Bugun...


Mehmet Çilsal

facebook-paylas
BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE BODRUM KALESİ-24
Tarih: 13-06-2019 20:32:00 Güncelleme: 26-06-2019 16:34:00


BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE BODRUM KALESİ-24  

Bodrum Aziz Petrus(St. Peter-Pierre) Kalesi şövalyeleri de dahil, 15’nci yüzyılın St. John Rodos Şövalyeleri aslında kimdi ? Osmanoğulları’nın, Leleg(Bodrum) Yarımadası’nı da kapsayan Menteşeoğulları Beylik devletine 1424’de son verdiği, yerine sancak ihdas edildiği, sonraki on yıllarda Karamanoğulları destekli isyanlar yoluyla beylik devletini geri alma girişimlerinin ise başarısız kaldığı önceki bölümlerde izah edilmişti.(Resim1: Bodrum Kalesi St. John Şövalyeleri, temsili illustrasyon)

 

 

15’nci yüzyıl ortalarında Adalar Denizi’nde(Ege) bağımsız hiçbir Türk beylik devleti kalmamış,  Osmanlı’ya ilhak edilmiş ve Ege’de Gelibolu merkezli bir Osmanlı donanması kurulmuştu. Ancak, buna rağmen Anadolu kıyıları “harami kafir kayıkları” tarafından sık sık talana maruz kalıyordu. Korsanlık ve deniz haydutluğu tehlikesine karşı sadece sularda değil kıyı yerleşim birimlerinde de tedbir alma zorunluluğu doğmuştu. Aslında, Ege Denizi’nde Bizans-Latin-Türk rekabeti 13.cü yüzyıldan beri yaşanmaktaydı ve çökmekte olan Bizans’ın yerine hakimiyet kurmak için yapılan mücadelede, Türklerin başlıca rakibi, Cenevizliler ile İslam dünyasında “İsbitarriye” olarak adlandırılan St. John Rodos Şövalyeleri’ydi. Bu Şövalyeler, levantta kolonileri olan Cenevizlilerin de gittikçe genişleyen Türklerin de Mısır-Memluk Sultanlığı’nın da baş belasıydı. (Resim2: St. John Şövalyeleri kıyı talanında, temsili illustrasyon)..

 

 

Leleg Yarımadası’nda 15’nci yüzyıla girerken inşasına başlanan ve yapımı aşama aşama 40-50 yıl süren Aziz Petrus(St. Peter-Pierre) Kalesi, işte bu “kafir isbitarriyelerin” anakaradaki tek ve önemli üslerinden biriydi.(1*)   Yine önceki bölümlerde bu “kafir isbitarriyelerin” kuruluş maksat, dava ve misyonlarından uzaklaşıp başkalaştığı; Papalık dünyasındaki bölünmelerden ziyadesiyle etkilendikleri, korsana, tüccara, tur operatörlerine vb. dönüştükleri; St. Peter(Bodrum) Kalesi mimari yapısının, değişen bu  hayat tarzlarını ve aralarındaki sınıfsal farklılıkları çok iyi yansıttığı, hatta bu haliyle eşsiz bir örnek teşkil ettiği gibi hususlar aktarılmıştı. (Resim3: Hacı turizmi ve nakliyecilik yapan Şövalye gemileri, temsili resim)

 

Deniz taşımacılığı(nakliyecilik)-Turizmcilik

Sadakat, yoksunluk, iffet yeminlerini bozan Şövalyelerin korsana, tüccara, nakliyeciye, turizmciye vb. dönüşme sebepleri aslında çok eskiye dayanıyordu. (Resim4: Deniz korsanı St. John Şövalyeleri, temsili resim)    

 

 

Haçlı Ordusu’nun asker, malzeme ve erzaklarını Doğu Akdeniz’e başlangıçta Avrupa gemicileri taşıyor; tüccar gemileri levanttan boş döndüğü için de nakliye maliyeti çok yüksek oluyordu. Haçlılar Birliği karargahının Doğu Akdeniz’deki kale, şato, manastırların ihtiyacı olan erzak, malzeme ve savaşçıları kendi gemileriyle nakletme işine girişmesinin ana sebebi masraf azaltmaktı. Yüksek kapasiteli yelkenli ve kürekli kadırga gemilerinden oluşan kendi taşımacılık filolarını kurduktan sonra, gemilerde nasıl olsa boş yer bulunduğu için tüccarlara ait yük ve hacıları da taşımaya başlamışlardı. Yani, zorunlu tedarik işi adım adım taşımacılık ve ticarete dönüşmüştü. Bu dönüşme sürecini başlatan olgulardan biri de aslen savaşçı olan St. John askerlerinin Akdeniz’de dolaşan Avrupa gemilerine güvenlik hizmeti sağlıyor olmalarıydı.(Resim5: Rodos, minyatür)    

 

 

14 ve 15’nci yüzyıllarda Rodos, kutsal topraklara giden denizyolu üzerinde zorunlu ve geleneksel bir mola yeri, bir ara durak işlevi görüyordu. Hac gemilerinin seyir güvenliği bölgeyi en iyi bilen şövalyelerin elindeydi. 1419'da Gasconlu bir asil olan Nompar de Caumont, Rodos'ta tanıştığı Navarresli(İspanya) genç bir şövalyeyi(muhtemelen ekibiyle beraber) refakatçi alıp Kudüs'e götürmüştü. Her hacı gemisinde bu şekilde en az bir St. John Şövalyesi bulunmaktaydı. (Resim6: Deniz haydutluğu ve St. John Şövalyeleri, minyatür) 

 

 

Öte yandan, Rodos’un bu işlevi zamanla kendisinin de kutsallaşması ve hac güzergahının manevi bir parçası haline gelmesine yol açmıştı. Ada’daki    Filerimos Dağı’nda bulunan  kilise, St. Catherine bakım-yardımevi böylesi uhrevi mekanlar arasındaydı. (2*) Hacılara, ziyaretleri sırasında hem kutsal yerler hem Rodos’un tarihi kalıntıları gezdiriliyor hem de şövalyelerin yaşadıkları mekanlar, surlar, gemiler, cephanelik vb.  turu attırılıyordu. Rahipler, bu misafirperver yaklaşımlarıyla karargahın prestijini artırmakla kalmıyor, kutsal topraklara ve Rodos’a daha fazla ziyaretçi gelmesini de teşvik ediyordu. (3*)  Hacı seyahatlerinde güvenlik sağlama işi, taşımacılık işinin de yolunu açmıştı.

Korsanlık-Deniz Haydutluğu ayırımı   (Resim7: Şövalye korsan gemisi, temsili illustration)

Önceki bölümlerde yer yer değinilse de ‘korsanlık’ ve ‘deniz haydutluğu’ kavramlarını biraz açmak gerekiyor. Zira korsanlık ile deniz haydutluğu(pirates) yapılış amaçları bakımından birbirinden farklıydı.  ‘Deniz Haydutluğu’ ortaçağda kişisel bir hayat tarzı, bir varoluş biçimiydi ve  deniz haydutları köle, mal, hayvan, altın, para vb. farketmez ganimet avlamak için yaşardı. Ortaçağ Akdenizi’nde dini, dili, milliyeti aynı olan haydut(pirate) gemilerinin dahi birbirini avladıkları sayısız vakıa belgeleriyle kanıtlanmıştır. ‘Korsanlık’ ise, bir devlet faaliyetiydi; devletlerin Akdeniz’deki gayrimeşru faaliyetleriydi. Öyle ki bazı devletler kendi gemilerine korsanlık yapılmaması için aralarında pakt bile oluşturmuştu. Paktta yeralan devlete ait gemilere saldırılması durumunda göstermeleri için kaptanlara kenarı tırtıklı bir belge(patente) vb. veriyorlardı.   Hırıstiyan Ordusu ya da Haçlılar Birliği olarak bilinen St. John Şövalyeleri deniz haydutluğu kategorisine girmiyordu. Haçlılar Birliği mensubu ülke gemilerine düşmana yönelik korsanlık faaliyetleri için ‘corso’ ya da ‘papal lisansı’ denilen bir belge düzenleniyordu. Bu belge, Şövalyelerin sadece düşman gemilerine değil, Müslüman malı taşıyan Hırıstiyan gemilerine de saldırıp el koymasına müsade ediyordu.  Bu uygulamanın aynısı Osmanlı’da da vardı. ‘Korsanlık’, devletin kendi tayin ettiği denizciler vasıtasıyla düşman ilan ettiği devletlere zarar verecek her türden faaliyetin adıydı. Bu maksatla bölge bölge kırlangıçlar, fırkateler kapudanlığı bile ihdas edilmişti ve bu filolar donanmaya bağlıydı. Tayin edilen kapudanlara payitahttan ferman ya da emirnameler veriliyor ya da gönderiliyordu.(Resim8:Şövalye nakliye ve tüccar gemisi, temsili illustration) 

 

Hal böyle olmasına rağmen Rodos Karargahı’nın zaman zaman düşmanları ile olası bir krizi önlemeye çalışan deklorasyonlar yayınlandığı da vakiydi.  Bodrum St. Peter Kalesi Katalan Şövalyeleri’nin Cenevizlilere ait Sakız Adası’na baskın yapması ve sonraki yıllarda Midilli açıklarında Türk malları taşıyan bir Ceneviz tüccar gemisini yağmalaması üzerine hemen ardından bu tür hareketler hakkında yasaklama emri çıkarılması gibi... Papalık, tek amir ve en üst otorite olmadığı için her dil kendi bağlı olduğu papaya göre hareket edebiliyordu. Filolarda görev yapan denizci şövalyeler komut almadığı, emir dinlemediği, itaat etmediği için Grand Masterların  yasaklama gayretleri sonuç vermiyordu.  1411’de İskenderiye limanında Ceneviz ve Katalan gemileri arasında bu yüzden bir deniz muharebesi bile yaşanmıştı.(4*)   (Resim9: Şövalyelerin kıyı talanı, temsili illustration)

 

 

Adriyatik limanlarında demirlemiş tüccar gemilerine kadar saldırı düzenlemekten çekinmeyen Şövalye korsanlığından sadece Müslümanlar, Cenevizliler değil, Venedikliler ve diğer bazı Hristiyanlar da muzdaripti...1417 ve 1429 yılları arasında Katalan korsanlarının saldırılarına karşı protesto gösterileri başlatılmıştı...(5*)   1437’de Grand Master seçilen Jean de Lastic döneminde Rodos ve bağlı adalarda yağmalanmış malların çarşı pazarda satılmasının yasaklanması, Nisan 1460'da Sakız Adası’na yönelik şikayetlere bakacak bir şövalyenin elçi olarak yollanması,  Kos ya da Bodrum'a bağlı şövalye gemilerinin  komutan veya mürettebatına karşı uygulanacak ceza ve tazminatlar için yargıç atanması gibi örnekler Haçlı Ordusu Karargahı’nın ikili davrandığını sergilemektedir.(6*)   (Resim10: Korsan St. John Şövalyeler deniz muharebesinde, illustration)

 

Devam edecek...

 

Mehmet Çilsal

(Hukukçu- Tarih Araştırmacısı)

 

 

KAYNAKÇA

 

(1*)  https://islamansiklopedisi.org.tr/daviyye-ve-isbitariyye

(2*) Bkz: THE HOSPITALLERS OF RHODES BETWEEN TUSCANY AND JERUSALEM  : 1310-1431, by Anthony LUTTRELL

(3*)  Kaynak: British and Irish Visitors to and Residents in Rhodes, 1409–1522, Gregory O’Malleyhttps://www.researchgate.net/publication/263551122_The_Hospitallers_the_Mediterranean_and_Europe_Festschrift_for_Anthony_Luttrell 

(4*) Bkz-Türk Denizcilik Tarihi, İdris Bostan-Salih Özbaran https://tr.scribd.com/doc/289590249/Turk-Denizcilik-Tarihi-1

(5*) Kaynak: The Earliest Doculnents on the Hospitaller Corso at Rhodes: 1413 and 1416 Anthony Luttrell

(6*) Kaynak: Christopher Wright - NON EX UNICA NATIONE SED EX PLURIMIS: GENOA, THE CATALANS AND THE KNIGHTS OF ST JOHN IN THE FIFTEENTH CENTURY www.storiamediterranea.it/wp-content/uploads/.../wrght.pdf

 

 

 

    

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Bu yazı 1494 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA

Web sitemize nasıl ulaştınız?


Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar nöbetçi eczaneler
YUKARI