Bugun...


Mehmet Çilsal

facebook-paylas
BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE BODRUM KALESİ-58 Bodrum Kalesi’nin istihbarat faaliyetlerindeki rolü neydi ?
Tarih: 14-06-2023 21:32:00 Güncelleme: 14-06-2023 21:32:00


BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE BODRUM KALESİ-58

 

Bodrum Kalesi’nin istihbarat faaliyetlerindeki rolü neydi ?

 

İtalyan Rahip-Şövalye Tommaso de Provana’nın(1496-1498) ardından Bodrum Kalesi Komutanlığı’na 23 Mart 1499’da Rodos Şövalyeleri Turcopolieri Thomas Docwra atanmıştı(*1). Komutan Docwra, onaltı yaşında şövalyeliğe başlamış, 4 yıl süren eğitim dönemi sonrası 1480'de Rodos’a gönderilmiş, arkadaşı Sir Thomas Greene ile birlikte kendini başarısızlıkla sonuçlanacak korkunç bir Osmanlı kuşatmasının içinde buluvermiş, 1494'te İngiliz Dili’ne bağlı İrlanda Rahipliği, ertesi yıl(1495) ise Turcopolierlik makamına getirilmişti. (*2)

 

 

 Önceki bölümlerden hatırlanacağı üzere İngiliz Dili’nin sorumlu olduğu Turcopolierlik makamı, Rodos ve 12 Adaların yanısıra anakaradaki St Peter(Bodrum) Kalesi’nin(Garnizonu) konumlandığı Sıravolos ve Menteşe Sancağı’nın kıyı yerleşim birimlerinde yaşayan ahaliyle sürekli temas gerektiren bir makamdı. Akademisyen tarihçi Dr.Simon Phillips’in yorumuna göre Turcopolier Docwra, askeri  eğitim aldığı yıllarda bilgi toplama ve istihbarat konusunda çok özel beceriler edinmiş bir komutandı. Docwra’dan önce de birçok İngiliz şövalye, Osmanlı askeri manevraları hakkında rapor alıp verebilecekleri Anadolu kıyısındaki St Peter(Bodrum) Kalesi'nde görev yapmıştı. Bodrum Kalesi, anakara ile köle ve mal ticaretinin yapıldığı,  sürekli temas halinde olunması gerek önemli bir yerdi.

 

 

Safevilerden Memlüklere, şehzadelerden padişaha kadar karadan istihbarat toplayabilmeyi mümkün kılan bir noktaydı. İstihbarat ise başta İngiliz komutanların vazifesiydi ve bunların hemen hepsi    sürekli olarak casuslardan yararlanmıştı. Coğrafi özgürlüğe ve diplomatik dokunulmazlığa sahip bu üst düzey şövalye-rahipler, Papalık-Rodos merkezli Hırıstiyan Emirliği’nin, yani uluslararası bir askeri düzenin üyesi olarak pan-Avrupa bağlantılarıyla birlikte  sivil, askeri, diplomatik vb  gelişmeler hakkında istihbarat ve raporlar  topluyorlardı. Sınırlar ötesi bilgi ağları vardı.

 

Dr. Simon Phillips, çağdaş yazışmalara dayanarak Rodos GM’larının(Grand Master) Türk manevraları, askeri hareketlilikleri vb hakkında Krallara düzenli olarak güncel bilgiler gönderdiğini, bu durumun yeni gelen şövalyelerin Rodos'taki ilk beş yıllık dönemlerinde askerlik ve istihbaratla ilgili eğitim aldıklarının kanıtladığının altını çizmiştir. Bu bağlamda Bodrum Kalesi Komutanı Docwra’nın  gelecekte büyük diplomatik misyonlar yüklenen merkezi bir figüre dönüşeceği daha ilk görevlerinde belli olmuştu. (*3)

 

 

Komutan Docwra, göreve gelir gelmez 1455’de Geltrù’nun Batı Hendeği’nde inşa ettiği kuleyi(barbican) iç kaleye erişim sağlayacak şekilde yeniden düzenleme işine girişmişti. Geltru Kulesi, ilk inşa edildiği zaman henüz ince olan batı perde duvarının yüksekliği ile aynı seviyedeydi ve bitişik de değildi.. Geltru bu perde duvarından Kale’ye giriş sağlayan bir kapı açmıştı. Docwra bu kapıyı duvarla örmüş, kulenin kuzey duvarını 1499’daki yüksekliğe ulaşmış perde duvara bağlamış, bu kuzey duvarına yeni bir kapı deldirip  perde duvarına paralel ve rampalı bir döşeme yolu inşa ederek kaleye kuzeyden güneye erişimi kanalize etmişti. Böylece için kontrol noktaları çoğalan kaleye Docwra Kapısı adında beşinci bir portal daha eklenmiş oldu. Bu yeni kapının lentosu üstünde 1498  ve 1499 tarihli çeşitli armalardan oluşan bir grup rölyef  yerleştirmişti.  Solda 1498 tarihli, üzerinde "Hakkında kötü düşünenler utansın"(Hony soi qui mal y pence) sloganı yazılı  Jartiyer Tarikatı’na ait arma, ortada Papalık ve Kardinal GM D’Aubusson arması, sağda ise  kale komutanı ve turcopolier olduğunu belirten 1499 tarihli Docwra arması bulunmaktadır. (*4)

 

 

1499-Dönem: Cem Sultan’nın naaşı    

 

 Fransa Kralı Charles, Padişah Bayezıd tarafından kendisine defalarca gönderilen mektup ve elçilere, yapılmış andlaşmalara rağmen Cem’in(Zizim) naaşını bir türlü göndermemişti taa ki sabrı taşan Bayezid’in Ocak 1499'da, ceset sekiz gün içinde Türklerin eline geçmezse donanmasını Napoli'ye göndermekle tehdit edene kadar. Naaşın gecikme sebebi çeşitli kaynaklarda farklı aktarılmıştır. Baskın görüş padişahtan 100 bin akçe istendiği şeklindedir. Hakkında doğuda, batıda sayısız roman yazılmış olan Cem’in ölü bedeni en nihayetinde 1499’un Nisan ayında donanma üssü olan Gelibolu'ya gönderilmiş, daha sonra Bursa'da II. Murad'ın türbesine gömülmüştü(*5). Cem Sultan’ın cenaze merasiminin ilden ile, kulaktan kulağa yayılmasıyla birlikte  sancuvanlara yönelik öfke yeniden depreşmişti.

 

 

Rodos Şövalyelerinin  korsanlık  faaliyetleri     

 

Arşive dayalı kaynaklara göre Rodos korsanları da Akdeniz korsanlarının bir parçasıydı. St. John Şövalyeleri Üstad-ı Azamı(Grand Master) D’Aubusson, konjonktüre göre bu korsanlarla işbirliği yaptığı gibi onları bünyesinde de istihdam ediyordu. Rodos’a hakim olan Üstad-ı Azam’ın bilgisi ve izni olmadan herhangi bir Rodoslunun korsanlık yapması mümkün değildi. Aynı şekilde Fransa Kralı da Fransız korsanlardan mürettebat olarak istifade etmişti. Hatta Bodrum Kalesi’ndekiler de dahil Rodos’taki Fransız Şövalye ve komutanların çoğunun kökeni bu korsan denizcilere dayanıyordu. Kimi Venedik kaynaklarında bu komutanlar korsan olarak ifade edilmektedir(6*).

 

 

 

Aslında bunun bir benzeri Osmanlı Devleti’nde de uygulanmaktaydı. Sultan Bayezıd II dönemi, bilindiği gibi Endülüs’e(Granada) yelken açamaz haldeki filodan donanmaya geçiş dönemidir. Her ne kadar gemi imalatı ve kaptanlıkta devrinin en iyisi olan Faik Paşa, Padişahı haydut denizcilere itibar etmemesi yönünde sık sık uyarmış olsa da deniz kuvvetleri-donanma gücündeki farkedilir ilerleme, Kemal, Burak, Oruç Reisler gibi korsan kökenliler sayesinde gerçekleşmişti.

 

St. John Rodos Şövalyeleri ve Osmanlı İmparatorluğu arasında zaman zaman deniz haydutluğu (pirates) konusunu da içeren andlaşmalar yapılmışsa da her iki taraf da durum gerektirdiğinde kuralları ihlal etmişti. En azından taşeron korsan kullanmışlardı. Açıklayıcı olması bakımından şu iki vakıa örnektir: Niccolò Gondola ve Donanma Emini Francesco Querini tarafından Kotor’dan yollanan Mayıs 1499 tarihli mektuplarda Üstad-ı Azam D’Aubusson’nun Osmanlı Donanmasını sabote etsin, hatta yaksın diye birilerini İstanbul’a yolladığı ancak bu iki Rodoslunun yakalanıp öldürüldüğü belirtilmişti. Giovanni Morosini’nin mektuplarında ise bazı Rum tüccarların Osmanlıların Korfu ya da Anabolu’ya sefer düzenleyeceği, 5000-6000 adet küreğin bunun için Golos’tan Eğriboz’a taşındığı, ancak 8-10 Rodos gemisinin saldırısına uğradığı ve bir subaşı ile yanındaki birkaç adamın öldürüldüğü, küreklerin ateşe verildiği yazılmıştı. (7*)

 

 

Rodos’ta 1498'deki veba salgınının kısmi de olsa Anadolu kıyılarına bulaşması, Bodrum Kalesi’ndekiler de dahil Şövalyelerin askeri operasyonlar ve korsanlığa devam ediyor olması, GM Pierre d'Aubusson'un Piero Corso, Arfan gibi ünlü korsanlara Türklere yönelik saldırılar tertip etmesi ve kıyılarda devriye gezmesi şartıyla resmi izinler(corsaro) düzenlemesi ortamı zaten fazlasıyla terörize ediyorken üstüne bir de Cem Sultan naaşının Anadolu’ya çok geç gönderilmesi yüzünden Akdeniz ve Ege’de sular iyice ısınmaya başlamıştı(*8). Mora ve İstanbul’dan gelen haberlerin bazıları Osmanlı Donanması’nın Rodos için hazırlıklar yaptığı yönündeydi.

 

İnebahtı(Lepanto-Sapienza-Zonchio) Savaşı – Rodos Şövalyeleri 

 

Padişah Bayezıd,  Venedik hegemonyasındaki Mora Yarımadası’nda deniz üssü işlevi gören Modon, Koron ve İnebahtı’nın fethinin Anadolu sahillerinin güvenliği açısından zaruri olduğu gerçeğinden hareketle 1495 senesinde donanma hazırlıkları başlatmıştı. 1499’e gelindiğinde ise Venediklilerin bu hazırlıklardan haberdar olmaması için buğday kıtlığını ileri sürerek limanların İtalyan tüccarlara kapatılması, baylosun İstanbul’dan uzaklaştırılması gibi bazı tedbirler aldırmıştı.

 

 

Andrea Gritti’nin Venedikli komutanlara şifreli mektuplar taşıyan adamı yakalanıp idam edilmişti. Nitekim merak edilen hazırlıkların neresi için yapıldığının anlaşılması Temmuz’un sonunu bulmuştu. Padişah, Güney Anadolu’da Memlükler ile Güneydoğu Anadolu’da  Safeviler arasında cereyan eden olayların imparatorluğu etkilediğini düşünerek donanmanın Mora’dan sonra Suriye’ye gitmesini istiyordu. Ağustos 1499’da karadan ve denizden İnebahtı Savaşı başladı. Bu savaş Venediklilerin kendi tasarımları olan mavna gemilerini, Osmanlıların ise yeni imal edilen direkli-yelkenli kalyon sınıfı gemilerini  ilk kez kullandığı bir savaş olmuştu. Ayrıca Osmanlı gemilerine tarihte ilk kez top konmuştu. Kemal, Burak, Kara Hasan, Oruç, Kurdoğlu, Barbeta gibi korsan reisler kendi göke /kuka gemileriyle bu savaşta yeralmıştı.(*7age).  

 

 

Kara ve deniz muharebelerinin yaşandığı savaşın en dramatik olayı, büyük yuvarlak bir Venedik gemisinin(mavna) komutanı olan Amiral Andrea Loredan'ın(Korfu Dükü) Burak Reis’in kukasına saldırmasıyla meydana gelmişti. Yaşanan vakıa İdris Bitlisi’nin kaleminden şöyleydi: “Kafirler, Burak Re'is'in gemisini Kemal Reis'in gemisi sandı. 2000 adamlı ve cephane taşıyan iki büyük kuke, 1000 adamlı bir kadırga, küçük bir barça, her biri 300 ve 400 adamlı   mauna denen iki küçük kalyon öne çıktı ve toplarıyla ateşe başladılar... Sonra Müslüman  gemilerine varıp yanaştılar. Burak Reis’in gemisine vardıklarında demir pençe ve kancalar atarak kendilerini zincirlerle onun gemisine bağladılar. Böylece top, tüfekli olması lazım gelen savaşı, kılıç savaşına dönüştürdüler. Gemide herkes bir düşmanı karşısına aldı. Burak Reis, hikmetli bir karar verip kendi gemisine bağlı iki kâfir gemisine beyaz neft atıp tutuşturmaya başladı. Düşmanın iki gemisi, adamları ve diğer herşey alevler içinde kaldı, fakat bu arada Burak Reis’in kendi gemisi de kafir gemilerine demir pençelerle bağlı olduğu için alev aldı. Bu iki İtalyan gemisi ve Müslüman gemisi  içindekilerle beraber herkesin gözü önünde tamamen yandı...”  (*9)

 

 

Karadaki muharebelerde de üstünlük sağlayan Osmanlı güçleri İnebahtı Kalesi’ni ele geçirmişti. Bu arada Sultan Bayezıd II, Venedik Devleti’nin müttefikleriyle bir olup Napoli'ye herhangi bir zarar vermesi durumunda Rodos'a saldıracağına dair Fransa'yı uyarmış ve adeta dengeler konusunda da son noktayı koymuştu(*10).

 

 

1501 senesinde Venedik, Fransa, İspanya, Portekiz, Papalık ve Rodos Şövalyeleri’nden oluşan bir Hırıstiyan ittifakı kurulmuştu. GM D’Aubusson, bu ittifaka İtalya, İngiliz, Provance ve Aragon dillerinden birer komutanın emri altında 4 kadırgalık filo göndermeye karar vermişti. Bu kadırgalardan İngiliz Dili’ne ait olanı Bodrum Kalesi Komutan Docwra’nın emir komutası altındaydı. Docwra, hem turcopolierlik hem Kos ve Bodrum Kalesi komutanlık makamlarını elinde bulunduruyordu ve Hırıstiyan ittifakına katılmak için Bodrum-Kos’dan Ege’ye henüz yelken açmıştı. Devriye gezmeyi de ihmal etmeyen Docwra, kuzey istikametinde  seyrederken  Syme(Simi) açıklarında bir Türk filosuna denk gelmiş ve  çıkan çarpışmada mağlup olunca Rodos’a kaçmıştı. Dolayısıyla  Rodos, Haçlı Donanması’na 4 değil 3 gemiyle katılmıştı(*3age). Mağlup Komutan Thomas Docwra ise 6 Ağustos 1501'de İngiliz Dili Başrahibi seçilmişti. (“11)

 

 

Osmanlı Donanması karşısında deniz savaşlarını kaybeden Haçlı Donanması darmadağın olmuş, böylece  Modon, Koron ve Navarin kaleleri Türkler tarafından  fethetmişti. Mecburen ateşkes imzalamak zorunda kalan Venedik, eskisi gibi Osmanlı hükümetine vergi ödeyen bir devlete  tekrar bürünmüştü. Diğer taraftan Cem Vakıasından dolayı Sancuvanlara diş bileyen Padişah, Eylül ayında Kemal Reis’e 10 kadırga ve 4 büyük gemi tahsis edip İstanbul’a buğday taşıyan gemileri Rodoslu korsanların ele geçirmesini önlemek  için denize açılmasını, oradan da karışık durumdaki Suriye taraflarına gitmesini emretmişti, çünkü Safevi ve Memlük sorunu gittikçe büyümekteydi.

 

devam edecek...

 

mehmet cilsal-tarih araştırmacısı

 

KAYNAKLAR

 

 1*-J.Mizzi, Catalogue of the Records of the Order of St John in the Royal Malta Library, ed. A. Gabaretta and J. Mizzi, Valletta, 1970, II, I, 85 (NLM 78, f. 83) A. Luttrell, ‘English Contributions to the Hospitaller Castle at Bodrum O’Malley, “English Knights Hospitaller- English Language (1460-1565), Oxford, 2005

2*- https://en.wikipedia.org/wiki/Thomas Docwra 

3*-“The Prior of the Knights Hospitaller in Late Medieval England” by Dr.Simon Phillips

4*-“Une campagne de travaux méconnue au château Saint-Pierre au XVe siècle” byMonsieur Jean-Bernard de Vaivre

5*-HAYDAR BEY’İN VÂKIÂT-I SULTAN CEM ADLI ESERİ VE CEM’İN HAYATI- Yüksek Lisans Tezi, by Mehmet Batuhan ÇEKE

6*-“RODOS’UN FETHİ ÖNCESİNDE(1499-1520) AKDENİZ'DEKİ HIRİSTİYAN KORSANLAR”  by Dr.Volkan DÖKMECİ

7*- VENEDİK KAYNAKLARINA GÖRE II. BAYEZID VE I. SELİM DÖNEMLERİNDE OSMANLI DENİZCİLİĞİ VE KORSANLIK by Dr.Volkan Dökmeci

8*-“The Knights Hospitaller of Rhodes and the Black Death of 1498: a poetic description of the plague” by Costas Tsiamis, Georgia Vrioni, Effie Poulakou-Rebelakou, Vassiliki Gennimata, Athanassios Tsakris

9*-“The Heşt Bihişt of Idris Bidlisi: the reign of Bayezid II(1481-1512)” by Aikaterini Dimitriadou

10*-“The Foreign Relations of Turkey, 1481-1512” by Sydney Nettleton Fisher, University of Illinois Press URBANA 1948

11*-Archive of  The Order of The Malta(AOM) 79, f. 15

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İtalyan Rahip-Şövalye Tommaso de Provana’nın(1496-1498) ardından Bodrum Kalesi Komutanlığı’na 23 Mart 1499’da Rodos Şövalyeleri Turcopolieri Thomas Docwra atanmıştı(*1). Komutan Docwra, onaltı yaşında şövalyeliğe başlamış, 4 yıl süren eğitim dönemi sonrası 1480'de Rodos’a gönderilmiş, arkadaşı Sir Thomas Greene ile birlikte kendini başarısızlıkla sonuçlanacak korkunç bir Osmanlı kuşatmasının içinde buluvermiş, 1494'te İngiliz Dili’ne bağlı İrlanda Rahipliği, ertesi yıl(1495) ise Turcopolierlik makamına getirilmişti. (*2)

 

 

 Önceki bölümlerden hatırlanacağı üzere İngiliz Dili’nin sorumlu olduğu Turcopolierlik makamı, Rodos ve 12 Adaların yanısıra anakaradaki St Peter(Bodrum) Kalesi’nin(Garnizonu) konumlandığı Sıravolos ve Menteşe Sancağı’nın kıyı yerleşim birimlerinde yaşayan ahaliyle sürekli temas gerektiren bir makamdı. Akademisyen tarihçi Dr.Simon Phillips’in yorumuna göre Turcopolier Docwra, askeri  eğitim aldığı yıllarda bilgi toplama ve istihbarat konusunda çok özel beceriler edinmiş bir komutandı. Docwra’dan önce de birçok İngiliz şövalye, Osmanlı askeri manevraları hakkında rapor alıp verebilecekleri Anadolu kıyısındaki St Peter(Bodrum) Kalesi'nde görev yapmıştı. Bodrum Kalesi, anakara ile köle ve mal ticaretinin yapıldığı,  sürekli temas halinde olunması gerek önemli bir yerdi.

 

 

Safevilerden Memlüklere, şehzadelerden padişaha kadar karadan istihbarat toplayabilmeyi mümkün kılan bir noktaydı. İstihbarat ise başta İngiliz komutanların vazifesiydi ve bunların hemen hepsi    sürekli olarak casuslardan yararlanmıştı. Coğrafi özgürlüğe ve diplomatik dokunulmazlığa sahip bu üst düzey şövalye-rahipler, Papalık-Rodos merkezli Hırıstiyan Emirliği’nin, yani uluslararası bir askeri düzenin üyesi olarak pan-Avrupa bağlantılarıyla birlikte  sivil, askeri, diplomatik vb  gelişmeler hakkında istihbarat ve raporlar  topluyorlardı. Sınırlar ötesi bilgi ağları vardı.

 

Dr. Simon Phillips, çağdaş yazışmalara dayanarak Rodos GM’larının(Grand Master) Türk manevraları, askeri hareketlilikleri vb hakkında Krallara düzenli olarak güncel bilgiler gönderdiğini, bu durumun yeni gelen şövalyelerin Rodos'taki ilk beş yıllık dönemlerinde askerlik ve istihbaratla ilgili eğitim aldıklarının kanıtladığının altını çizmiştir. Bu bağlamda Bodrum Kalesi Komutanı Docwra’nın  gelecekte büyük diplomatik misyonlar yüklenen merkezi bir figüre dönüşeceği daha ilk görevlerinde belli olmuştu. (*3)

 

 

Komutan Docwra, göreve gelir gelmez 1455’de Geltrù’nun Batı Hendeği’nde inşa ettiği kuleyi(barbican) iç kaleye erişim sağlayacak şekilde yeniden düzenleme işine girişmişti. Geltru Kulesi, ilk inşa edildiği zaman henüz ince olan batı perde duvarının yüksekliği ile aynı seviyedeydi ve bitişik de değildi.. Geltru bu perde duvarından Kale’ye giriş sağlayan bir kapı açmıştı. Docwra bu kapıyı duvarla örmüş, kulenin kuzey duvarını 1499’daki yüksekliğe ulaşmış perde duvara bağlamış, bu kuzey duvarına yeni bir kapı deldirip  perde duvarına paralel ve rampalı bir döşeme yolu inşa ederek kaleye kuzeyden güneye erişimi kanalize etmişti. Böylece için kontrol noktaları çoğalan kaleye Docwra Kapısı adında beşinci bir portal daha eklenmiş oldu. Bu yeni kapının lentosu üstünde 1498  ve 1499 tarihli çeşitli armalardan oluşan bir grup rölyef  yerleştirmişti.  Solda 1498 tarihli, üzerinde "Hakkında kötü düşünenler utansın"(Hony soi qui mal y pence) sloganı yazılı  Jartiyer Tarikatı’na ait arma, ortada Papalık ve Kardinal GM D’Aubusson arması, sağda ise  kale komutanı ve turcopolier olduğunu belirten 1499 tarihli Docwra arması bulunmaktadır. (*4)

 

 

1499-Dönem: Cem Sultan’nın naaşı    

 

 Fransa Kralı Charles, Padişah Bayezıd tarafından kendisine defalarca gönderilen mektup ve elçilere, yapılmış andlaşmalara rağmen Cem’in(Zizim) naaşını bir türlü göndermemişti taa ki sabrı taşan Bayezid’in Ocak 1499'da, ceset sekiz gün içinde Türklerin eline geçmezse donanmasını Napoli'ye göndermekle tehdit edene kadar. Naaşın gecikme sebebi çeşitli kaynaklarda farklı aktarılmıştır. Baskın görüş padişahtan 100 bin akçe istendiği şeklindedir. Hakkında doğuda, batıda sayısız roman yazılmış olan Cem’in ölü bedeni en nihayetinde 1499’un Nisan ayında donanma üssü olan Gelibolu'ya gönderilmiş, daha sonra Bursa'da II. Murad'ın türbesine gömülmüştü(*5). Cem Sultan’ın cenaze merasiminin ilden ile, kulaktan kulağa yayılmasıyla birlikte  sancuvanlara yönelik öfke yeniden depreşmişti.

 

 

Rodos Şövalyelerinin  korsanlık  faaliyetleri     

 

Arşive dayalı kaynaklara göre Rodos korsanları da Akdeniz korsanlarının bir parçasıydı. St. John Şövalyeleri Üstad-ı Azamı(Grand Master) D’Aubusson, konjonktüre göre bu korsanlarla işbirliği yaptığı gibi onları bünyesinde de istihdam ediyordu. Rodos’a hakim olan Üstad-ı Azam’ın bilgisi ve izni olmadan herhangi bir Rodoslunun korsanlık yapması mümkün değildi. Aynı şekilde Fransa Kralı da Fransız korsanlardan mürettebat olarak istifade etmişti. Hatta Bodrum Kalesi’ndekiler de dahil Rodos’taki Fransız Şövalye ve komutanların çoğunun kökeni bu korsan denizcilere dayanıyordu. Kimi Venedik kaynaklarında bu komutanlar korsan olarak ifade edilmektedir(6*).

 

 

 

Aslında bunun bir benzeri Osmanlı Devleti’nde de uygulanmaktaydı. Sultan Bayezıd II dönemi, bilindiği gibi Endülüs’e(Granada) yelken açamaz haldeki filodan donanmaya geçiş dönemidir. Her ne kadar gemi imalatı ve kaptanlıkta devrinin en iyisi olan Faik Paşa, Padişahı haydut denizcilere itibar etmemesi yönünde sık sık uyarmış olsa da deniz kuvvetleri-donanma gücündeki farkedilir ilerleme, Kemal, Burak, Oruç Reisler gibi korsan kökenliler sayesinde gerçekleşmişti.

 

St. John Rodos Şövalyeleri ve Osmanlı İmparatorluğu arasında zaman zaman deniz haydutluğu (pirates) konusunu da içeren andlaşmalar yapılmışsa da her iki taraf da durum gerektirdiğinde kuralları ihlal etmişti. En azından taşeron korsan kullanmışlardı. Açıklayıcı olması bakımından şu iki vakıa örnektir: Niccolò Gondola ve Donanma Emini Francesco Querini tarafından Kotor’dan yollanan Mayıs 1499 tarihli mektuplarda Üstad-ı Azam D’Aubusson’nun Osmanlı Donanmasını sabote etsin, hatta yaksın diye birilerini İstanbul’a yolladığı ancak bu iki Rodoslunun yakalanıp öldürüldüğü belirtilmişti. Giovanni Morosini’nin mektuplarında ise bazı Rum tüccarların Osmanlıların Korfu ya da Anabolu’ya sefer düzenleyeceği, 5000-6000 adet küreğin bunun için Golos’tan Eğriboz’a taşındığı, ancak 8-10 Rodos gemisinin saldırısına uğradığı ve bir subaşı ile yanındaki birkaç adamın öldürüldüğü, küreklerin ateşe verildiği yazılmıştı. (7*)

 

 

Rodos’ta 1498'deki veba salgınının kısmi de olsa Anadolu kıyılarına bulaşması, Bodrum Kalesi’ndekiler de dahil Şövalyelerin askeri operasyonlar ve korsanlığa devam ediyor olması, GM Pierre d'Aubusson'un Piero Corso, Arfan gibi ünlü korsanlara Türklere yönelik saldırılar tertip etmesi ve kıyılarda devriye gezmesi şartıyla resmi izinler(corsaro) düzenlemesi ortamı zaten fazlasıyla terörize ediyorken üstüne bir de Cem Sultan naaşının Anadolu’ya çok geç gönderilmesi yüzünden Akdeniz ve Ege’de sular iyice ısınmaya başlamıştı(*8). Mora ve İstanbul’dan gelen haberlerin bazıları Osmanlı Donanması’nın Rodos için hazırlıklar yaptığı yönündeydi.

 

İnebahtı(Lepanto-Sapienza-Zonchio) Savaşı – Rodos Şövalyeleri 

 

Padişah Bayezıd,  Venedik hegemonyasındaki Mora Yarımadası’nda deniz üssü işlevi gören Modon, Koron ve İnebahtı’nın fethinin Anadolu sahillerinin güvenliği açısından zaruri olduğu gerçeğinden hareketle 1495 senesinde donanma hazırlıkları başlatmıştı. 1499’e gelindiğinde ise Venediklilerin bu hazırlıklardan haberdar olmaması için buğday kıtlığını ileri sürerek limanların İtalyan tüccarlara kapatılması, baylosun İstanbul’dan uzaklaştırılması gibi bazı tedbirler aldırmıştı.

 

 

Andrea Gritti’nin Venedikli komutanlara şifreli mektuplar taşıyan adamı yakalanıp idam edilmişti. Nitekim merak edilen hazırlıkların neresi için yapıldığının anlaşılması Temmuz’un sonunu bulmuştu. Padişah, Güney Anadolu’da Memlükler ile Güneydoğu Anadolu’da  Safeviler arasında cereyan eden olayların imparatorluğu etkilediğini düşünerek donanmanın Mora’dan sonra Suriye’ye gitmesini istiyordu. Ağustos 1499’da karadan ve denizden İnebahtı Savaşı başladı. Bu savaş Venediklilerin kendi tasarımları olan mavna gemilerini, Osmanlıların ise yeni imal edilen direkli-yelkenli kalyon sınıfı gemilerini  ilk kez kullandığı bir savaş olmuştu. Ayrıca Osmanlı gemilerine tarihte ilk kez top konmuştu. Kemal, Burak, Kara Hasan, Oruç, Kurdoğlu, Barbeta gibi korsan reisler kendi göke /kuka gemileriyle bu savaşta yeralmıştı.(*7age).  

 

Kara ve deniz muharebelerinin yaşandığı savaşın en dramatik olayı, büyük yuvarlak bir Venedik gemisinin(mavna) komutanı olan Amiral Andrea Loredan'ın(Korfu Dükü) Burak Reis’in kukasına saldırmasıyla meydana gelmişti. Yaşanan vakıa İdris Bitlisi’nin kaleminden şöyleydi: “Kafirler, Burak Re'is'in gemisini Kemal Reis'in gemisi sandı. 2000 adamlı ve cephane taşıyan iki büyük kuke, 1000 adamlı bir kadırga, küçük bir barça, her biri 300 ve 400 adamlı   mauna denen iki küçük kalyon öne çıktı ve toplarıyla ateşe başladılar... Sonra Müslüman  gemilerine varıp yanaştılar. Burak Reis’in gemisine vardıklarında demir pençe ve kancalar atarak kendilerini zincirlerle onun gemisine bağladılar. Böylece top, tüfekli olması lazım gelen savaşı, kılıç savaşına dönüştürdüler. Gemide herkes bir düşmanı karşısına aldı. Burak Reis, hikmetli bir karar verip kendi gemisine bağlı iki kâfir gemisine beyaz neft atıp tutuşturmaya başladı. Düşmanın iki gemisi, adamları ve diğer herşey alevler içinde kaldı, fakat bu arada Burak Reis’in kendi gemisi de kafir gemilerine demir pençelerle bağlı olduğu için alev aldı. Bu iki İtalyan gemisi ve Müslüman gemisi  içindekilerle beraber herkesin gözü önünde tamamen yandı...”  (*9)

 

 

Karadaki muharebelerde de üstünlük sağlayan Osmanlı güçleri İnebahtı Kalesi’ni ele geçirmişti. Bu arada Sultan Bayezıd II, Venedik Devleti’nin müttefikleriyle bir olup Napoli'ye herhangi bir zarar vermesi durumunda Rodos'a saldıracağına dair Fransa'yı uyarmış ve adeta dengeler konusunda da son noktayı koymuştu(*10).

 

 

1501 senesinde Venedik, Fransa, İspanya, Portekiz, Papalık ve Rodos Şövalyeleri’nden oluşan bir Hırıstiyan ittifakı kurulmuştu. GM D’Aubusson, bu ittifaka İtalya, İngiliz, Provance ve Aragon dillerinden birer komutanın emri altında 4 kadırgalık filo göndermeye karar vermişti. Bu kadırgalardan İngiliz Dili’ne ait olanı Bodrum Kalesi Komutan Docwra’nın emir komutası altındaydı. Docwra, hem turcopolierlik hem Kos ve Bodrum Kalesi komutanlık makamlarını elinde bulunduruyordu ve Hırıstiyan ittifakına katılmak için Bodrum-Kos’dan Ege’ye henüz yelken açmıştı. Devriye gezmeyi de ihmal etmeyen Docwra, kuzey istikametinde  seyrederken  Syme(Simi) açıklarında bir Türk filosuna denk gelmiş ve  çıkan çarpışmada mağlup olunca Rodos’a kaçmıştı. Dolayısıyla  Rodos, Haçlı Donanması’na 4 değil 3 gemiyle katılmıştı(*3age). Mağlup Komutan Thomas Docwra ise 6 Ağustos 1501'de İngiliz Dili Başrahibi seçilmişti. (“11)

 

 

Osmanlı Donanması karşısında deniz savaşlarını kaybeden Haçlı Donanması darmadağın olmuş, böylece  Modon, Koron ve Navarin kaleleri Türkler tarafından  fethetmişti. Mecburen ateşkes imzalamak zorunda kalan Venedik, eskisi gibi Osmanlı hükümetine vergi ödeyen bir devlete  tekrar bürünmüştü. Diğer taraftan Cem Vakıasından dolayı Sancuvanlara diş bileyen Padişah, Eylül ayında Kemal Reis’e 10 kadırga ve 4 büyük gemi tahsis edip İstanbul’a buğday taşıyan gemileri Rodoslu korsanların ele geçirmesini önlemek  için denize açılmasını, oradan da karışık durumdaki Suriye taraflarına gitmesini emretmişti, çünkü Safevi ve Memlük sorunu gittikçe büyümekteydi.

 

devam edecek...

 

mehmet cilsal-tarih araştırmacısı

 

KAYNAKLAR

 

 1*-J.Mizzi, Catalogue of the Records of the Order of St John in the Royal Malta Library, ed. A. Gabaretta and J. Mizzi, Valletta, 1970, II, I, 85 (NLM 78, f. 83) A. Luttrell, ‘English Contributions to the Hospitaller Castle at Bodrum O’Malley, “English Knights Hospitaller- English Language (1460-1565), Oxford, 2005

2*- https://en.wikipedia.org/wiki/Thomas Docwra 

3*-“The Prior of the Knights Hospitaller in Late Medieval England” by Dr.Simon Phillips

4*-“Une campagne de travaux méconnue au château Saint-Pierre au XVe siècle” byMonsieur Jean-Bernard de Vaivre

5*-HAYDAR BEY’İN VÂKIÂT-I SULTAN CEM ADLI ESERİ VE CEM’İN HAYATI- Yüksek Lisans Tezi, by Mehmet Batuhan ÇEKE

6*-“RODOS’UN FETHİ ÖNCESİNDE(1499-1520) AKDENİZ'DEKİ HIRİSTİYAN KORSANLAR”  by Dr.Volkan DÖKMECİ

7*- VENEDİK KAYNAKLARINA GÖRE II. BAYEZID VE I. SELİM DÖNEMLERİNDE OSMANLI DENİZCİLİĞİ VE KORSANLIK by Dr.Volkan Dökmeci

8*-“The Knights Hospitaller of Rhodes and the Black Death of 1498: a poetic description of the plague” by Costas Tsiamis, Georgia Vrioni, Effie Poulakou-Rebelakou, Vassiliki Gennimata, Athanassios Tsakris

9*-“The Heşt Bihişt of Idris Bidlisi: the reign of Bayezid II(1481-1512)” by Aikaterini Dimitriadou

10*-“The Foreign Relations of Turkey, 1481-1512” by Sydney Nettleton Fisher, University of Illinois Press URBANA 1948

11*-Archive of  The Order of The Malta(AOM) 79, f. 15

 

 

 

 

 

 

 



Bu yazı 15235 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA

Web sitemize nasıl ulaştınız?


Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
YUKARI