Bugun...


Mehmet Çilsal

facebook-paylas
BODRUM MİRİ FIRKATE KAPUDANLIĞI NE DEMEKTİ?
Tarih: 09-03-2020 18:34:00 Güncelleme: 09-03-2020 18:34:00


 

BODRUM TARİHİ-8

 

BODRUM MİRİ FIRKATE KAPUDANLIĞI NE DEMEKTİ?

 

Eğriboz’un ünlü denizcilerinden  Kızılhisarlı Kaptan Mustafa Bey, 1 Aralık l714 itibarıyla Bodrum ve havalisinin Miri Fırkateler Kapudanı tayin edilmiş ihtiyaç halinde emrindeki levendlerle birlikte donanma-ı hümayuna katılması istenmiş top ve mühimmat ihtiyacının tersane-i amire tarafindan karşılanacağı  ve kendisine  yıllık 4 yük(=400.000)  akçe  salyane maaş verileceği belirtilmiş böylece derya ümerası fırkateciyan reislerinden biri oluvermişti. (1*)  

 

 

Fırkateciyan Reisi Mustafa Bey, ilerleyen yıllarda hayat çizgisinin değişeceğinin,antik-harabe Halikarnas’ta Bodrum adında yepyeni bir Osmanlı yerleşim merkezinin doğmasına vesile olacağının henüz farkında değildi.

 

FIRKATECİYAN TEŞKİLATI’NA NEDEN İHTİYAÇ DUYULMUŞTU?

 

Rumeli, Mora, Eğriboz bölgesi dahil Adalar Denizi(Ege) hiç huzurlu değildi. Akdeniz’in güvenliği Osmanlı’nın başağrısına dönüşmüştü. Bazı tedbirlerin alınması şart olmuştu. Fırkateciyan Teşkilatı’nın kurulması işte bu tedbirlerin başında geliyordu.17.yy’da yaşanan ve aşağıda özetleri aktarılan vakılar, deniz ve kıyıların durumu hakkında yeterince fikir verecektir.

 

Cezâyir, Tunus ve Trablus eyâletlerinden oluşan Mağrib ocaklarının korsanları, Akdeniz’de seyreden  Frenk gemilerinden başka Fransa kıyılarını da talan etmekteydi. Bu duruma son vermek isteyen   Kral XIV. Louis, korsanların üstüne büyük bir filo göndermiş 18 gemilik bu filo, Sakız Limanı’nda 9 Trablus kalyonunun «yağa yatmış» olduğunu haber almış hilebazlık yapıp dost bayraklarıyla gelip limana demirlemiş, sonra birdenbire harb bayrakları çekip Trablus gemilerine, kaleye, şehre dört bin gülle yağdırmış bu sırada bir çok ev, câmi ve mescid yıkılmış ahâliden 60-80 Müslüman ile 50 kadar Hıristiyan maktûl düşmüş ve yaralıların sayısı da 800’ü bulmuştu! Osmanlı, derhal donanmasını yollayıp meseleyi siyaseten çözmüş vakıadan haberi olmadığı yalanını söyleyen XIV. Louis, tazminat ödemeyi kabul etmişti.(2*)  

 

 

Akdeniz’de Malta Şövalyeleri, Santo Stefano Şövalyeleri, Toskana askerleri,  Sicilya ve İspanya korsan filoları cirit atıyordu.  İskenderiye ve Dimyat limanlarından denize açılan Osmanlı bandıralı gemiler Doğu Akdeniz’de sık sık korsan saldırılarına maruz kalıyordu.   Kıbrıs veya Mısır’dan İstanbul’a hazine, pirinç, kilim, deri, kumaş ve kereste taşıyan gemiler, Hristiyan korsanlarca ele geçiriliyor bir kısmı yağmalandıktan sonra batırılıyor yedeğe alınmaya müsait olanlar ise ana üslerine götürülüyordu... Kıbrıs, Rodos, Sakız, İstanköy, Mora, Ağrıboz, Avlonya, Draç, Selanik gibi daha birçok sancakbeyi ve kale görevlisi hareket halindeki büyük Hristiyan donanmasına karşı tedbir almaları konusunda özellikle uyarılmıştı...

 

11 adet Anabolu ve 5 adet Malta gemisinden müteşekkil bir donanma, gece geç saatlerde İstanköy’e 2500 asker çıkarmış, bu sırada varoşlarda yaşayan zımmiler  kale kapısına hücum etmiş Gayrimüslim tebaanın bu isyanı esnasında 40-50 kadar Müslüman katledilmiş, küçük büyük 60-70 Müslüman Türk esir alınarak bölge tamamen yağmalanmıştı.(3*)  

 

 

1710’da, Akdeniz Kalyonlar Başbuğu İbrahim Kaptan’a gönderilmiş olan bir başka hükümde, Akdeniz kıyılarından Mısır geçidine, Selanik ve Sakız çevresi ile Sisam Boğazı’ndan Çanakkale Boğazı’na kadar olan bölgeler korsan faaliyet alanlarıydı. Buradaki tüccar gemilerinin ve denizcilerin korunması istenmekteydi. Ayrıca bu bölgelerde korsanların saklanabilecekleri yerleri iyice araştırıp bunların durumlarını haber verip birkaç korsan gemisi yakalarsa önceki kusurlarının örtülebileceği yazılmıştı.(4*)   

 

 

 “MİRİ FIRKATE KAPUDANLIĞI” ASLINDA BİR NEVİ “İZİNLİ KORSANLIK”TI  

 

Kıyı ve deniz güvenliği ne yapılırsa yapılsın sonraki yüzyıllarda da bir türlü sağlanamıyordu. Fırkateciyan Teşkilatı, bilhassa deniz mevsimi dışındaki ay ve günlerde güvenliği sağlamakla yükümlüydü.  Fırkate reislerinin görevleri adalar civarında korsan saldırılarısına maruz kalma ihtimali olan bölgelerde karakol beklemek, bu bölgelerde yakaladıkları kimselerden istihbarat toplamak ve ilgililere bilgi ulaştırmaktı. 17. yüzyıl sonlarında sayıları 10 civarında olan fırkate reislerine derya beyleri gibi salyâne ödenirdi. Fırkate reislerinin yıllık maaşları çoğunlukla paşa veya paşazâde olan derya  beylerine nazaran  düşüktü.  17.yy’da 50-150.000 akçe, 18. yy’ın ilk yarısında 400 bin akçe salyâne alan fırkate reisleri vardı.  Salyâneler  reislerin kullandığı gemi tipine göre değişiyordu. Kısaca söylemek gerekirse, fırkate reisleri tehlike ihtimali olan bölgelerdeki güvenlik açığını kapatıyordu. Dolayısıyla, “Fırkateciyan Teşkilatı” donanmanın “Akdeniz Güvenlik Birimi” olarak değerlendirilebilir. (5*) 

 

 

Hernekadar Dr.Yusuf Alperen Aydın, gayet güzel kitabi bir tanım yapmış olsa da işin aslı “Fırkate Reisleri” tam tabiriyle ve fiiliyatta “izinli devlet korsanları”ydı. Bu görev, Kızılhisarlı Mustafa Bey’in bilmediği bir emir ya da görev değildi. Akdeniz’de eskiden beri nerdeyse meslek haline gelmiş kadim bir derya vazifesiydi. Devlet-i Aliye, Akdeniz güvenliğinin sağlanması işinde derya beyleri ile fırkate reislerini kullanıyordu. Örneğin, ailenin de tanıdığı Eğriboz ahalisinden Ali Kaptan, izinli korsanın tekiydi. 50 yıldan fazla fırkatede ‘korsanlı’ gezerek devlete hizmet etmişken, Kaptan-ı Derya Mezemorta Hüseyin Paşa, onu yaşlandığı gerekçesiyle emekli etmişti.  Salyanesi elinden alınıp başkasına verilen Ali Kaptan, geçim sıkıntısına düşünce devlet-i aliye’ye başvurup kendisine ya bir fırkate verilmesini ya da maaşına zam yapılmasını istemiş böylece senede bir defa Eğriboz cizyesinden elli kuruş almasına karar verilmişti. (6*)  

 

 

Bir hükümde, Halep ve etrafındaki kentlerde çekirge ve yağmacı istilası nedeniyle kıtlık baş gösterdiği için  36.000 kile buğdayın Akdeniz’e korsanlık için gönderilen Süleyman Kaptan’ın karavelasına yüklenerek İskenderun iskelesine nakledilmesi buyrulmuştu.

 

 

 

1707 tarihli benzer başka bir hükümle, Eski Kavala Beyi Mustafa Kaptan’a kendi fırkatesi ile her sene ikişer kez Rodos civarındaki iskeleler ve adalar arasında ‘korsanlık idüb’ düşmanların bu civarda dolaşmalarını engelleme ve bölgede zahire nakleden gemilerin güven içinde ticaret ve seyir yapmalarını sağlama görevi verilmişti. Mustafa Kaptan ‘korsanlıkda gezdiği’ zamanlarda bölgede güvenlik sağlanmışken, görevine son verilmesi üzerine bölge halkı düşman gemilerinin buraya gelip mallarını yağmalayarak  zarar verecekleri korkusu yüzünden bu göreve onun yeniden atama yapılmasını istemişti.

 

 

1713’te “izinli korsanlık” işinde İstanköy’de görevlendirilmiş miri firkate kaptanlarından Gül Muhammed Bey oğlu Ali’in ada halkına bizzatihi eziyet ettiği, denizcilerinin dahi eziyetine göz yumduğu şeklindeki İstanköy Kadısı’nın şikayetleri üzerine, 1720 senesinde bu kişinin uslanması için fırkatesi ve bir yıllık salyanesinin Emeksiz Mehmet Kaptan’a verilmişti...1714’te Sakız Adası ve civarının korunması görevi “izinli korsan” Yantopi Hasan Kaptan’a verilmişti...

 

Osmanlı, izinli devlet korsanlığı kurumunu kafir devletlerde görmüş ve aynısını adeta taklit ederek Fırkateciyan Teşkilatı’nı mecburen kurmuştu. 1665 tarihli bir hüküm, bunun ispatı gibidir. Avrupa’ya Osmanlı mallarını taşımakta olan Fransız gemilerinin, Venedik ve Malta korsanlarına kolayca teslim olmasıyla çileden çıkan Osmanlı Sarayı, çareyi Fransız gemilerine el koymakta bulmuştu. Fransa Elçisi Denis de La Haye, tepki gösterip bu kadar çok gemiye el konulmasından şikâyetçi olunca, Payitaht’ın cevabı gayet basit olmuştu: “Fransızların hepsi korsan”.(4*age)  

 

 

Devlet-i Ali’nin izinli korsanları, Osmanlı sularına giren düşman ve korsan gemilerine karşı karakol görevi yaparlarken, deniz güvenliğinin en önemli koruyucularıydılar. Bu korsanların hareket ve yetkilerinin sınırları esas olarak Osmanlı Devleti’nin diğer devletlerle yapmış olduğu anlaşmalarla biçimlenmişti.

 

1714’te Kızılhisari Kaptan Mustafa Bey’e tevcih edilen görev, işte böylesi bir görevdi yani, “izinli korsanlık”.

 

Devam edecek...

 

mehmet çilsal

(hukukçu-tarih araştırmacısı)

 

KAYNAKÇA

 

(1*)-(Başbakanlık Osmanlı Arşivi(BOA) İE.TCT 17-1888 24 Zi'lkade 1126).ULUSLARARASI  HER YÖNÜYLE BODRUM SEMPOZYUMU   Kızılhisarlı Mustafa Paşa ve Ailesi Üzerine Bilgiler Dr.Ömer Bıyık  

(2*) FRANSIZLARIN 1681 SAKIZ SALDIRISINDA VERDİKLERİ ZARAR KARŞILIĞINDA XIV. LOUİS TARAFINDAN IV. MEHMET’E GÖNDERİLEN TAZİYE HEDİYELERİ Doç. Fatma Açıkgöz  

(3*) BOA, KK 70, s. 185, (26 Kasım 1604/4 Receb 1013).   GÜNEY ANADOLU KIYILARINDA HRİSTİYAN KORSANLAR (1604-1608)-Doç Dr. Mikail ACIPINAR

(4*)  İZMİR VE SELANİK LİMAN KENTLERİNİN GELİŞİM SÜREÇLERİNİN KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ (1650-1750) Dr. Neslihan ÜNAL

(5*)(BOA, C. BH 4391 (1-10 Ra. 1122/30 Nisan-9 Mayıs 1710) 18.YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ’NİN EGE (ADALAR) DENİZİ VE DOĞU AKDENİZ’E YÖNELİK GÜVENLİK PARAMETRELERİ, Dr.Yusuf Alperen Aydın

(6*)BOA İbnülemin Tasnifi, Bahriye Belge No. 1317 (Kasım 1704).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Bu yazı 1047 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA

Web sitemize nasıl ulaştınız?


Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
YUKARI