1717 yılları arasında oğulları ile birlikte Bodrum’a yerleşerek, kazada dinî ve sosyal tesisler bina ettirmiştir.” (5*)

 

 

2-“Menteşe Sancağı’na bağlı Bodrum şehrinin ahalisinden Kızılhisarlı Ahmed Ağa oğlu Mustafa Bey'in, 1688-I714 tarihleri arasında aile efradı ile birlikte Eğriboz Adası’nın güney ucunda yer alan Kızılhisar nahiyesinden Bodrum'a geldiği...” (6*)  

 

Yukarda özeti verilen döneme ait kaynaklar detaylı okunduğunda, Bodrum’a savaş koşulları nedeniyle 1716-7’den önceki bir tarihte gidilmesinin mümkün olamayacağı kolayca görülecektir. 

 

MUSTAFA BEY’İN  MİRİ FİRKATESİ NASIL BİR SEFİNEYDİ(GEMİ) ?

 

Kaptan’ın çekdiri sınıfindan 18 oturaklı firkatesi, o dönemde gemi teknolojisindeki gelişmeler sayesinde büyütülmüş veya aktarma(dönüştürülmüş)yapılmış bir firkate olmalıydı. Şahtur, celiliye, kancabaş gibi ince donanma kategorisinden sayılan bu firkate, ortalama 20-30 m. uzunluğunda olup süratli hareket edebilmekteydi.  Dönemin en hızlı gemisi ise “Sönbeki” denilen baştan kıça kürekli, hem yelkenle hem kürekle gidebilen, bu yüzden korsanlar tarafından yakalanması mümkün olmayan bir gemiydi.

 

 

Prof İdris Bostan, bey gemilerindeki kürekçilerin çoğunlukla esirlerden(payzen) meydana geldiğini, bu yüzden onlara “forsa gemisi” dendiğini her bir küreği 4-5 forsasın çektiğini ve savaşcı olarak da 150 silahlı levent askeri bulundurulduğunu tespit etmiştir(1*age). Akademik verilerden yola çıkarak Kaptan Mustafa Bey’in firkatesi hakkında şöylesi bir tarif yapmak yanlış olmayacaktır: Bu miri firkate yaklaşık 18 oturak(1 oturağa 2 kürek) ve 40 kürekli olup(1 küreğe 4 kürekçi) içinde 160 kürekçi ile 110 levend(muharip asker) görev yapmaktaydı. Topçu, dümenci, yelkenci, lengerci, kalafatçı vb. mürettebatıyla birlikte gemide toplam 300 personel vardı. Tüm bunlara ilaveten kumsal kıyılara çıkmak için filikalar da mevcuttu.(7*)

 

 

Levendler hakkında miri gemilerin ihtiyacı olan silahlı cenkçi erlerin bulundukları havaliden temini edilmesi yönünde derya beyleri ve sancak beylerine çeşitli dönemlerde emir ve fermanlar gönderildiğini biliyoruz. Dolayısıyla Mustafa Reis’in, gemisi için gerekli olan cenkçi erler ile kürekçilerin Rodos veya Menteşe Beyi’nin emriyle Sıravolos Kazası’ndan, hatta belkide Karaova, Milas Kazası’ndan temin edilmiş olması muhtemeldir. Bodrum ve Beçin Kalelerinde varsa mahkum ya da esirler, bunların da küreğe konulmuş olması ihtimal dahilindedir.

 

 

Leleg-Halikarnas Yarımadası, 18.yy’ın başı itibarıyla Osmanlı kayıtlarında Sıravolos olarak geçiyordu adı henüz Bodrum(merkez) olmamıştı. “Bodrum” denince sadece kale ve iskelesi anlaşılıyordu. İçinde yaklaşık yüz kişinin yaşadığı Bodrum Kalesi, tahrir kayıtlarında  imam kadrolu karye(köyden küçük yerleşim birimi) olarak kaydedilmişti ve naipli Sıravolos(yarımada) Nahiyesi’ne, dolayısıyla Menteşe Sancağı’na bağlıydı. Öte yandan kale ve iskeleden ibaret “Bodrum”, askeri vasfı nedeniyle de İstanköy Sancağı’na bağlıydı. 1 Aralık 1714 tarihinden sonra,  miri firkate  reisliği  beratıyla görevlendirilen Kızılhisarlı Mustafa Bey’in bölgeye gelişiyle birlikte varolan ikili idari duruma bir üçüncüsü eklenmişti. Sıravolos ve havalisinin kıyı-deniz güvenliğini artık Kızılhisarlı Mustafa Bey sağlayacaktı. Leleg-Halikarnas-Sıravalos Yarımadası ve yakın çevresinde “Miri Firkate Reisliği” ilk kez mi ihdas edilmişti, yoksa  Mustafa Reis başka bir reisin yerine mi tayin edilmişti bilemiyoruz. Ayrıca, Mustafa Reis’in bir derya beyi olarak Ege’nin tartışmasız en kıymetli üslerinden biri olan Rodos  Beyliği’ne mi,yoksa İstanköy Beyliği’ne mi bağlı olduğunu da  bilemiyoruz. Ama bölge beyleri arasında bir işbirliği ve dayanışmanın varolduğundan eminiz.  Ünlü tarihçilerimiz İdris Bostan ve Salih Özbaran’ın denizlerdeki idari yapı hakkında tespitleri kısaca şöyledir:

 

 

“Kıyı muhafazasıyla  görevli olan derya beyleri, kendi bölgeleri içine giren sahilleri ve sahile yakın geçen tüccar gemilerini korsanlara karşı korumakla yükümlüydüler. Korsanlığın deniz nakliyatı için büyük tehlike olduğu zamanlarda derya beylerinden birisi başbuğ seçilerek birlikte harekete geçebilecek şekilde örgütleniyordu...Derya beyleri içinde Rodos beyinin itibarı oldukça fazlaydı. Bu sebeple zaman zaman Biga, Sakız, Midilli ve Sığla beylerine Rodos beyi başbuğ tayin edilerek birlikte kendi bölgelerini düşman gemilerine ve korsanlara karşı korurlardı.”(1*age)

 

Devam edecek...

 

mehmet çilsal-tarih araştırmacısı

 

 

KAYNAKLAR(Kitap,makale vb)

 

(1*)-TÜRK DENİZCİLİK TARİHİ-Prof. İdris Bostan-Prof Salih Özbaran

(2*)-BİR TÜRK KADISININ YAZDIGI ATİNA TARİHİ (Tarih-i Medinetü'l-hükema)-Prof  Dr.Cengiz Orhonlu

(3*)- MORA’NIN FETHİNDE OSMANLI SEFER ORGANİZASYONU-Prof Dr. Mehmet Yaşar Ertaş

(4*)- KAPTAN-I DERYA CANIM HOCA MEHMED PAŞA Doç.Meltem Aydın

(5*)-165 NOLU BODRUM ŞER’İYYE SİCİLİNDE BULUNAN DENİZCİLİĞE DAİR KAYITLAR-Prof Ahmet Yiğit

(6*)-ULUSLARARASI  HER YÖNÜYLE BODRUM SEMPOZYUMUKızılhisarlı Mustafa Paşa ve Ailesi Üzerine Bilgiler 29 Aralık 1726 tarihli vakfiye belgesi, Dr.Ömer Bıyık

(7*)-1700-1770 OSMANLI DENİZCİLİĞİ, Prof Yusuf Alperen Aydın

 

 



Bu yazı 1594 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA

Web sitemize nasıl ulaştınız?


Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
YUKARI