Bugun...


Ayser Özbulut

facebook-paylas
DOKUN ÇAMURA, İŞLE, SÜSLE, KEYFİNİ ÇIKAR, HAYALLERİNİ YAŞA…
Tarih: 16-02-2020 12:47:00 Güncelleme: 16-02-2020 16:21:00


 

 

DOKUN ÇAMURA, İŞLE, SÜSLE, KEYFİNİ ÇIKAR, HAYALLERİNİ YAŞA…

 

Kuytuda köşede gizlenmiş sanatçıların şehridir Bodrum. Rengarenk begonviller arasında gizlenmiş sokakların, mavi söveli beyaz evlerinde sanatla bütünleşen hayatları gizler. Kim bilir kaç hayal gerçekleşmiştir o kuytularda. Kimlere dokunmuştur, kimlere yol olmuştur. Hayallerine kırklı yaşlarının ortasında kavuşan Seramik Sanatçısı Simla Aldinç ile tanıştım kış başında. Eninde sonunda hayallere ulaşmanın mümkün olduğunu anlattı yüreğinden geldiği gibi.

Hayat, hayallerimizden vaz geçecek kadar uzun değildir. Aslında gelecek, kurduğumuz hayallerle gelir. Hayalini kurmadığımız şeyler gözümüze imkansız görünse de, hayallerimizin peşinden gidersek imkansızı mümkün kılabiliriz…

Her insanın bir diğerinin yoluna ışık olabileceğini düşünerek, anterhaber.com okurlarını bu güzel sohbetle buluşturmak istedik…

 

 

BEN ÖĞRENCİLERİMİN ÇAMUR ÖĞRETMENİYİM…

 

Kış kasveti yüklenirken şehrin üstüne, bulutların arasından parıldayan güneşi görmemek mümkün mü? O güneşin altında kendi evinin bahçesinde, kendi elleriyle yaptığı fincanlarda kahvelerimizi içerken sohbet etmeye başladık Seramik Sanatları hocası Simla Aldinç ile…

1974 İzmir doğumlu Simla Aldinç. 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Sanatları Mezunu. Yıllarca hayallerini süsleyen mesleğini yapamamış. “Hayat para kazanmadan yürümüyor maalesef. Bilerek, isteyerek, güzel hayallerimle seçtim ben seramik sanatlarını.  Fakat okulu bitirdikten sonra, ‘Seramik fabrikalarında mı çalışsam, okulda kalıp akademik kariyer mi yapsam?’ sorularıma cevap ararken kendimi kurumsal firmalarda pazarlama alanında çalışırken buldum. Bu süreç 15 yıl sürdü. Bodrum’a yerleştim. Evlendim kızımı büyütmeye başladım. Bir bakmışım kırk beş yaşındayım ve hayallerimi süsleyen, eğitimini aldığım seramik üretimiyle hiç uğraşmadığımın farkına varıyorum. İşte o zaman ‘Tam zamanı Simla, dokun çamura, işle, süsle ve keyfini çıkar’ dedim kendime. Şimdi küçük öğrencilerimin bana ‘Çamur Öğretmenim’ diye sesleniyorlar. Ben hayallerimi bir ucundan yakaladım.”  Diye ifade ederken kendini elleriyle şekil verdiği çamurdan, ürettiği fincandaki kahvesinden bir yudum aldı gülümseyerek. Soru cevap akıp gitti sohbetimiz.

 

 

A.ÖZBULUT: Bir çamur öbeğinden bir şeyler yaratma sürecini anlatabilir misiniz?

S.ALDİNÇ: Seramik ve porselen birbirinden ayrı çamurdan oluşur. Çamurumuzu hazır alıyoruz artık. Vakumlanmış olarak menemenden getirtiyoruz. Sizinle “Pinçikleme “ yöntemini kullanarak bir çanak yapalım.  Elimizle çamuru pinçikleyerek yoğuruyoruz. Önce kendi ortamında kurutuyoruz. Zımparalıyoruz. Sonra bisküvi pişirimi için fırınlıyoruz. İlk pişirim yapıldıktan sonra hangi amaca yönelik kullanılacaksa ona göre sırlıyoruz. Sırladıktan sonra tekrar pişiriyoruz. Yani çamur birçok aşamadan geçip kullanıma hazırlanıyor. Zahmet ve sabır istiyor.

A.ÖZBULUT: Seramik yaşamınıza nasıl girdi?

S.ALDİNÇ: Toprak, en can alıcı sebep. Ona dokunduğum an bambaşka hissediyorum. Saatlerce uğraşabilirim. Benim içimde varmış böyle bir şey. Bir çamurdan ortaya çıkan şeyleri düşündüğünüzde, hayatınızın her yerinde yer aldığını görürsünüz.

A.ÖZBULUT: Seramik sanatı sizin için ne anlama geliyor? Seramik sizin için sanat mı yoksa hobi mi? Sanat anlayışınıza bir çerçeve çizebilir misiniz?

S. ALDİNÇ : Yaşamın içinde her anında seramik var. Çok çeşitli alanlarda kullanılır. Yemek tabağınızdan, kahve fincanlarınıza, ayağınızı bastığın yerden yüzünü yıkadığınız lavaboya kadar. Ya da evinizi süsleyen bir obje olarak kullanırsınız.

Seramik benim için sanat. Fakat hobi eğitmenliği yapıyorum. Şu anda kendimi seramik sanatçısı olarak değerlendiremiyorum. Ustalaşmam ve hobi kısmından sanatsal boyuta geçmem için çok çalışmam lazım. Ben azimli ve karalıyım. En kısa zamanda bu hayalime de ulaşacağım.

A.ÖZBULUT: Kendinizi diğer seramik sanatçılarından ayırdığınız bir özellik var mı? Kendinize ait özgün bir çalışmanız var mı?

S.ALDİNÇ: Yalın ve özgün olmak istiyorum. Sanırım bu özellikler beni diğer sanatçılardan ayırabilir. Kendime ait özgün çalışmalarım denizatları. Kendi tasarımım olarak değerlendirebiliriz.

A.ÖZBULUT: Hiç kişisel ya da diğer sanatçılarla ortak bir sergi açtınız mı?

S. ALDİNÇ: Öğrencilik hayatımın dışında hiç kişisel sergim olmadı. Hayallerimden biri de seramik sanatçısı kimliğimle kişisel sergiler açmak.

A.ÖZBULUT: Türkiye’de geleneksel sanatların bir örneği olan seramik sanatının yeterince ilgi gördüğünü düşünüyor musunuz?

S.ALDİNÇ: Şu anda yeterince ilgi görüyor bence. Okullar, eğitim atölyeleri, fabrikalar gösteriyor ki, seramik çok ilgi gören bir sanat dalı. Hayatında toprağa dokunmaya çekinen insanlar, çıplak elleriyle yarattıkları ürünleri günlük hayatlarında kullanıyorlar. Dostlarına hediye ediyorlar. Bence yoktan var etmek her insana iyi gelir.

A.ÖZBULUT: Öğrencilerinizi genellediğinizde nasıl tarif edersiniz?

S.ALDİNÇ: Benim tabiri caizse 7’den 70’şe öğrenci profilim var. En küçük öğrencim üç yaşında. Aslında okul öncesi yaş grubu için çok önemli bir faaliyettir seramik. Hayal güçlerinden motor kaslarına kadar hem duygusal hem de fiziksel becerileri gelişir. En büyük öğrencim ise 70 yaşında. İnsan sevdiği işi yaparken büyük mutluluk içerisinde oluyor. Öğrencilerimle bu mutluluğu paylaşıyoruz.

A.ÖZBULUT: Esinlendiğiniz özel bir şey, örnek aldığınız bir sanatçı var mı?

S.ALDİNÇ: Füreya Koral, Alev Ebüzziya, Bingül Başarır gibi dünya çapında kendini ifade edebilmiş sanatçılar ve onların yalın ve özgün tavırları beni etkiliyor. Yaratıcılıklarını ve seramik sanatına verdikleri emeği büyük bir saygıyla takip ediyorum.

A.ÖZBULUT: Eğitim atölyesi açmak zor oldu mu? O süreci bize anlatabilir misiniz?

S. ALDİNÇ: Seramik işiyle uğraşmak aslında pahalı denilebilecek bir uğraş. Kullandığımız hammaddeden tutun da fırınını ve tornasını, plaka açma makinası temin etmek masraflı. Sadece üretim yeterli olmuyor. Bir de ürettiğinizi pazarlamanız da gerekiyor.

Önce evimin salonunda başladım. Tamamen amatörce çalışmalar yaptım. Ardından bir arkadaşımın atölyesinde devam ettim. Beni çok zorladı bu sistem. Fakat şanslıyım hayallerimi destekleyen bir eşim var çünkü. İnsanın eşinin her zaman yanında olması harika bir şey. Evimin arka bahçesini benim için atölye haline getirmeme yardımcı oldu. Yaklaşık üç yıldır küçük bir atölyem var. Özel siparişle işler yapıyorum. Hem kendi çalışmalarımı yapıyorum hem de öğrencilerime ders veriyorum.

 

 

A.ÖZBULUT: Seramik eğitmeni olarak geleceğe yönelik planlarınız nelerdir?

S.ALDİNÇ: Atölyemi biraz daha büyütmek istiyorum. Daha çok öğrencim olsun istiyorum. Çünkü daha fazla insanı çamurla tanıştırmak istiyorum. Beni anlatabilecek, seramik sanatçısı sıfatını etiketleyebileceğim özgün bir sergi açmak istiyorum.

A.ÖZBULUT: Türkiye’de seramik eğitimini nasıl buluyorsunuz?

S.ALDİNÇ: Okullarda, üniversitelerde eğitim iyi aslında. Fakat sanatçılık okullarda aldığın eğitimle kazanılacak bir özellik değildir. Kişinin yatkınlığı, yaratıcılığıyla alakalı bir durum söz konusudur. Okullar sanatçı yetiştirmez. Seramiğin ilmini öğretir. Hatta sanatçıya ket bile vurabilir.

A.ÖZBULUT: Sizce insanlar seramik sanatıyla ilgilensin mi?

S.ALDİNÇ: Bence toprağa dokunmak çok önemli. Her insan bir şekilde toprakla ilişki kurmalı. Çamurla uğraşmak, zihinsel ve duygusal gelişimi kolaylaştırır. Terapi aracıdır. Bir çamura şekil verip kullanıma hazırlamak kişinin gelişimine yardımcı olur. Size teşekkür etmek isterim. Sanatın her dalına dokunduğunuz, bana da seramik sanatını anlatma fırsatı verdiğiniz için…

 

 

 

TOPRAK SU VE ATEŞİN AŞKI…

 

Seramik tarihi insanoğlunun tarihi kadar eski. Anadolu toprağından doğmuş 8000 yıllık bir gelenek. Tarih boyunca farklı formlarda, farklı medeniyetlerin içinde bazen çanak olarak, bazen kap olarak, bazen de süs eşyası olarak ya da oyuncak olarak ortaya çıkmış, farklı kültürlerin izlerini taşıyarak tarihe ışık tutan önemli bir araç olmuştur. Eski uygarlıklara baktığımızda, seramiğin dinsel ekollerden tutunda mimari elemanlara, mutfak eşyaları ve dekoratif eşyalardan tutun da iletişim tabletlerine kadar büyük bir alanda kullanıldığını görürüz.

Çömlek saksıların içindeki rozet ve gülfatmaların süslediği Bodrum sokaklarının kuytusunda sakladığı hayallerin sahibi Simla Aldinç beni toprak, su ve ateşin aşkıyla tanıştırdı. Bu aşk hepimizin hayatının bir köşesinde, kuytuda gizlenen sanatçıların elinden örneklerle duruyor. Belki içtiğimiz bir kahve fincanında, belki diktiğimiz bir çiçek saksısında hayata gülümsememize sebep oluyor…

Sevgi ve Dostlukla

AYSER ÖZBULUT



Bu yazı 641 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA

Web sitemize nasıl ulaştınız?


Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
YUKARI