Bugun...


Mehmet Çilsal

facebook-paylas
BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE BODRUM KALESİ-62
Tarih: 13-03-2024 21:33:00 Güncelleme: 13-03-2024 21:33:00


 

16’ncı yüzyılın başlarında Mausoleum’un keşfi, İtalya’daki mimari rönesansı nasıl etkilemişti ?

 

 

Tarihi Eser Avcısı Şövalye Sabba, Harabe Halikarnas’ta Define Soygunu

 

28 Ocak 1505’de Bodrum Kalesi(St.Peter’s Castle) Komutanlığı’na atanan Teğmen Peder Şövalye Constantio de Opertis(Costanzo Operti), 2 yıllık görevinin son günlerinde(Ocak 1507) Rodos Amirali Fabrizio del Carretto referansıyla Kale’ye gönderilen Genç Peder Şövalye Sabba da Castiglione’i bizzat misafir etmişti. Yani Sabba Bodrum Kalesi personeli değildi.  Aslında Komutan Opertisyirmili yaşlardaki Sabba ile 2 sene evvel Rodos’ta tanışmış, onun İtalyan soylu sınıfı çevresinden olduğunu, şöhretli sanatçılar ile yüksek makam ve mevki sahiplerini tanıdığını, Rodos’a niçin geldiğini bizzat ondan öğrenmişti.  

 

Peder Sabba, 5 Ağustos 1505 tarihinde Rodos Saint Jean Şövalyeleri’ne katılmıştı. İtalya’dan Levanta(Rodos ve 12 Adalara) gelme ya da gönderilme sebebi antik eserlerle ilgiliydi. Arkasındaki güçlerden biri İtalya Mantova Markizi II. Francesco Gonzaga’nın eşi Isabella d’Este, diğeri ise Rodos Amirali, Pierre D’Aubusson’un yeğeni Fabrizio del Carretto’ydu(ilerde GM olacak).

 

Isabella d’Este için antik eserler toplama ve gönderme anlaşması yapmış olan Sabba, ona yolladığı mektupta ilk Rodos günlerinde Grand Master Emery d’Amboise’nin kaldığı binanın bahçesinde gördüğü mükemmel korunmuş heykellerden çok etkilendiğini, ancak tam aksine Emery d’Amboise’nin bu eserlere hiç ilgi göstermediğini, bu yüzden eserlerin zamanın ve iklim koşullarının yıpratıcılığına teslim olduğuna üzüldüğünü, bazı İtalyanlar hariç hangi dilden olursa olsun şövalyelerin nerdeyse tamamının tarihi-antik eserlerle ilgilenen az sayıdaki kişileri küçümseyip aşağıladığını, ser sefil putperestlik, dinden sapkınlık yerine konduklarını yazmıştı. (*1)

Sabba, Isabella’ya gönderdiği bir başka mektubunda Milano Valisi Charles D'Amboise’nin, kardeşi olan Rodos Grand Master’ı Emery d’Amboise ile temas kurmasını, gerek Rodos gerek Aziz Petrus Bodrum Kalesi, gerekse diğer adalardaki antik kalıntı, friz, heykel gibi eserlere önem verilmesi gerektiğinin Rodos’taki üst makamlara anlatılmasını istemişti. Levant’ta Helen(İyon-Yunan-Grek) antik eser ve kalıntıları arama misyonuyla Isabella’nın temsilcisi olarak hareket eden Sabba, biriktirdiği antikaların İtalya’ya taşınmasına kolaylık sağlanması için gereğinin yapılmasını da ayrıca talep etmişti. 1506’nın yazında Kudüs hac seyahati yapıp dönen Sabba, Bodrum Aziz Petrus Kalesi Komutanı Opertis’le olan temasını devam ettirmişti. Kale Komutanı’ndan gelen bir mektupta Halikarnas Antik Kenti olduğunu bilmedikleri, Messy (harabe) dedikleri ören viran yerin altında tam parça 2-4m boyutunda, üzerinde periler ve çeşit çeşit hayvanların av tasvirlerinin yeraldığı frizlerden oluşan görkemli, antik bir lahit bulunduğu, Türklerin buradan hazine çıkardığı, bu durumun kendisine iletilmesiyle birlikte hemen oraya gittiği, GM Emery de Ambiose’nin lahitin kırılması ya da kireç yapılması için emir verip vermeyeceğinden korktuğu yazılıydı. Sabba, bunun üzerine 1 Ekim 1506’da Rodos’tan İtalya’ya yazdığı mektupta Komutan Opertis’in kendisine gönderdiği mektuptan da detaylı bahsederek herkesin  Messy(harabe Halikarnas) dediği bu yerde Şövalyelerin   kale tahkimatlarında kullanmak için kirece çevirecekleri beyaz taşlar ararken 1506 yılında yaptıkları kazıların birinde Türklerin daha da derine inerek bir mezar bulduğundan ve içinden çıkan altınları çaldıklarından bahsetmiş; bu harabe antik kentte çok kıymetli eserler bulunduğulahitin tamamının İtalya’ya taşınmasının gerektiğini yazmışsa da bu arzusunu gerçekleştirememişti.(*2)

 

Bir türlü Bodrum Aziz Petrus Kalesi ve Messy’e(harabe Halikarnas) gidememiş olan Sabba, 1507’nin Ocak ayının son günlerinde nihayet oraya gemiyle giderken bir Türk filosuna rastlanması nedeniyle yelkenler aksi yöne geri çevrilmiş, şövalyelerin kontrolündeki adalara yaklaşan tehlikeyi bildirmek için acele edilmek zorunda kalınmışsa da en sonunda harabe Halikarnas’a zar zor da olsa ayak basmıştı. Muhtemelen ilk olarak Komutan Opertis’i ziyaret edip etrafı gezmişti. Onun gelişiyle birlikte mektupta bahsedilen lahti soyan Türklerden sonra  aynı noktadaki kazılara devam edilmiş olacak ki Isabella Este’ye gönderdiği 28 Ocak1507 tarihli mektubunda ikinci kez aynı yerde kazı yapıldığını, bu sefer pek çok madalyon ve zıynet eşyası bulunduğunu, Türklerin  600 duka değerindeki bu altınları her nasılsa geride bıraktıklarını yazmıştı. (*1age)  

 

1507’nin Şubat ayında da devam eden kazılarda çıkarılan 2 büst, 1 heykel ve 1vazo muhtemelen genç şövalye Sabba’ya hediye edilmişti. İtalya’ya gönderdiği mektuplarda antikite tutkunu bir Rönesans hümanisti olarak Rodos’tan başka Kos, Kalimnos, Leros, Delos, Naksos adalarındaki antik kalıntıları inceleyip durumu hamisi Isabella d’Este’yi sık sık  bilgilendirmişti.(2*age)  

Jacques Aymer 3’ncü kez Bodrum Kalesi Komutanı(27 Şubat 1507-1510)

 

Bodrum Kalesi Komutanı Opertis’in görev süresi dolmuş, onun yerine 27 Şubat 1507 tarihinde  kendisinden önceki Komutan Peder Şövalye Jacques Aymer 3.kez atanmıştı. Rodos GM’lığı bu atama emrinin hemen ardından 1 Mart 1507’de Bodrum Aziz Petrus Kalesi’nin tüm inzibat polislerine, memur, hizmetçi, refakatçi ve maaşlı görevlilerine yönelik başka bir emir daha yollamış; bu emirle Kale’deki herkesin zaten tanıyıp bildiği Komutan Peder Jacques Aymer’e mutlak itaat edilmesi talimatı verilmiş ve buna ilaveten olası bir huzursuzluğun önüne geçmek maksadıyla Rodos Mübaşiri Alman Teğmen Peder Porchet’in emre uyulup uyulmadığını teftiş için Kale’yi yakında ziyaret edeceği bildirilmişti(*3).

4 Mart 1507'de GM D'Amboise, Bodrum Kalesi Komutanı Jacobo Aymer ve Kos-Kalymnos-Leros Genel Komutanı Emmanuel de Arauca’ya gönderdiği bir yazılı emirle  garnizonlarında bulunan kale, kule, tahkimat vb onarımı ile gemiler için denizci yetiştirmek üzere Katalonya Tortosa Komutanı Antonio de Sancto Martino’nun görevlendirildiğini, bu amaçla ziyarete geleceğini bildirmişti(Malta Cod. 397, f. 232v).  Rodos’tan gelen bir başka emir ise Bodrum Kalesi Garnizonu eski papazı Baptista de Ursini hakkındaydı. Kale’deki ilahi ayinlerin Tanrı’nın övgüsüne layık, gurur verici ve daha iyi şekilde verilebilmesi için bundan böyle Aziz Yuhanna’ya(Yahya) bağlı Kilise rahip ve papazları tarafından yapılacağı, bunun için inancı yüksek, bilgili ve yeterli bir papazın seçilmesi, akabinde Kale’de ikamet edenlerden oluşturulacak mürşidler meclisinin onayının alınmasının gerektiği bildirilmişti.

Aynı emirde  ayin tertip eden, kutsama yapan bu papazların Kos ve Bodrum Garnizonları’nın kadırga ve tiremelerinde görevli savaşçı ve denizcilerin hem takviye edilmesi hem de mevcut personelin değiştirilip yerlerine yetiştirilmiş yeni savaşçıların getirilmesi, ayrıca her gemiye sırayla bir papaz gönderilmesi yönünde talimat verilmişti(Malta Cod. AOM 397, f. 232v-233r). Bu konuyla ilgili olarak Dr. Simon Philips, St John Hospitaller Şövalyeleri garnizonlarında ruhani görev yapan  din adamlarının çatışma bölgelerine gönderildiği, vazifelerini layıkıyla yapıp yapmadıklarının kontrolü maksadıyla sık sık teftiş edildiği; kadırga, kale, hisar ve kulelerde görev yapan asker ve şövalyelerin moral motivasyonun önemsendiği, teselli edilmeleri için ya da ölüm veya sakatlık durumlarında son dualarını yapmaları, son sözlerini söylemeleri için bir papaz bulundurulduğunun altını çizmiştir.  

 

Komutan Aymer, önceki bölümden hatırlanacağı üzere Komutanı Opertis ile dönüşümlü olarak aynı Revellino(ana yapıdan bağımsız ön engel yapısı) projesinin gerçekleştirilmesini başarmıştı.  Aymer, 3 yıl süreliğine(1507-10) geri döndüğünde Kale’nin batı kanadını daha da güçlendirecek işlere koyulmuştu. İtalyan Arkeolog A. Maiuri’nin tespitlerine göre Operti ve Aymer yapısı olan Revellino’dan dar bir köprü üzerindeki hendeği geçerek Kale’nin 4’ncü giriş kapısının bulunduğu Geltru Kulesi’ne(giriş çıkışlı 2 kapılı barbican) ulaşılabilmekteydi(*4). Bu arka kapıdan geçildiğinde, Kale’nin batı perde duvarı ile Aymer’in inşa ettirdiği mazgallı iç perde duvarı(üzerinde Aymer arması bulunan bu duvarın önü Kale’nin güneybatı köşesini çevreleyen savunma amaçlı Saint Simon revellino-batarya-bastion yapısıdır) arasında oldukça geniş bir rampadan geçmek gerekiyordu. Bu rampanın en kuzeyi Dowcra Kapısı’ndan(5’nci Kapı) başlayarak güney istikametinde yükseliyor ve 6’ncı Giriş Kapısı’nda(Aymer Kapısı) bitiyordu. Komutan Aymer, bu kapının lentosuna üzerinde kitabe bulunan mermer plakadan bir armalar grubu monte ettirmişti. Ortada bulunan Papalık haçları ile GM Emery d’Amboise armasının sağ ve soluna kendine ait iki arma yerleştirmiş, bunlardan birinin üstüne çift çapraz bir haç, diğerine ise mızrak ve deniz kabuğunun şeklini yontturmuştu. Lentonun üzerine ise “Bizi koruyup gözetle ey Tanrım, rahat uyumamızı sağla. Sen bizi, kalemizi korumadıkça, biz nöbet tutsak ne olur, tutmasak ne olur” içerikli bir kitabe yazdırmıştı.(5*)

İç kaleye ulaşmak içinse 6’ncı Kapı’dan hemen sonra Aymer’in yaptırdığı avluya geçiliyor ancak buradan mecburen sola doğru dik açıyla dönülmek zorunda kalınıyordu ki bu durum St Jean Rodos Şövalyeleri’ne ait tüm levant kalelerinde kullanılan uhrevi bir usuldü. Kişi/ler, keskin dik açıyla sola dönerek Tanrı’nın cehennem geçidine sokuluyordu. 6’ncı Kapı’nın hemen önündeki avluyu çevreleyen duvarlar da Aymer yapısıydı ve tam karşı duvara antik şehrin kalıntılarının yeniden kullanıldığı çok belli olan dört blok mermerden yapılmış bir arma grubu monte edilmişti.  Armalardan biri Papalık, diğeri GM Emery d’Amboise’ye; ikisinin ortasındaki küçük mütevazi zambakla taçlandırılmış arma ise Komutan Aymer’e aitti. Armalar grubunun üstünde ise “Mesih'i izleyelim ve huzur içinde yatalım.” içerikli bir kitabe yazdırılmıştı. Avludan sonra varılan kapı, Cardona yapısı(barbican) olarak bilinen ve Kale içine açılan 7’nci giriş kapısıydı.(*5age)

Halikarnas Mozolesi-Michelangelo-Cristoforo Romano-İsabelle Este-Sabba de Castigliaone

 

Sabba de Castiglione, Levant’tan Isabella Este adına çok fazla antik eser toplayamamıştı. 3 adet madalyon, Kos’tan 3 mermer kafa, Bodrum Aziz Petrus Kalesi’nden 2 mermer Amazon başı, Rodos’tan mermer bir gövde heykeli, Naxos ve Delos’tan da hasarlı bir gövde heykeliyle beraber 1508 yazında Rodos’tan ayrılmış, St John Hospitaller Şövalyeleri vekili Fabrizio del Carretto ile beraber İtalya’ya dönmüş ve onun yaveri olarak Roma’da kalmıştı.  

Öte yandan Michelangelo ile Gian Cristoforo Romano rönesans ve sanat dünyasının iki önemli şahsiyetiydi. Bu ikisinin buluşması Papa Julius II’nin kendisi için yaptırmayı planladığı bir anıt mezar projesi nedeniyle mümkün olmuştu. Heykeltraş Gian Cristoforo, Levant’ta bulunduğu için  genelde Yunan sanatı özelde Rodos heykelleri konusunda tanınmış bir bilirkişiydi. Antik eserler konusunda başvurulan bir uzmandı. Geçmişte Isabella Este için muhteşem tasarımlar yapmış, renkli mermerlerden zarif mimari donanımlar uygulamış, eski eserler satın alırken güvenilir danışmanlık yapmıştı(*6). Dahası, 1506-7-8’de Messy’de(harabe Halikarnas) yürütülen kazılar hakkında Sabba da Castiglione’den gelen bilgileri Isabella’dan alan da oydu.

Her ikisi de aynı çevrelerdendi. Dolayısıyla bu iki önemli kişi üzerinden Yaşlı Pliny, Strabo, Vitruvius’un çizdiği ya da tanımladığı Halikarnas Mausoleumu’nun nerede olduğunun keşfi kulaktan kulağa yayılmaya başlamıştı. Cesare Cesariano, Vitruvius'un 'De Architectura' adlı eserinden yola çıkarak 1508 çevirisinde Halikarnas ve Mozole’nin baskısını zaten yapmıştı(*7). Antonio da Sangallo da Yaşlı Pliny’nin notlarına göre  hayali bir Mausoleum çizmişti(*8). İtalya’da hayatın her alanında rönensans  yaşanmaktaydı ve sanatçılar bu dönemin öncüsüydü. Michelangelo’da onlardan biriydi. Yonttuğu eser sayısı 40’ı bulmuştu ancak geçmişinde heykelin mimari çerçeveye entegre edildiği herhangi bir mezar projesi hayata geçirmemişti. 1505 yılının Nisan ayında Papa Julius’un(II) anıt mezarı tasarım işini almış, yaklaşık 6-8 ay boyunca ortadan kaybolup proje çizimleri yapmıştı. Bu tarih, Cristoforo’nun Levant’tan, Michelangelo’nun Floransa’dan Roma’ya geldiği tarihti. Papa’nın emri üzerine birlikte mekan incelemeleri dahi yapmışlardı. Michelangelo, Mayıs 1506’da yapacağı anıt mezar için Papa Julius’un ona istediği meblağı vermeyi reddetmesi üzerine Roma’yı terkedip Floransa’ya geri dönmüştü. Papa Julius’un(II) anıt mezarının yapım işi 45 yıl sürmüş, geri dönmesi için ikna edilen Michelangelo, tasarımında bazı değişiklikler yapmış ve toplamda 30-40 adet düşünürken yapıya kendisinin yonttuğu sadece 3 heykel ile katkıda bulunmuştu(*9). Papa vefat ettikten sonra başka bir yere gömülmüş ve uzmanlara göre bu proje başarısız olmuştu.

Kısaca ifade etmek gerekirse Şövalyeler, Türklere ait coğrafyada kurdukları Kale’nin inşai işleri için lazım olan kireci Messy dedikleri harabe alanda ararken Halikarnas antik kentini bulduklarının farkında değillerdi. Yeraltından çıkan frizler, heykeller, süslü lahitler Pliny’nin de Vitruvius’un da tasvirlerini doğrular nitelikteydi. Levanttan gelmeye başlayan haber ve objeler uzun yıllardır Grek uygarlığını araştıran İtalyan sanatçı ve mimarları oldukça heyecanlandırmıştı. Roma’da başlayan ve diğer şehirlere yayılan anıt mezar yapılarında mimari unsurlar ile heykellerin birleştirilmesi moda akımı haline gelmiş, binaların geleneksel tasarımı ise etkilenmeye başlamıştı. Özgün ve öncü bu yapılar moda olunca antik Halikarnas kenti, İtalyan sanatçı ve bilim insanlarının ilham kaynağı olmaya devam etmişti. Öyle ki Rodos ve diğer adalar ile Bodrum Kalesi şövalyeleri arasında bulunan rönesans yanlısı bazı İtalyanlar, etrafta yapılan kazılarda buldukları heykel ve rölyefleri artık kale duvarlarına asmaya bile başlamıştı.(*10) 

 

Ne garip tecellidir ki Avrupa’nın imrenilen şehirlerlerine ilham kaynağı olan Bodrum/Halikarnas, günümüz itibarıyla aslına rücu etmek yerine her santiminin akılsızca, vicdansızca betona gömüldüğü vahşi rant sürecinden kendini kurtaramamıştır.

 

devam edecek...

 

mehmet cilsal-tarih araştırmacısı

 

KAYNAKLAR

1*-“Plundering Ancient Treasures at Bodrum (Halicarnassus): A Commercial Letter Written on Cyprus, January 1507,” Mediterranean Historical Review 11 (1996): 79-85. by Benjamin Arbel and Anthony Luttrell,

2*- Fra Sabba da Castiglione:The Self-Fashioning of a Renaissance Knight Hospitaller”

by Ranieri Moore

3*- Malta Cod. 397, f. 232r-v. by Dr.Simon Phillips

4*- Annuario della Scuola Archeologica di Atene e delle Missioni Italiane in Oriente-A.Maiuri-G.Gerola

5*-“Une campagne de travaux méconnue au château Saint-Pierre au XVe siècle” by Monsieur Jean-Bernard de Vaivre

6*- “Gian Cristoforo Romano in Rome: With some thoughts on the Mausoleum of Halicarnassus and the Tomb of Julius II” , by Sally Hickson (University of Guelph)

7*-“Transferring humanism: The edition of Vitruvius” by Lucimborgo de Gabiano (1523)

8*- “The Architectural Drawings of Antonio da Sangallo the Younger and His Circle Vol. III: Antiquity and Theory by Christoph FrommelGeorg Schelbert

9*- “ln Search of Michelangelo's Tomb for Julius Il” by Robert Louis Kelly, School of Architecture McGill University, Montréal

10*-“Funérailles et diverses manières d'ensevelir première description des rites des américains, édition originale 1581”, by Guichard Claude

 


Bu yazı 7206 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA

Web sitemize nasıl ulaştınız?


Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
YUKARI