Bugun...



Yurttaş İnsiyatifi'nden Sedef Kabaş’a: Bodrum Sedef oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesi ile tutuklanan gazeteci Sedef Kabaş’ı Bodrum Yurttaş İnsiyatifi üyeleri “Hepimiz Sedef’iz” mektubu gönderdi.

facebook-paylas
Güncelleme: 24-01-2022 16:39:37 Tarih: 24-01-2022 16:33

Yurttaş İnsiyatifi'nden Sedef Kabaş’a: Bodrum Sedef oldu

Muğla’nın Bodrum ilçesinde Bodrum Yurttaş İnsiyatifi üyeleri bugün Çarşı Mahallesi’ndeki PTT İlçe Müdürlüğü binasına gelerek basın açıklaması yapıp önceki tutuklanarak cezaevine gönderilen gazeteci Sedef Kabaş’a mektup gönderdiler.

 

BODRUM SEDEF OLDU

Mektubu göndermeden önce postane önünde basın açıklaması yapan insiyatif Sözcüsü Nuran Yılmaz sözlerine, Homeros’un ebedi mavilikler ülkesi olarak nitelediği, ebedi mavilikler ülkesinden, Halikarnas Balıkçısı’nın en sıcak merhabasını iletiyoruz sana. Senli, benli olacak sana hitaplarımız Sedef. Sana sınırsız insan-doğa sevdası yüklü bu bereketli topraklar üzerinden bu mektubu gönderirken, şunu da bilmeni istedik. Sen 22-01-2022 saat 02.00 itibarıyla daha çok Sedef’imiz oldun. O saatten, bu satırların kaleme alındığı zamana değin tüm Bodrum Sedef oldu. Sedef oldu, birleşti” dedi.

 

 

Yılmaz açıklamasında “Bodrum Sedef oldu dayanışmayı arşa yükseltti. Sedef oldu, martı kanadına yüklediği sevgisini iki gündür avlusunda voltaladığın, ranzasında göz açıp-kapadığın, ocağında demlenen çayı yudumladığın koğuşuna sığdırmaya çalıştı. Bizlerin koğuşunda kaç kez alındığını bilmediğimiz sayımların ötesinde sayım-suyum yok demeyen tarafında yer aldık yaşamın. Sayımızda- suyumuzda hep oldu, olacakta. Oyundan kaçanın çelik-çomağı kırılsın, bilyesi kaybolsun, uçurtması  gökyüzünde pike yapmasın. Sevgili Sedef az önce Uğur Mumcu anmasından buraya (Bodrum Postanesine) geldik. Anmaya katılan tüm aydınlanmacıların, memleket sevdalılarının aklından, yüreğinden derin bir Sedef Kabaş geçti inan. Yaşamdan sevgisini eksiltmeyenlerin o bir çift sözü sarf edeceği zamana yakınlaşmış olmak üzüntü ve acılarımızın adeta iyileştirici merhemi oldu. İnan az kaldı Bodrum’un yüreği güzel, aklı aydınlanmaya koşullu Sedef’i… İlk kez bu kadar tanış ve yakın hisseder olduk içimizde gelmekte olanı. Ve Nazım’ın dizelerinde “-Çürüyen diş, dökülen et- bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler” diyerek tanımladığı gitmekte olanı” dedi.

 

 

BODRUM HOŞGÖRÜNÜN ÇOĞUNLUKTA OLDUĞU BİR COĞRAFYADIR

Bodrum’un aynı zamanda ötekileştirilmeye çalışılanların hep çoğunluk olduğu bir hoşgörü coğrafyası olduğunu belirten Yılmaz “ Bodrum’un toplumsal yaşamından, siyasal tercihlerine, kültür dokusuna değin, sirayet eden bir vaziyettir bu sevgili Sedef. Hoşgörü denli isyanda vardır geleneğimizde. Ateşi çalma uğraşında hiç de geri vitesi olmayan iyi yürekli, cesur insanlar memleketinin asileri de hiç eksik olmadı toprağından, denizinden… Cevat Şakir’in buralara politik mülteci olarak gelişini de bir tesadüfe yormamak gerekebilir. Sana fazla sıkıcı gelmezse biraz Balıkçı’mızdan söz edelim mi sevgili Sedef: “  Ona "İstiklal Mahkemesinde" önce idam, sonra Bodrum'a sürgün dediler. Yargı konusu çarpıtılanın aksine "Resimli ay" dergisinde askerlikle ilgili yazmış olduğu bir yazıydı. Yani suç siyasaldı. Yargılayan kurumda ki süreç de karara değin siyasal işledi” dedi. Yılmaz açıklamasının sonunda ise “Sedef, sana yazacak ne kadar da çok şeyimiz varmış. Ama nedense sana biraz Cevat Şakir anlatmak geldi içimizden… Ama unutma artık sen Bodrum’un evladısın. Bodrum’un dünyaya  sevgiyle bakan aydınlık yüzüsün… Koğuş arkadaşlarına da sevgi, selamlarımızı ve bir an önce özgürlük dileklerimizi ilet lütfen. Yüreğin gibi hoş ve güzel kal, SEDEFİMİZ” sözleri ile açıklamasını sonlandırdı.

 

 

 

MEKTUBUN TAMAMI:

 

Sevgili Sedef…

Homeros’un ebedi mavilikler ülkesi olarak nitelediği, ebedi mavilikler ülkesinden, Halikarnas Balıkçısı’nın en sıcak merhabasını iletiyoruz sana. Senli, benli olacak sana hitaplarımız Sedef. Sana sınırsız insan-doğa sevdası yüklü bu bereketli topraklar üzerinden bu mektubu gönderirken, şunu da bilmeni istedik. Sen 22-01-2022 saat 02.00 itibarıyla daha çok Sedef’imiz oldun. O saatten, bu satırların kaleme alındığı zamana değin tüm Bodrum Sedef oldu. Sedef oldu, birleşti. Sedef oldu dayanışmayı arşa yükseltti. Sedef oldu, martı kanadına yüklediği sevgisini iki gündür avlusunda voltaladığın, ranzasında göz açıp-kapadığın, ocağında demlenen çayı yudumladığın koğuşuna sığdırmaya çalıştı. Bizlerin koğuşunda kaç kez alındığını bilmediğimiz sayımların ötesinde sayım-suyum yok demeyen tarafında yer aldık yaşamın. Sayımızda- suyumuzda hep oldu, olacakta. Oyundan kaçanın çelik-çomağı kırılsın, bilyesi kaybolsun, uçurtması  gökyüzünde pike yapmasın…

Sevgili Sedef az önce Uğur Mumcu anmasından buraya (Bodrum Postanesine) geldik. Anmaya katılan tüm aydınlanmacıların, memleket sevdalılarının aklından, yüreğinden derin bir Sedef Kabaş geçti inan. Yaşamdan sevgisini eksiltmeyenlerin o bir çift sözü sarf edeceği zamana yakınlaşmış olmak üzüntü ve acılarımızın adeta iyileştirici merhemi oldu. İnan az kaldı Bodrum’un yüreği güzel, aklı aydınlanmaya koşullu Sedef’i… İlk kez bu kadar tanış ve yakın hisseder olduk içimizde gelmekte olanı. Ve Nazım’ın dizelerinde “-Çürüyen diş, dökülen et- bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler” diyerek tanımladığı gitmekte olanı…

Evet Sedef, 19 yıl geçti üzerinden. 19 yıldır faili meçhul Uğur Mumcu cinayetinin. Pek çok haklı ve meşru sebep var gelmekte olanın gelmesi için… Bir tanesi de faili meçhullerimizin aydınlanması içinde o kutsal zaman gerekli sanırız. Esasen o failler hiçbir zaman meçhul değildi, gün gibi belliydi Sedef. O görünecek olan faillerin de itirafları olacaktır. Belki de  itirafların gerisinde ki gerçekler ve o gerçeklerin açığa çıkması korkusu bu kasvetli havanın esaslı nedeni. Senin mahpuslukta geçen her anın kıymetli Sedef. Her anın karanlıklarının üzerine bir mum yakıyor. Ve inan çok komik yakalandılar seninle alakalı süreçlerinde. Köpüklü ağzından nefret dilini eksik etmeyen sahibinin sesi korosu da ha keza sevgili Sedef… Ellerini önde mi tutmuşsun, arkaya mı bağlamışsına değin düştüler. Ama işte onlar Sedef’in gözlerindeki aydınlanma çağrısı ve müjdesini gördüler. Bu nedenle göz-göze gelemiyorlar, yüzleşemiyorlar.

Bodrum aynı zamanda ötekileştirilmeye çalışılanların hep çoğunluk olduğu bir hoşgörü coğrafyasıdır. Bodrum’un toplumsal yaşamından, siyasal tercihlerine, kültür dokusuna değin, sirayet eden bir vaziyettir bu sevgili Sedef. Hoşgörü denli isyanda vardır geleneğimizde. Ateşi çalma uğraşında hiç de geri vitesi olmayan iyi yürekli, cesur insanlar memleketinin asileri de hiç eksik olmadı toprağından, denizinden… Cevat Şakir’in buralara politik mülteci olarak gelişini de bir tesadüfe yormamak gerekebilir. Sana fazla sıkıcı gelmezse biraz Balıkçı’mızdan söz edelim mi sevgili Sedef: “  Ona "İstiklal Mahkemesinde" önce idam, sonra Bodrum'a sürgün dediler. Yargı konusu çarpıtılanın aksine "Resimli ay" dergisinde askerlikle ilgili yazmış olduğu bir yazıydı. Yani suç siyasaldı. Yargılayan kurumda ki süreç de karara değin siyasal işledi.

 

 Daha sonra Halikarnas Balıkçısı mahlasını alacak olan Cevat Şakir’in dört asker kaçağının kadersizliğiyle ilgili olarak Hüseyin Kenan takma adıyla kaleme aldığı 13 Nisan 1925 tarihli "Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler" başlıklı öyküsünden ötürü dergi kapatıldı ve sorumlu müdür Zekeriya Sertel ile Cevat Şakir İstiklâl Mahkemesi'nde yargılandı.

 Kısa süren bir yargılama sonunda Zekeriya Sertel üç yıl Sinop'ta kalebentliğe mahkûm edildi. Bu zindan bugün adetâ bir zulüm müzesi olarak duruyor. Benim de birkaç kez gezmişliğim vardır. Cevat Şakir de İstanbul İstiklâl Mahkemesi tarafından “Memlekette isyan bulunduğu sırada, askeri isyana teşvik edici yazı yazmak”tan suçlu bulundu. Mahkeme başkanı Ali Çetinkaya tarafından idama mahkûm edilmek istendiyse de, Kılıç Ali Bey'in önerisiyle kalebentlikle Bodrum'a sürüldü. Üç yıllık sürgünlüğünün yarısını Bodrum'da tamamladı.

Cevat Şakir, cezasının diğer yarısını da İstanbul'da tamamladıktan sonra, sürgünlük döneminde çok sevdiği Bodrum'dan uzak kalamadı ve yeniden dönüp yaklaşık yirmi beş yıl burada yaşadı. O dönem Bodrum ekmek kavgalarının, süngerin, aşkların, acıların, dalgaların, ak köpüğünün yerel boyuttan sıyrılıp evrensel boyuta taşındığı bir mekan olmaktan henüz uzaktı. Ve yine Bodrum da henüz ondan, onun kendisine katacağı seviden habersiz karanlık bir muammaydı. Serüvenin geri kalan eşsiz yolculuğunda ne Bodrum ona, ne de o Bodrum'a hiç ihanet etmedi. Yalnız Bodrum ona borçlu kalmanın minnettarlığını hep hissetti.

Sedef, sana yazacak ne kadar da çok şeyimiz varmış. Ama nedense sana biraz Cevat Şakir anlatmak geldi içimizden… Ama unutma artık sen Bodrum’un evladısın. Bodrum’un dünyaya  sevgiyle bakan aydınlık yüzüsün… Koğuş arkadaşlarına da sevgi, selamlarımızı ve bir an önce özgürlük dileklerimizi ilet lütfen. Yüreğin gibi hoş ve güzel kal, SEDEFİMİZ.   24-01-2022

BODRUMLU DOSTLARIN, KARDEŞLERİN ADINA

                                                                            NAZAN YILMAZ

 

 

 




Editör: Melis Anter

Bu haber 5468 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

HABER ARA

Web sitemize nasıl ulaştınız?


Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI