Bugun...


Mehmet Çilsal

facebook-paylas
“Harabe Halikarnas’ın ilk muhacirleri nereden, niçin, nasıl gelmişti ?”
Tarih: 08-04-2021 21:43:00 Güncelleme: 08-04-2021 21:43:00


 

KIZILHİSARLI MUSTAFA PAŞA’NIN BİLİNMEYEN HAYATI ÜZERİNDEN BODRUM TARİHİ-14

“Harabe Halikarnas’ın ilk muhacirleri nereden, niçin, nasıl gelmişti ?”

 

BODRUM’UN(merkez) İLK SİVİL İSKAN SÜRECİ 

 

Akdeniz’de deniz ticaretine paralel olarak peydahlamış olan ve  kendi hesabına çalışan deniz haydutları ile bir devlet hesabına iş yapan korsanlar,  düzen ve huzur bozucu başlıca aktörlerdi. Akdeniz’in güvenliği, hem kıyı yerleşimleri hem deniz ticareti bakımından 18.yüzyılın ilk çeyreğinde bile  İmparatorluğun öncelikli sorunlarından biriydi(1*). Bu yüzden stratejik bölgelerde bir dizi tedbirler alınması gerekiyordu.

 

 

Kalyonlar Başbuğluğu, Fırkate-Kırlangıç Reisliklerinin ihdası ile kıyılarda kışla, kale, kule, palanka gibi yapılar inşa etmek bu tedbirlerden bazılarıydı.  İşte söz konusu bu yapıların  kimi yerlerde kendiliğinden yeni bir iskan sürecini başlatması  mümkün olabiliyordu.  Buna, halen köy olarak kalan Çanakkale-Ayvacık-Babakale ile şehirleşmiş Bodrum ilçe merkezi örnek gösterilebilir.(2*)  

 

 

Dönemin(1721-1730) Kaptan-ıderya’sı, Kaymak Mustafa Paşa’ydı. Sadrazam damadı olan bu Paşa, İstanbul’un muhtelif mahallelerinde cami, mektep, çeşme, yalı, konak gibi çeşit çeşit hayır ve bayındırlık işlerine vesile olmuş biriydi. Çanakkale’de deniz güvenliği maksadıyla inşa ettirdiği “Babakale” onun eseriydi ve bu Kale, zamanla o yerde bir yerleşim biriminin oluşmasına yol açmıştı(3*). Öte yandan, Bodrum Fırkateciyan teşkilatı, donanmanın bir parçası olduğundan Kaptan-ıderya Kaymak Mustafa Paşa ’ya bağlıydı. Henüz elde somut bir belge olmasa da bu Paşa’nın  Bodrum Fırkate Reisi Kızılhisarlı Mustafa Bey’e gereken tahsisatları esirgemediğini tahmin etmek yanlış olmayacaktır.

 

 

Harabe Halikarnas’taki(Bodrum Merkez) ilk sivil ile ikinci askeri(Kale’den sonra) iskan faaliyetlerini Kaptan Mustafa Bey başlamıştı. Bunu yaparak aslında gelecek yüzyıllara doğru Yarımada ölçeğinde şehirleşme sürecinin de tohumu atmıştı.  1714’de Miri Fırkate Reisi olarak Bodrum havalisine atanan Eğriboz-Kızılhisarlı Mustafa Bey’in bölgeye gelişi, aynı yıl seferberlik ilanı nedeniyle ancak 1717’de mümkün olabilmişti. Reis, 1717-23 arasında görevi kapsamında kıyı ve deniz alanlarının güvenliğinin sağlanması için mürettebatın iaşesi ve askeri standartlara uygun barınak binalarının inşası dahil gereken herşeyi yapmıştı.

 

 

Askeri yapılar, mescidin camiye dönüştürüldüğü iskele meydanından itibaren bugünkü Çarşı ve Belediye Binası arasına Evliya Çelebi’nin bahsettiği Memi Paşa Su Kemeri’ni de kapsayacak şekilde inşa edilmiş ve tam anlamıyla bir denizci kışlası oluşturulmuştu.    Kale erleri kendilerine komşu gelen bu denizcilerle daha inşa aşamasında zaten içli dışlı hale gelmişti. Fırkate personeli levendlerin çoğu ve kürekçilerin bazıları(işlediği suçlar nedeniyle küreğe konanlar) Yarımada ahalisinden temin edilmişti. Artık Yarımada’nın kara ve denizcilerden müteşekkil askeri bir garnizonu vardı. İşte bu ilk yapılar, antik harabe Halikarnas’ta 1402-3’de inşasına başlanan Kale’den sonra ikinci askeri iskan yapılarıydı ve Yarımada’nın kendi halinde akıp giden yavaş kırsal yerleşim sürecini şehirleşme sürecine doğru bükmüştü.

 

HARABE HALİKARNAS’TA EĞRİBOZ-KIZILHİSARLI MUHACİRLER

 

Fırkate nüfusu için başlayan askeri iskan faaliyetleri sırasında Mustafa Reis’in şahsına ait yelkenli çekevele gemisi sık sık Eğriboz’a gidip gelmekteydi. Deniz dünyasında her işin gemisi ayrıydı çekeveleler, yolcusuyla beraber yük taşıyan nakliye gemileriydi. Her işe yaradıklarından Bey, Reis, Ağa gibi denizci eşrafının bu tür bir gemisi muhakkak olurdu.

 

 

Mustafa Reis’in çekevelesi, yaklaşık 20 metre uzunluğunda olup 100-150 ton yük taşıyabiliyordu. Sürdürülen yoğun iskan faaliyetleri el altında emre amade  böylesi bir gemi gerektiriyordu zaten. İşte bu çekevelenin Eğriboz’a gidiş geliş sebebi sadece  işçi, usta, malzeme vb ihtiyacı için değil aynı zamanda kürekçi ile leventlerin(tüfekçi-azap er) yereldekilerle yer değiştirmesi ve belki de bazı personelin memleket özlemini giderme ihtiyacı için de işe yarıyordu. Ancak bu gitmelerin o tarafta, özellikle de Kızılhisar nahiyesi ve köylerinde  bambaşka etki, düşünce, kararlara yol açtığı da bir gerçekti.

 

 

Önceki bölümlerde de bahsedildiği gibi Adriyatik, Yunan Anakarası, Mora ve Eğriboz bölgesi, Venedik-Osmanlı muharebeleri ile vur kaçların 15.yüzyıldan beri hiç bitmediği bir bölgeydi. 1645-1723 arasında cereyan eden kara ve deniz savaşları yüzünden bölge insanları için sakin, normal, huzurlu bir hayat kalmamıştı. Adriyatik kıyılarındaki askeri ya da sivil Osmanlı yerleşimlerinin çoğu Venedik destekli Uskukların haraçgüzarı durumuna düşmüştü(İdris Bostan). Panagiotis Christopoulos gibi İngiliz ya da Rus destekli Eleni-Grek korsanlar(izbandut) bölgenin ağa ve beylerinin baş belası olmuştu. 15-20 senedir deryada nam salmış ünlü deniz haydutlarından “Burunsuz”, yakalanıp tersane zindanına konduğu halde bir yolunu bulup kaçarak Eğriboz-Kızılhisar dağlarına saklanmış bu durum Eleni-Yunan ahaliyi günlerce diken üstünde tutumuş eskisi gibi haydut saklayamadıkları için de mecburen Burunsuz’u ele vermişlerdi. Öte yandan, Recep Reis gibi Arnavud asıllı deniz haydutları da ayrı bir belaydı bölgedeki tüccar gemilerine ayrım yapmaksızın göz açtırmıyor, böylece Osmanlı’nın liman-gümrük vergi gelirlerinin düşmesine yol açıyordu.(4*)

 

 

Gündelik hayatın tadı-tuzunun  kaçtığı 1645-1723 arası yıllar, zoraki ya da gönüllü toplu göçlerin artık sıradanlaştığı, olağanlaştığı yıllardı. Boşalan alanlarda yurt edinmek için akın akın kuzeyden inen Arnavut göçü sadece karada değil deryada bile başlıbaşına bir sorun olmuştu.

Eğriboz-Bodrum(merkez) arasında mekik dokuyan Mustafa Reis’in çekdirisi, yukarda sayılanların yanısıra Bodrum-Saravolos-Karaova’nın nasıl bir bölge olduğu hakkında savaş ve dert yorgunu Eğriboz ahalisine bilgi de taşıyordu. Harabe Halikarnas’ta gurbetçi konumundaki fırkate personeli ve inşaat ustalarının çoğu, aradan geçen 5-6 yıllık zaman diliminde hem bölgeyi güvenlik bakımından hem de coğrafi bakımdan sevmiş ve hatta evi barkı buralara taşımayı bile aralarında konuşup akıllarına koymuştu. Karaova-Alakışla-Karaada-Bodrum-Saravolos-Karabağlar-Güllük bölgesi, güç birliği yapmış iki miri fırkate reisi tarafından korunmaya başlayalı vurkaççı korsanlık faaliyetleri epey azalmıştı. Mustafa Reis başta, bölgeye geçici geldiğini düşünenler, inşai faaliyet ve resmi korsanlık  görevini icra ettikleri bu altı yılın sonunda artık bölgede kalmaya karar vermiş, askeri binaların yapımı biter bitmez de bir an evvel evi barkı taşıma düşüncesiyle konut inşaasına girişmişlerdi bile.

 

 

1723 sonrası yıllar, bir yandan Harabe Halikarnas’ta yoğun biçimde konut inşaatlarının yapıldığı diğer yandan Eğriboz-Kızılhisar’dan göçe karar veren Müslim ve Gayrımüslim ailelerin ev barklarını taşıdığı yıllar olmuştu. Duvarcı, neccar, debbağ, değirmenci gibi zanaatkarların hepsi Eleni-Yunan’dı. Yarımada köy ve karyelerinin kadim ahalisi, yerini yurdunu bırakıp Harabe Halikarnas’a gelenlere “muhacir” diyordu.  

 

 

Görüldüğü gibi Mustafa Reis önderliğindeki muhacir göçü, içinde bulundukları askeri, siyasi iklim ve şartların bir sonucuydu. Karlofça Andlaşması ile gerileme dönemine girilmiş, İmparatorluk toprakları bir bir elden çıkmaya başlamıştı. Her parçanın kopuşu, aslında o yerde yaşayan Osmanlı tebaasının başına gelecek trajik bir mukadderat anlamına geliyordu. Eğriboz’daki pek çok aile için adeta bıçak kemiğe dayanmış gibiydi. Mustafa Bey, elbette bu gidişatın farkındaydı. Dolayısıyla geçmişte, 20-25 seve evvel güvenli bir hayat için Alaçatı’ya, Çeşme’ye göçen Eğriboz’lu Elenilerin başına ne geldiyse(ki bunların bir kısmı Venediklilere yardım ve yataklık yapmıştı), eninde sonunda bir gün Müslümanların da başına aynı şeyin gelme ihtimalini düşünmüştü belki de...

 

 

 

devam edecek

mehmet çilsal-tarih araştırmacısı

 

KAYNAKLAR

 

1*-18.Yüzyılda Osmanlı Devleti’nin Ege (Adalar) Denizi ve Doğu Akdeniz’e Yönelik Güvenlik Parametreleri, Prof. Yusuf Alperen Aydın

2*-KIYI NÖBETİ: OSMANLI DEVLETİ’NİN AKDENİZ’DE KIYI  KORUMASI

Doç.Şenay Özdemir

3*-KAPTAN-I DERYÂ KAYMAK MUSTAFA PAŞA’NIN İSTANBUL’DAKİ İMAR FAALİYETLER, Doç.Dr. Erkan ATAK

4*-Akdeniz Hakimiyetinde Osmanlı Devleti ve Korsanlık(1695-1789),

Doç.Şenay Özdemir/  BOA Cevdet Tasnifi, Bahriye Belge No. 70.

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Bu yazı 1956 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA

Web sitemize nasıl ulaştınız?


Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
YUKARI