Bugun...


Mehmet Çilsal

facebook-paylas
​ BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE BODRUM KALESİ-40
Tarih: 14-11-2021 22:22:00 Güncelleme: 14-11-2021 22:22:00


 

İstanbul’un fethi, Bodrum Kalesi dahil Şövalyeler dünyasını nasıl etkilemişti?

 

Bodrum Kalesi’nin 1453’deki Komutanı - Alman(F) Kulesi - Konstantinopolis'in fethi

 

Bodrum Kalesi’nin 1453’deki komutanı, Fransiskan bir rahip-şövalye olan Friar Pierre Guiteau idi. Grand Master Lastic döneminde, 3 Ocak 1453'te atanan ve Nisan 1455'e kadar kalenin başında kalan bu komutan, Fransa’nın batı sahilinde eski bir yerleşim birimi olan Poitou'dandı. Mensubu olduğu aileye ait leopar arması, Kale’nin kuzey hendeğindeki Alman Kulesi’e yerleştirilmiş Aziz Yahya, Papalık ve GM Lastik’e ait dairesel armalardan oluşan dörtlü grubun arasındadır. (1*)

 

 

Guiteau’nun Bodrum Kalesi’ne(château saint-pierre) atanmasından yaklaşık 5 ay sonra Avrupa ve Rodos dünyasını sarsacak bir gelişme olmuştu. Osmanlı Ordusu 29 Mayıs 1453’te Constantinople’yi(İstanbul) fethetmiş ve fethin haberi Rodos’a 6 Temmuz’da ulaşmıştı. Aslında bu durum bazıları  için beklenen bir gelişmeydi, çünkü Çandarlı Halil Paşa’nın 1452 senesinde Rumeli yakasında hisar inşasına başladığı haberi denizciler tarafından heryere yayılmıştı. Buna rağmen Constantinople’nin düşmeşi Rodos, Papalık ve Avrupa krallıklarında şok etkisi yaratmıştı. Osmanlı’nın en geç 1454 baharında bölgeye saldıracağını öngören GM Lastic, derhal tedbir alınması için başta Bodrum Kalesi olmak üzere adalara emir ve talimatlar yollamış Komutan Guiteau gelen bu emir üzerine Kale’nin  tahkimat ve tamir işlerine girişmişti.  

 

 

Fransız Rahip-Şövalye Guiteau hakkında Bodrum Kalesi kuzey iç perdesinin bir kısmı ile Alman Kulesi’ni inşa etmiş olduğunun dışında fazla bilgiye sahip değiliz. Aslında GM Lastic zamanında görev yapan  ve bu kuleyi inşa eden panterli armanın sahibi olan komutanın  kim olduğu günümüze kadar tanımlanmamıştı, ta  ki  Prof Vaivre’ye kadar.  En altındaki sert kayalıktan itibaren düzgün kesilmiş dikdörtgen taşlarla ve itinayla örülmüş yarı dairesel  Alman Kulesi, hem estetik-güzellik hem sağlamlık hem işlevi bakımından övgüyü hakeden bir kule olmuştu. Tıpkı limandaki Naillac Kulesi gibi tepesinin mazgallı ve teraslı balkon şeklinde yapılmış olması her açıdan aşağıdaki muhtemel istilacılara ateş açmak, ok yağdırmak, kızgın yağ dökmeyi mümkün kılıyordu.  Hemen onun sağ ve sol yanındaki perde duvarlar ise kendisinden sonra gelen komutanlar tarafından yükseltilecekti. (2*)

 

Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, Kale’yi çok detaylı çalışmış olan değerli Fransız Prof.  Jean-Bernard de Vaivre’nin Gerola, Maiuri gibi arkeologların “F Kule” olarak tanımladığı bu  kuleye “Alman Kulesi” denmesini çok tuhaf bulmaktadır.  

 

 

Fethin şövalyeler üzerindeki etkisi-hem savunma tedbirleri alınması  hem diplomatik temas kurulması

 

1453’de Konstantinopolis'in fethi, Osmanlı Türklerinin Bizans-Frank Yunanistanı ile  Ege-Akdeniz ve Avrupa'ya yayılmasının önünü açmış ve ortaçağdaki tüm dengeleri bozmuştu.   Grek dünyasının bazı hümanist düşünürleri, 1453 Mayıs’ında İstanbul’un düşüşünü Truva’ya benzeterek Anadolu’nun kadim halklarının yaklaşık 2500 sene sonra bir nevi rövanş aldığını 1200’lerde Bizans’ı yağmalayan Latinlerin, doğudan akın akın gelen Türklerle işbirliği yaptığını, hatta kurulan akrabalıklar sonucu içinde Elenilerin de olduğu karma bir popülasyon ortaya çıktığını, 12-13-14’ncü yüzyılların Anadolu halkını bunların oluşturduğunu yazmıştır.(3*)

  

 

Fetihle birlikte Doğu’nun başkentinden göç başlamıştı. Göç merkezlerinden biri de Şövalyeler Devleti’nin merkezi olan Rodos’tu. Konstantinopolis'in  sanatçı, aydın, bilim insanı ve filozofları akın akın Rodos’a gelmiş zaten çok dilli bir hayatın hüküm sürdüğü ada zaman içinde daha nitelikli daha renkli bir nüfusa dönüşmüştü. Bizans'ta biriken ve gelişen Rönesans idealleri adeta Rodos'a taşınmış gibiydi. Aslında Rodos’a olan alaka, 1453 öncesi Roma-Floransa Papalık konsey toplantılarına Grek Ortodoks Kilisesi’nin katılımıyla başlayan Doğu-Batı Hristiyanlığı ilişkisine dayanmaktaydı ve bunda Katolik Şövalyelerin rolü büyüktü. Avrupa’nın, Karya başta olmak üzere Anadolu ve Yunan uygarlıklarının sanatı, mimarisi ve arkeolojik kültür varlıklarına olan ilgisi gittikçe artmıştı.  Konstantinople, Atina, Rodos, Harabe Halikarnas(Bodrum) ile Venedik, Cenova, Milan arasında kurulan köprünün Papalık-Krallığın hükmettiği skolastik Avrupa’da rönesansı tetiklediği savı günümüzde kabul edilmektedir.

 

 

İstanbul'un düşüşü  Rodos, Dodecanese(12 Ada) ve Saint Pierre(Bodrum) Kalesi’nden oluşan Şövalyeler dünyasında panik yaratmıştı. Teyakkuz durumdaki GM Lastic, istihbarat faaliyetlerine çok önem vermekteydi. Onun bu panik hali, ajanlarından biri olan Doktor Suriano’nun notlarında da yeralmıştı ve bu notlar dönem hakkında fikir verici olup şöyleydi: “Ben Kahire'den doktor George Suriano’yum. Soyadımdan da belli olduğu gibi Suriye kökenli bir Hıristiyanım. Osmanlı Sultanı'nın 1453 Mayıs'ında Konstantinopolis'i korkunç şekilde yağması, Rodos’un Büyük Üstadı Jean de Lastic’i korkutup telaşa düşürdü.  Ben de ailemin geleceği hakkında uzun uzun düşünür oldum. Şövalyeler devletine hizmet için yemin ettim.

 

 

Rodos’un Büyük Üstadı, dünyanın neresinde olursam olayım açık veya gizli her türlü entrikayı, tehlikeyi, tuzağı haber verme karşılığında bana “vadandaşlık” bahşetti. Sayesinde maiyetim altındakiler de “ayrıcalıklı kişi” statüsü kazandı ve gelip Rodos'a yerleştik...Heryer inanılmaz tahıl kıtlığı içinde. Tüccar kardeşim Benedetto ve ben,  şövalye koruması altındaki kürekli ve yelkenli gemimizle tahıl tedariki için sürekli seyahat ediyoruz. Mısır'daki Damietta'ya ve diğer destinasyonlara çeşitli mal ve tekstil götürüyor, dönüşte de Rodos'a erzak getiriyoruz.” (4*)

 

 

 

GM Lastic, bir yandan da  güvenlik tedbirleri aldırıp sur sağlamlaştırma, hisar bentlerini genişletme, kuleler onartma gibi tahkimat inşaatlarını hızlandırmış aynı günlerde askeri güç, para, silah, cephane ve erzak  tedariki için Avrupa’ya çağrı yollamıştı. Batı’dan yardım dilenen bu çağrı çok geçmeden karşılık bulmuştu. Papa Nicolas V ve Avrupa Kralları İstanbul felaketini duyar duymaz haçlı seferi hazırlıklarına kalkışmış, 24.000 florinlik bütçe oluşturmuşlardı. Gelişmelerden istihbarat alan Sultan Mehmet(II) ise ilk iş olarak  Venedik ile çok düşük gümrük vergili ticaret anlaşması yapmış ayrıca onlara Babıali’de ticari ateşe bulundurma izni vermişti. Hem Ceneviz hem Venedikliler, güvenli, huzurlu bir ticari  ortam karşılığında kendilerinden istenen 2000 dukalık haracı her yıl ödemeyi kabul etmişti. Sultan, Nisan 1454’de Venedik’le yapılan anlaşmanın ardından önce Karadeniz kıylarını istila etmiş, ardından gözünü Balkanlar ve Ege’ye dikmişti.(5*)     

 

 

Osmanlı genişlemesinin Şövalyeler Devleti’ni gittikçe daha fazla endişelendirmesi nedeniyle yapılan Convent toplantılarında Osmanlı Türkleriyle temas kararı çıkmış GM Jean de Lastic, geçmişte arma kardeşliğine örnek olmuş Bodrum Kalesi eski komutanlarından biri Fransız, diğeri İngiliz olan Rodos Turcopolieri William Dawney ile esaretten yeni kurtarılan Jean de Sacconin’i hediyelerle birlikte Constantinople’ye elçi olarak yollamıştı.

 

 

Sultan Edirne'de olduğu için elçi kafilesinin yolu daha da uzamış, Edirne’ye varıp Mehmet(II)’nin huzuruna çıkan heyet, Şövalyelerin Karya ve Likya'nın komşu bölgelerinde serbestçe ticaret yapmaları,  Türklerin de korkusuzca Rodos ve ona bağlı adalardan ihtiyaç duydukları erzakları serbestçe satın alabilecekleri yönünde andlaşmalar müzakere etmek istediklerini söylemiş onları dinleyen Padişah ise taleplerini yıllık haraç ödemeleri durumunda kabul edebileceği söylemiş bunun üzerine heyet, karar verme yetkilerinin olmadığını açıklamış vezirler buna karşı çıkarak "Eğer haraç ödemeyi kabul etmezseniz, o zaman hükümdarın dostluğuna sahip olamazsınız. O, bu andan itibaren Ege Denizi'ndeki tüm adaların efendisidir. Ege’deki herkes nasıl biat ettiyse siz de öyle yapmalısınız. Aksi halde büyük bir savaş yapılır ve adalarınızın hepsi yok edilir.” şeklinde uyarıda bulununca, heyet "Hükümdarın hizmetkarlarından birisi bu konuyu GM ile konuşmak için bize eşlik etsin. O, adalarımız için  eğer isterse haraç da öder, elinden gelen her şeyi yapar. Ancak biz şimdi kendi başımıza birşey dermeye yetkili değiliz." şeklinde cevap vermiş Padişah heyetten memnun kalmış ve onları itibarlı biçimde huzurundan gönderirken değer verdiği bir hizmetkarlarını da elçi olarak yanlarına katmıştı.

 

 

İçlerinde Osmanlı elçi heyetinin de bulunduğu Bodrum Kalesi eski komutanlarından Turcopolier William Dawney ve Jean de Sacconin’in başında olduğu kafile, Rodos'a vardığında meraklı gözlerle karşılanmış, Padişah’ın heyeti GM Lastic’in huzuruna çıkarılmıştı. Lastic, elçileri dinledikten sonra "Bu ada bana ait değil. Sen kendi efendine tabi olduğun gibi, ben de Papa’ya tabiyim. Papalık hiç kimseye haraç ödemememi emretti. Benim sadece yabancı bir ulusa, inanca mensup hükümdarınıza değil kendi dindaşlarıma, krallarımıza bile haraç vermem yasaktır. Böyle bir yetkim yoktur. Bu yüzden diyorum ki eğer dost olmak istiyorsanız, büyük hükümdarınızı bir komşu olarak selamlamak için pekala her yıl büyükelçiler gönderirim. Ancak, dost kalmak istemiyorsanız, padişahınız elinden geleni yapsın.”  şeklindeki kibirli, tepeden bakan cevap ve tavırlarıyla heyeti huzurundan göndermişti. (6*)

 

 

Hırıstiyan Venedikliler  ve  Müslüman Türklere yönelik  Şövalye korsanlıkları

 

GM Lastic, Osmanlı heyetinin ardından haraç ödemeyi reddetmesi yetmemiş gibi  Sultan’ın düşmanı olan Akkoyunlu Devleti ile bir andlaşma imzalayarak İstanbul Fatihi’ni daha da kızdırmıştı. Öte yandan Şövalyeler bununla da kalmayıp Osmanlı ile andlaşma yaptı diye Venediklilere ait Girit Adası’na yönelik korsanlık faaliyetlerine başlamıştı. Üstelik bu baskınlar ilerleyen aylarda Anadolu’nun kıyılarına dahi yönelmişti. Şövalyeler, önceki bölümlerde de altı çizildiği gibi Levant’ta korsanlık faaliyetleri de yapan silahlı bir güçtü. Bundan en çok muzdarip olanlar ise Türkler ile Venediklilerdi. Rodos'taki Venedik büyükelçisi Paolo Morosini,  GM Lastic'e Venedik Cumhuriyeti'nin  adası olan Girit'in korsan sığınağı olmasına, yağmalanmasına izin verilmeyeceğini, Şövalye Devleti’nin bu olayları durdurmasını ve kendileriyle dostane ilişkiler kurmayı istediklerini iletmişti.

 

 

1454 senesi Rodos Dünyası’nda vebanın ortaya çıktığı seneydi ve bu durum Şövalye gemilerine denizci personel bulmayı zorlaştırmıştı. Bazı Küdüs hacılarının notlarına göre Rodos’un Girit’ten yağmalanan ganimetin satıldığı yer haline gelmesi, köle ve kadın ticaretinin artışı, adada aşırı zengin bir sınıfın doğması, kibir ve savurganlık, Hıristiyanlara yönelik saldırıların artması gibi davranışlar Tanrı'yı ​​kızdırmıştı ve veba salgını öyle durup dururken çıkmamıştı.(7*)

 

 

1454 senesi endişe içindeki GM Lastic’in tahminlerinin doğru çıktığı bir seneydi bir   istihbarat kaynağı olan Patmos keşişlerinden Palatia'da(Balad) Adalara saldırmaya hazırlanan 13 Türk fustesi bilgisi gelmişti. Gerçekten de o sene bir Türk filosu Kos’u yağmalamış, bunun üzerine Rodos’tan Kos’un savunmasının güçlendirilmesi için iki adet kule inşası emri yollanmıştı. GM Lastic’in ömrü ise hızlı gelişen tüm bu olacakları görmesine yetmemiş ve sonbaharda vefat etmişti.(8*)

 

Devam edecek...

 

mehmet çilsal-tarih araştırmacısı

Bodrum

 

KAYNAKLAR

1*- Annuario della Scuola Archeologica di Atene e delle Missioni Italiane in Oriente-A.Maiuri-G.Gerola

2*-Contributions de trois commandeurs de la langue d’Auvergne aux fortifications du Lango et du Château Saint Pierre (note d'information)- Monsieur Prof. Jean-Bernard de Vaivre

3*- THE SIEGE AND THE FALL OF CONSTANTINOPLE IN 1453 by Marios Philippides and Walter K. Hanak

4*- Divertimento-EUROTHENTICA-The United States of Europe Rhodes, 1306-1522 by Dorothea Papathanasiou

5*-NEGOTIATION AND WARFARE: THE HOSPITALLERS OF RHODES AROUND

AND AFTER THE FALL OF CONSTANTINOPLE (1426–1480) by Pierre Bonneaud 

6*- “Decline and Fall of Byzantium to the Ottoman Turk” by Doukas

7*- The Knights Hospitaller of Rhodes and the Black Death of 1498:a poetic description of the plague -by Costas Tsiamis, Georgia Vrioni, Effie Poulakou-Rebelakou, Vassiliki Gennimata,Athanassios Tsakris

8*-Le Imagini Dei Beati e Santi Della Sacra Religione di s. Giovanni Gerosolimitano by Giacomo Bosio

 

 



Bu yazı 110 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA

Web sitemize nasıl ulaştınız?


Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
YUKARI