Bugun...



ÇİĞDEM ERKO YAZDI: GEÇMİŞİN TARİHLERİ GELECEĞİMİZDİR…

Yaklaşık 20 yıldır Bodrum’da yaşayan emekli bankacı ve Turgutreis Elele Yardımlaşma Derneği yönetim kurulu üyesi Çiğdem Erko bugün tarihte 17 Şubat’ın önemini yazdı.

facebook-paylas
Tarih: 17-02-2020 14:48

ÇİĞDEM ERKO YAZDI: GEÇMİŞİN TARİHLERİ GELECEĞİMİZDİR…

 

ÇİĞDEM ERKO YAZDI: GEÇMİŞİN TARİHLERİ GELECEĞİMİZDİR…

ANTERHABER - Erko 94 yıl önce kabul edilen Medeni Kanun ile ilgili olarak ise “Bir şeri’ adalet anlayışından, medeni yasaya geçişte hiçbir mücadele vermeyen Türk kadını, belki de bu kolay elde ediliş nedeniyle çok farkında değil haklarının ne kadar önemli olduğunu. Önemli bir kanunun ışığında birey olmanın, cinsiyet eşitliğini her anlamda savunmanın, bu uğurda bireysel mücadelemizi olanaklarımız ölçüsünde vermenin, yaşam rehberimiz olduğuna inancımla yazdım. Kırsal-kentsel ayrımın bazı özel bölgeler dışında pek kalmadığı günümüzde, eylem yok, sözlü haykırışlar da evrenin boşluklarında kayboluyor, biraz daha gayret diyorum değerli hemcinslerime” dedi.

Çiğdem Erko’nun okunması gereken ve tarihten ders alınması gereken bir yazısı aşağıda. Erko’ya teşekkür ediyoruz.

 

 

“17 Şubat, değişik yıllarda  pek çok önemli olayın yaşandığı, tarihe damga vuran günlerden biri.  1916’da Rus ordusu Muş vilayetimizi işgal etmişti. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemleri, henüz memleketin kaderini çizecek gelişmeler bilinmiyor. 9 yıl sonra 1925’de Aşar vergisi kaldırılmış. Neler sığdırılmamış ki o 9 yıla. Padişah yok artık, hilafet kaldırılmış, bir Meclis yönetiyor ülkeyi. Ve devrim niteliğindeki, feodaliteye vurulan  karar alınıyor, yurttaşın sömürüldüğü bir düzendeki önemli bir sömürü aracı yasaklanıyor. Tarım işçisinin ürettiklerinin  İslami anlamda “helal” biçimde tüketilmesine dayandırılan ve mülkiyet düzeni ile ilişkilendirilen  Şer’i bir kural. Üstelik bu vergi İzmir İktisat kongresinde oy birliği ile kaldırılıyor. Devletin gelirlerinde önemli bir gelir kaybı yaratacak olmasına rağmen.

Bir yıl sonra yine bu gün kaynağını İsviçre’den alan ve Ocak 2002 ‘de yerini Türk Medeni Kanunu alana dek kullanılan Medeni Kanun kabul ediliyor.

Tek eşle evliliğe dayalı bu yasa resmi nikahı zorunlu kılmış, ve kadın-erkek eşitliğini kabul etmiş. Bu yasa ile birlikte kadınlar miras, boşanma ve mahkemelerde tanıklık yapma gibi haklar kazanmış, istedikleri mesleği seçme konusunda erkeklerle eşit kılınmış.

Özetle, 94 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti, evrensel hukukun kurallarından en önemlilerinden birini kabul ediyor.

Gelelim günümüze geçmişe bağlı, dini inancı her değerin üstüne koyan, muhafazakar-mütedeyyin anlayış ile, yüzünü bilimsel ve eşitlik-adalet anlamında batıya dönmüş, geleneksel değerlerin çağdaşlığın önünü kesmesine karşı duran anlayış, insanlığın sorunu olarak büyümüş. Kabaca grupladığım bu 2 anlayış, dini ve siyasi pencerelerden bölüne bölüne insanlık kaosu yaratmış, din, siyaset ve ticaret üçgeni doğudan batıya toplumların her geçen gün kazandıklarını kaybetmesine, insanlığın yanı sıra çevrenin bozulmasına yol açmış…

Bu kötü gidişe rağmen, bireysel ve toplumsal farkındalıklarımızı arttırmak zorundayız.  Kadın dini inanca göre, sonradan yaratılan ve edilgen kılınan bir varlık olmayı reddeden bir anlayışla toplumda var olamazsa, baskılara, ötekileştirilmeye karşı duramazsa, 3 sayfa haberlerinde birincil haber olmayı kabullenirse bu o toplumun geleceğinin sınırlarını belirler.

Bir şeri’ adalet anlayışından, medeni yasaya geçişte hiçbir mücadele vermeyen Türk kadını, belki de bu kolay elde ediliş nedeniyle çok farkında değil haklarının ne kadar önemli olduğunu.

Evet, siyaset parlak değil, kötü yönetiliyoruz. Evet, popüler kültürün, sabun köpüğü, feodal aile yapısı hatta mafyamatik yayınların bombardımanı altındayız. Evet tüketim için sürekli yönlendiriliyor, kadın-erkek ilişkilerini sevgi değil acı üzerine kurmanın normalleştirildiği anlayışların dayatıldığı bir toplum olmamız için düzenli ve sistematik yozlaştırılıyoruz.  Ama aklımız var, dayatılanı kabul etmek, aklımızı yok saymaktır. Bu etkileşimlerden kendini koruyabilmiş, kendini geliştirmiş, üretken olmayı başarmış pek çok kadın varsa, bu kadınlar çoğalabilir, çoğalmalıdır.

Çünkü yaşanabilir bir dünya için, eşit bir birey olduğumuza önce kendimizi inandırmalı, var olan yeteneklerimizi ortaya çıkarıp geliştirmeli, erkek-egemen anlayışın yaşamın her alanında nasıl dayatıldığını görmezden gelmemeliyiz.

Önemli bir kanunun ışığında birey olmanın, cinsiyet eşitliğini her anlamda savunmanın, bu uğurda bireysel mücadelemizi olanaklarımız ölçüsünde vermenin, yaşam rehberimiz olduğuna inancımla yazdım. Kırsal-kentsel ayrımın bazı özel bölgeler dışında pek kalmadığı günümüzde, eylem yok, sözlü haykırışlar da evrenin boşluklarında kayboluyor, biraz daha gayret diyorum değerli hemcinslerime..Sevgiyle.. “




Editör: Yaşar Anter

Bu haber 599 defa okunmuştur.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER AKTÜEL Haberleri

HABER ARA

Web sitemize nasıl ulaştınız?


Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI