Bugun...


Mehmet Çilsal

facebook-paylas
KIZILHİSARLI MUSTAFA PAŞA’NIN BİLİNMEYEN HAYATI ÜZERİNDEN BODRUM TARİHİ-10
Tarih: 10-07-2020 22:35:00 Güncelleme: 10-07-2020 22:35:00


 

KIZILHİSARLI MUSTAFA PAŞA’NIN BİLİNMEYEN HAYATI ÜZERİNDEN

 

BODRUM TARİHİ-10

 

Kızılhisarlı Mustafa Reis’in kıyı ve deniz güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu  Sıravolos(Bodrum) Yarımadası nasıl bir yerdi?

 

 

Miri Fırkateler Reisi Kızılhisarlı Mustafa Bey’in görev yeri olan Bodrum havalisi savaş, yağma, güvenlik, hayat şartları, iklim vb. bakımından memleketi Eğriboz’a göre çok daha rahat bir yerdi hiç kuşkusuz. Ancak bayındırlık durumu, sosyal hayatı, çarşısı, refah seviyesi vb. bakımından hemen karşısındaki 10-15 bin nüfuslu cıvıl cıvıl İstanköy kadar  iyi değildi.    

 

 

1517 yılına ait Osmanlı kayıtlarındaki Sıravalos, Muğla Sancağı’na bağlı Milas-Beçin'den ayrılan, bol miktarda buğday, arpa, nohut, susam, soğan, incir, üzüm yetiştiren Karabağ, Karaova, Beksimed, Müsgebi, Farilya, Sandıma gibi 14 köyden müteşekkil idari birimdi(1*).  1584 tarihli Yörükân-ı Menteşe Defteri’ne ait tabloda görüldüğü üzere Akyaka(Vitiz-Bitez), Belen, Maymuncuk, Etrim gibi köy ve karyelerin eklenmesiyle yerleşim birimlerinin sayısı epey artmıştı(2*). Bu da vergi çeşitliliği ve gelirlerinin artması anlamına geliyordu. Sıravalos bu haliyle Bodrum Kalesi ve Karaova Kazası’ndan başka Akyaka(Vitiz-Bitez), Karabağ, Müsgebi, Beksimed, Farilya, Sandıma gibi yerleşim birimlerini de kapsayan Yarımada’nın coğrafi adıydı. Deryabeyi de denen Rodos Sancağı’nın Paşa’sı, 1622’de gönderilen Padişah hükmünden beri  hem Sıravolos’un yıllık maktu yüzbin akçelik vergisini toplamakta hem de kadırgalar için lazım olan levendlerin çoğunu Yarımada köy ve karyelerinden temin etmekteydi.(3*)

 

 

Önceki bölümlerde izah edildiği gibi Kızılhisarlı Mustafa Reis’in bölgeye geldiği 18.yy’ın başlarında Bodrum, sadece harabe Halikarnas ve Kale’den ibaretti. 1671’de bölgeye uğrayan Evliya Çelebi’nin tarifine göre Bodrum Kalesi hem dizdarlı hem naipli olup payitahttaki kapıkulu sipahi bölüklerine bağlı kethüdayeri ve serdarı yoktu. Yani askeri açıdan İstanköy Sancağı’na, idari açıdan Karaova’ya bağlıydı. Bir adet camisi, yedi küçük dükkanı, küçük bir kahvehânesi olan Bodrum Kalesi’nin nüfusu dizdar, naip ve 80 nefere ilaveten imam, dükkancı, nalbur, neccar, kilerci, seyis, ocakçı, çırak gibi 20 kişilik hizmet erbabıyla beraber toplam 100 kişiydi. Tüm bu insanlar kale içinde yüzü toprak sıvalı, avlusuz, bağ-bahçessiz daracık evlerde  yaşıyordu. Yine, 1530 tarihli tahrir defterinden biliyoruz ki Bodrum Kalesi ve İstanköy’deki Narince(Neretzia) Kalesi’nin 50 civarındaki muhafız askerlerinin bazıları bu köylerde ikamet ediyordu(3*age) ki  bu durum muhtemelen 18 ve 19.yy’da da devam etmişti. Öte yandan, aynı tahrir defterine göre  Karabağ, Kargı, Maymuncuk, Eterim, Farilya-Sandıma gibi köy ve karyeler (yaklaşık 150 hane), Bodrum ve Beçin Kalesi’nin tımarıydı, yani bu kalelerdeki muhafızların mevaciplerini(maaş) karşılıyorlardı.(1*age)   

 

 

1656 senesinde Küçük Asya gezisi sırasında Yarımada’ya da uğramış olan batılı seyyah Jean de Thévenot, Bodrum Kalesi hakkında günlüğüne şöyle yazmıştı:  “Giriş izni için enkaz batığının olduğu liman tarafına gittik. Kale içinden taze yiyecek, erzak satın aldık... Kale içinde  bazıları yıkık halde ve tamir gerektiren evler var. Bu evler, kalenin doğal parçası gibi duruyor. Sağda solda çok sayıda sütun parçası var. Kale duvarlarıyla ilgisi olmayan bağımsız yapılmış evler de var ama içinde hiç kimse yaşamıyorakşam olunca ahalinin hepsi, hatta sığırları bile kaleye çekiliyor...

 

 

Kale ahalisi, vakti zamanında çok susuzluk çektiği için gelip geçen büyük gemilere su vermiyorlarmış. Niye kimseye su vermediklerine dair ilginç bir hikaye dinledik. Aslında kalenin içinde pek çok su sarnıcı varmış geçmişte ve asla su sıkıntısı çekmezlermiş. Ancak günün birinde bu sarnıçlardan birinin içine bir asker düşüp ölmüş ya da öldürüp atmışlar. O günden sonra uğursuzluk diye ya da mideleri kaldırmadığından sarnıçlardan hiç su içmez olmuşlar. Hatta tüm sarnıçları toprakla doldurmuşlar. Sonra su bulamayınca çok sıkıntı çekmişler.  Kim ki bu kaleyi zapetmek ister, su kemeri(aqueduc) vasıtasıyla getirilen suyu keserse kaleyi kolayca fetheder...”  (4*)  

 

 

Bodrum Kalesi, 1694 senesinde küffar kuşatmasına maruz kalıp fena hırpalanmıştı. Cezayir Bahri Sefid Beylerbeyiliği’ne ait 17 parça kalyon, Rodos açıklarında Venedik Donanması ile kapışmış, durum kötüleşince Bodrum Kalesi limanına sığınmışlar, böylece düşmanla 7 gece 7 gündüz durmaksızın cereyan eden harp esnasında  Venedik gemileri Kale’yi bombardımana tutmuş, yine de ağır zaiyat vererek kuşatmayı kaldırıp geldikleri gibi gitmişlerdi. Bu yüzden olsa gerek,  Kızılhisarlı Mustafa Reis bölgeye geldiğinde “Cezire-i İstanköy kaza-i mezbure der Liva-i Rodos”, “Cemaat-i Müstahfizân-ı Kala-i Bodrum tabi-i İstanköy” şeklindeki Rodos Sancağı, İstanköy Kazası’na ait askeri nüfus kayıtlarında  Bodrum Kalesi muhafız sayısı 80’den 40’a düşmüştü.(5*)  

 

 

Kale ahalisi askeriye sınıfından olmasına rağmen “avarız” mükellefiydi. Bir tür emlak vergisi olan “avarız vergisi” savaş, afet gibi olağanüstü durumlarda toplanırdı ve 2-3 hane tek avarız hanesi olarak yazılırdı. 1711 senesine ait bir hükümden anlaşıldığı kadarıyla  Kale’de 1 dizdar, 1kale kethüdası, 38 muhafız, 2 miri gümrükçü, 1 miri liman işletmecisine ait 43 “avarız hanesi” vardı ve toplam 600 akçe “avarız vergisi” olarak İstanköy mukaatasına verilmekteydi. Bu hüküm şöyledir: “..zikr olunan neferatın cümle mutasarrıf oldukları emlak ve arazi avarızı icab ider reaya yerleri olduğun ve her iki neferine bir hane olmak üzere tahammülleri olduğun...nefer reayanın her üç neferine bir hane hesabı üzere...”(5*age)(BOA,TT, d, Nu872-1123/1711)

 

 

Yarımada’nın bozuk dirlik düzeni

 

Bodrum Kalesi Dizdarı’nın şikayet arzına cevap olarak gönderilen  bir Padişah hükmü(BOA), Yarımada’nın dirlik düzeninin 16.yy’ın sonlarından itibaren bozulmaya başlağını göstermektedir. Bu hükmün özeti şöyledir: Sancakbeyi veya onun kethüdaları 200 atlıdan fazla adamla mütemadiyen gezerek fukarayı cebren soymakta, Dizdar’dan barut ve tüfenk istemekte, verilmediği zaman zorla 5-6 bin akçe bedel almaktadır. Padişah gönderdiği fermanla beylerin böyle davranışta bulunmaması, bedel ödemeksizin kimseden birşey almaması, Dizdar’ın da barut ve tüfenk vermemesi şeklindedir. 

Yarımada’nın dirlik düzeni yansıtan bir diğer örnek vakıa ise 17.yy’ın ortalarına aittir.  “devre çıkan” ve “sekban toplayan” beyler, Padişah fermanlarına rağmen halka zülmetmektedir. Ahalinin rızası olmadan evlerine girerek yiyip içmekte hatta gece zorla misafir olmakta, parasını ödemeksizin erzak, yem, hayvan almaktadır. Yasaklandığı halde çeşitli bahanelerle kaftan-baha, mal-baha, çizme-baha, selamlık akçesi, divan akçesi vb. adı altında vergi toplamaktadır. 1646’da Sıravolos-Karaova-Bodrum Kadısı’na gelen hüküm özetle şöyledir: “Yarımada karyeleri üzerinde mirliva olanlar, devre çıkmama ve sekban toplamama şartıyla her sene yüz bin akçe vermesi karşılığında kendilerine mirliva beratı, emri şerif verilmiş olmasına rağmen aksi şekilde davranan o sancakbeyine devre çıkmaması, sekban talep etmemesi için tenbih edip  söyleyesin..”(6*) (91 nolu mühimme defteri,BOA,sayfa 95)

 

 

1708’de Sıravolos Kadısı Ömer’in yalancı şahitler kullanarak duruşmasız hüküm verdiği, halka zulüm ettiği, adaletli kararlar vermediği yönündeki şikayetler üzerine payitahttan gelen ve adı geçen Kadı hakkında tahkikat yapılmasını emreden hüküm, Yarımada’daki adalet mekanizması hakkında çok şey anlatmaktadır.(3*age) (BOA, Mühimme Defteri A. DVNS. MHM.d.078, sıra:1120)

 

 

18. yüzyıl başlarında cereyen eden ve Yarımada’daki adalet erbabının, hukuk düzeninin durumunu yansıtan padişah fermanı da oldukça düşündürücüdür. Hükümde, Yahşili Naip Hacı Ali ve oğlu Süleyman’ın  haksız hukuksuz biçimde fakir fukaranın malını, akçasını alması, Başmakçıoğlu Ali adında bir köylünün tüyü bitmemiş erkek evladının ırzına geçmeleri gibi vakıalar yüzünden tüm ahalinin memleketi nerdeyse terketme raddine geldiği için bu şahısların derhal bölgeden kovulması, başka yerlere gönderilmesi  emredilmiştir. (3*age)  (BOA, Mühimme Defteri A. DVNS. MHM.d.078, sıra:4006)

 

Devam edecek...

 

mehmet çilsal-tarih araştırmacısı

 

 

KAYNAKLAR:

 

1*- “MÜSTAKİL BİR İDARİ BİRİM OLARAK BODRUM İLÇESİNİN ÖNCÜSÜ: XVI. YÜZYILDA SIRAVOLOS KAZASI”- Prof.TURAN GÖKÇE

2*- “YÖRÜKÂN-I MENTEŞE DEFTERİ’NE GÖRE SIRAVOLOS KAZASI VE İKTİSADȊ HAYATI”-MURAT ALANDAĞLI

3*- BODRUM YARIMADASI’NIN TARİHİ COĞRAFYASI/Prof M. AKİF ERDOĞRU-Prof. AHMET ÖZGİRAY

4*-TRAVELS İNTO THE LEVANT- JEAN DE THÉVENOT,1656

5*- XVIII. YÜZYILDA OSMANLI İDARESİNDE RODOS ADASI-UĞUR ÜREN

 

 

 

 

 



Bu yazı 382 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA

Web sitemize nasıl ulaştınız?


Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
YUKARI