Bugun...


Ayser Özbulut

facebook-paylas
ELAZIĞ YÜREĞİMİZİ DAĞLADI.GÖZÜ YAŞLI KALBİMİZİ TUTUYORUZ…
Tarih: 29-01-2020 11:29:00 Güncelleme: 29-01-2020 11:54:00


 

ELAZIĞ YÜREĞİMİZİ DAĞLADI.GÖZÜ YAŞLI KALBİMİZİ TUTUYORUZ…

Bilindiği gibi Türkiye dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte birçok yıkıcı depremler olduğu gibi, gelecekte de sık sık oluşacak depremlerle büyük can ve mal kaybına uğrama ihtimalimiz bir gerçektir.

Deprem Bölgeleri Haritasına göre, yurdumuzun %92'sinin deprem bölgeleri içerisinde olduğu, nüfusumuzun %95'inin deprem tehlikesi altında yaşadığı ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin %98'i ve barajlarımızın %93'ünün deprem bölgesinde bulunduğu bilim adamları tarafından dile getirilmektedir.

Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayına "DEPREM" denir. Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır.

 

 

Son günlerde bütün Türkiye aynı acıyı hissediyor ve yaralarını sarmak için tek yürek oldu. Elazığ ve Malatya merkezli 6.8 büyüklüğündeki deprem bütün ülkeyi yasa boğdu. 41 yurttaşımızı kaybettik. Yüzlerce yaralı yurttaşımız var.

Öncelikle hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allahtan rahmet, yakınlarına sabırlar diliyorum. Yaralı yurttaşlarımızın en kısa sürede şifa bulmalarını diliyorum.

Nedense ülke olarak yaşadığımız olumsuzlukları olay anında düşünmeye, tartışmaya, konuşmaya başlıyoruz. Hepimiz günlerdir deprem bölgesinden gelen acı hikâyelerin görüntülü anlatımlarıyla gözü yaşlı kalbimizi tutuyoruz.

Doğal afetlerin önüne geçmek mümkün değil tabiki. Peki depremin etkilerinden en az hasarla can kaybı olmadan kurtulabilir miyiz? Yurttaş olarak ne yapabiliriz? Belkide doğru soru deprem gerçeğini kabul eden bir ülkenin hazır bir deprem politikası var mıdır? Vatandaşın can ve mal güvenliğini korumakla mükellef olan muhatap kimdir? Ya da nedir? Muhtarlık mı? Belediyeler mi? Kaymakamlıklar mı? Valilikler mi? Bakanlıklar mı? Bir ülkenin can ve mal güvenliğini kim sağlayacak, Devlet mi?

Günlerdir hepimiz izliyoruz. Türkiye’nin her bölgesinden arama kurtarma ekipleri deprem bölgesinde canla başla çalışıyor. Titreyen sesiyle “Seni kurtaracağız ablam” diyen Jandarma erinin, göçük altında hayat kurtarırken elleri parçalanan, “ Seni çıkarmadan ben de buradan çıkmayacağım” diyen kadın Jandarma Astsubayının, göçük altında kalan kadını telefonla konuşarak hayatta tutan kadın AFAD görevlisinin, yine elleriyle molozların altından hayat kurtaran Suriyeli kardeşimizin ve sosyal medyada konu olmayan yüzlerce kahramanın birbirlerinden farkı olmadığının ve siyasi malzeme yapılmayacak kadar değerli olduklarının hepimiz farkındayız.

Bütün Türkiye tek yürek olup, Ülkenin her köşesinden yardım malzemeleri, arama kurtarma araçları, çadırlar, maddi yardımlar ulaştırılırken, devlet yetkililerinin “AKP İcraatın İçinden Programı” sunar gibi açıklama yaptıklarının da hepimiz farkındayız.

 

 

Yıllardır deprem vergileri ödeyen yurttaşlar olduğumuz halde, telefonlarımıza maddi yardım talebi gönderen Kızılay’ın yönetemediği maddi kaynakları konuşurken, %99’u Müslüman olan bir ülkede günden güne güvenini yitiren Diyanet Başkanlığının SMS yoluyla yardım talebi isteğini hiçe sayarak, bu ülkenin yurttaşlarının depremzedelere ulaştırılması isteğiyle, bir gecede 70 milyon TL’nın üzerinde yardım topladığının hepimiz farkındayız. Üstelik Acun Ilıcalı’nın kendi kanalında düzenlediği bu kampanyada İçişleri Bakanını arayıp  “ Umarım bu paralar depremzedeler için kullanılır” dediğinin de hepimiz farkındayız.

 

ÜLKE TEK YÜREK OLDU. BEYLER SİZ NEYİN PEŞİNDESİNİZ ?

Maalesef 99 depreminde de aynı zihniyeti taşıyan insanların “içki içildi, dans edildi bu nedenle deprem oldu” dedikleri gibi, 2020 depreminde de, Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü profesörü Bedri Gencer’in, “Depremin nedeninin çocuk yaşta evliliklerin kaldırılması sonucu olduğu” şeklinde ifade ettiği akıl almaz paylaşımın da hepimiz farkındayız.

Türkiye tek yürek olmuşken, Malatya’daki deprem nedeniyle TFF tarafından ertelenen Malatya’ da oynanacak olan, BTC Türk Yeni Malatya Spor – Trabzon Spor maçının oynanması üzerine Futbol kulüpleri ve futbol yorumcuları tarafından yapılan çirkin tartışmaların da hepimiz farkındayız.

Kendimize soracağımız en önemli soru, bu kadar farkındalık içerisinde iken, neden deprem olmadan önce almamız gereken tedbirlerin farkında değiliz?

Yurdumuzun %92'sinin deprem bölgeleri içerisinde olduğu gerçeğini düşündüğüm zaman, olası bir sonraki depremler için umarım tekrar tekrar ayn olumsuzlukları konuşuyor olmayız. Ben insanlık adına yine kalbimi tutmaya devam etmek istiyorum. Gözü yaşlı ve endişeli değil, bilinçli ve tedbirli. Vicdani ve ahlaki sorumluluğun farkında olunduğu, yapılması gerekenin yapması gerekenler tarafından yapıldığı ve yine tek yürek olarak kalbimi tutmak istiyorum…

Sevgi ve Dostlukla…

Ayser Özbulut



Bu yazı 1926 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA

Web sitemize nasıl ulaştınız?


Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
YUKARI