Bugun...



Adını Muğla zeybeğinden aldı, hayatını ve Müzeyyen Senar'ı anlattı

Muğla’nın Bodrum ilçesinde yaşayan Türk sanat müziğinin ve Cumhuriyet’in divası Müzeyyen Senar’ın kızı Feraye, Ulu Önder Atatürk’ün çizdiği çağdaş sanat yolundan ayrılmayan annesini ve sanat dünyasını anterhaber.com'a anlattı.

facebook-paylas
Güncelleme: 14-02-2021 12:07:34 Tarih: 14-02-2021 11:37

Adını Muğla zeybeğinden aldı, hayatını ve Müzeyyen Senar'ı anlattı

ANTERHABER (ÖZEL): Feraye “Atatürk’ün sanata ve Türk kadınına verdiği önemi ve değeri bugün devam ettirmemiz gerekir. Türkiye’nin geleceği bilime ve sanata yönelen gençlik ile hoşgörü ve Atatürk ilkelerinden geçiyor. Annem bizi hep bu ilkeler ışığında yani Cumhuriyet çocuğu olarak büyüttü. Atatürk ilkelerinden asla uzaklaşmadık. Birkaç gün önce yine annemi andık, ölüm yıldönümünde lokma dağıttık, ama O asla bende ayrılmadı evimin içerisinde birlikte yaşıyoruz” dedi.

Muğla’nın Bodrum ilçesinde yaşayan ve Türk sanat müziğinin divası Müzeyyen Senar’ın üç çocuğundan biri olan sanatçı 74 yaşındaki Feraye Işıl sanat yaşamı ve bilinmeyenleri ilk kez  ye anlattı.

 

 

ADINI MUĞLA ZEYBEĞİ’NDEN ALDI

 

İzmirli iş insanı Ercüment Işıl ile evli olan Müzeyyen Senar’ın 1 Şubat 1947 tarihinde dünyaya getirdiği Feraye adını Muğla Zeybeği’nden almış. O yıllarda Tepebaşı Gazinosu’nda sahne alırken Muğla Türküsü olan Ferayi’yi okuyan Senar’ın türküyü çok beğenmesi üzerine adını koyduğunu belirten sanatçı “Annem hamileyken aylarca sahneye çıkmış. O yıllarda yine hamileymiş ve ilk kez duyduğu Muğla Türkü’sünü sahnede okumuş, izleyenler dakikalarca ayakta alkışlamış ve kendiside kızım olursa adını Feraye koyacağım, diyerek sahneden söz vermiş. Yani adım güzel bir Muğla zeybeği türküsünden geliyor” diye konuştu.

 

 

SAATLER SÜREN PROVALAR OLMAZDI ANNEMDE BENDE BİR ESERİ BİR KEZ OKUYUP DİNLEYİP SAHNEYE ÇIKARDIK

 

İstanbul Beyoğlu’nda doğan ve Işık lisesi Bebek İlkokulu’nun ardından ortaokul eğitimi için İngiltere’deki Surrey Orta Okulu’na giden Feraye Üsküdar Kız Koleji Lisesi’nden mezun olduktan sonra 1967 yılında sanat yaşamına İlhan Feyman Orkestrası ile başladığını belirterek “O yıllarda annemde bende prova yapmazdık. Bir eserin sözlerini bir kez okumamız ve dinlememiz yeterdi. Çıkar sanatımızı icra ederdik., Bugünkü gibi saatler süren provalar olmazdı” ifadelerini kullandı.

 

 

YEŞİLÇAM’ IN JÖNÜYLE EVLENDİ, ABD’DE AKARYAKIT İSTASYONLARI AÇTI

 

Feraye 970 li yıların başında Yeşilçam’ ın ünlü jönü Kuzey Vargın ile evlendiğini belirterek o günleri duygu dolu anları yaşayarak şöyle anlattı “Kuzey ile evlendik, bir süre sonra ABD maceramız oldu. Newyork’a yerleştik, üç akaryakıt istasyonu açtık.  9 yıl ABD’de kaldık, vatan hasretinden geri döndük. Kuzey muhteşem bir insandı, çok değerliydi, ama yapamadık. Kuzey Vargın ile 12 yıl birlikte yaşadık. O birlikte yaşanacak ve yaşlanacak bir insandı, ama bazen yürümedi mi evlilik yürümüyor. Bizde ısrar etmeyelim ayrılalım dost kalalım dedik, öyle oldu.  Zaten sonra bir daha evlenmedim” diye konuştu.

 

 

BODRUM’E YERLEŞTİ BARCI OLDU

 

Turizmin hız kazandığı 1989 yıllarında Bodrum’a yerleştiğini belirten Feraye “Bodrum’da o zaman butik barlar eğlence mekanları vardı. Bende Darkapı Bar isimli mekanı açtım, yaklaşık 6 yıl hem işlettim hem sanatımı icra ettim. Türkçe pop ve Türk sanat müziği söylüyordum. Akrep Nalan’larında sahneye çıktığı yıllardı. Bodrum o yıllardan bu yana eğlence kültüründen değerinden çok uzaklaştı. 2000’li yılların başından itibaren Bodrum’un nezih eğlence mekanları kapanmaya yerini farklı müzik kültürleri ve değerleri almaya başladı, işte bu hem insan, hem turist hem eğlence kalitesini düşürdü. O yıllarda Bodrum’a gelen tüm dünyaca ünlüleri bir barda oturup müzik dinlerken görürdünüz, şimdi o ünlü insanlar bırakın oturup müzik dinlemeyi, Barlar sokağı denilen Cumhuriyet Caddesi’ni adımını atamaz oldu. Efsane barlar birer birer kapandı tişörtçü imitasyoncu oldu. Bodrum’da o yıllarda barlarda sanat müziğinden, halk müziğine, dünyaca ünlü caz festivallerine kadar her türlü müziği canlı performanslarla izleyebilirdiniz. Zeki Müren’in yaşamak ve ölmek için Bodrum’u seçmesinin en önemli özelliği sanata sanatçıya verilen önem ve değerdi. Çıkar sokaklarda istediği gibi gezer, halkla iç içe yaşarlardı. Bu gün sokağa çıkmaya korkar hale geldik. Bodrum’un sanat dünyasındaki naifliği kayboldu, sanatta güzel beyaz ve begonvilli evlerin ranta kurban gittiği gibi anlamsız bir sanat dünyasının kurbanı oldu” diye konuştu.

Feraye Bodrum’da her yıl 1 Eylül tarihlerinde  Bodrum Kalesi’nde düzenlenen Dünya Barış Günü konserlerinde severek sahne aldığını o güzel etkinliklerin şu anda yapılmadığını söyledi.

 

 

SANAT VE SANATÇI YOZLAŞMA UÇURUMUNA DOĞRU GİDİYOR

 

8 Şubat 2015 tarihinde İzmir’de 97 yaşında yaşamını yitiren annesi Müzeyyen Senar’ın yaşadığı sürece Sibel Can, Müjdat Geze,  Sezen Aksu ve Tarkan tarafından asla yalnız bırakılmadığını belirten Feraye “Artık sanatçı ve birbirine saygı gösteren sanatçı yetişmiyor. Haydi bakalım bir Sezen Aksu ve bir Tarkan daha çıksın. Sibel Can ve Müjdat Gezen bulun birer tane daha. Ne yazıkki toplum bu değerlerimizin yok olup gittiğinden ve yerine yenilerinin gelmediğinin farkında bile değil. Toplum olarak bilimden sanattan kültürden uzaklaşıp hızla yozlaşma uçurumuna doğru gidiyoruz. Üstelik yozlaşan ve sanat yaptığını sanan bu gençlere liderlik edenlerinde sayısı azaldı.  Bu sanatçı arkadaşlarımız yaşadıkları sürece annemin değerli görüşlerinden yararlanmış, birlikte olmuşlar annemin son nefesine kadar yanlarında olmuşlardır. Sanat kültürü özellikle son yıllarda birçok olayda olduğu gibi yozlaştı. Sanatçı artık sanatı ile değil, sevgilisi ile kavgasıyla, yarattığı sansasyonel olayları ile gündeme gelmeye çalışıyor. Annem 500’ün üzerinde albüm ve plak yaptı, 60’ın üzerinde ülkede şarkı söyledi.1998’de Devlet Sanatçısı oldu, ama asla ben sanatçı oldum, tamam, demedi” ifadelerini kullandı.

 

MÜZEYYEN SENAR ÖLMEDİ, ÖLMEYECEK

 

Yaşadığı evde annesinin odasını fotoğrafları ile donattığını belirten Feraye “Müzeyyen Senar asla ölmedi, ölmeyecek. Ben annemle birlikte bu evde yaşamaya devam ediyorum. Annem Atatürk'e şarkılar söyledi, Atatürk ile dans etme onuruna erişti.  Atatürk ile yaşadıklarını zaman zaman anlatırdı. 'Atatürk'ün, kaşları kıvrık kıvrıktı. O kadar etkili gözleri vardı ki bakamıyordum.' derdi. O kadar yakından gördüğü için hiç aklından çıkmamış. Merinos Fabrikası’nın açılış balosunda dans da etmişler. O anların fotoğrafını bulmayı çok isterdim." diye konuştu.

 

 

ANNEM ATATÜRK İLKELERİ İLE BİZİ BÜYÜTTÜ

 

Yaşamını yitiren kardeşi Engin Senar ve hayatta olan kardeşi Ömer Işıl ile birlikte annesinin kendilerini bir Atatürk ve Cumhuriyet çocuğu olarak yetiştirdiğini belirten Feraye “Annem çocukluğumuzdan itibaren bize Cumhuriyet, Atatürk ve vatan sevgisi ile büyüttü. Vatan toprağının ne demek olduğunu anlattı. Ne yazık ki ülkemizin geldiği durumdan çok da memnun değiliz. Atatürk’ün o yıllarda sanata sanatçıya verdiği değeri, o yıllardaki sanatçıların Cumhuriyet’e sahip çıkma gücünü bugünlerde göremiyoruz. Cumhuriyet ilkelerinden, Atatürk düşüncelerinden uzaklaştıkça ülkemizin ne hale geldiğini görüyoruz. Son günlerde yaşanan ve geleceğimiz olan 18-20 yaşlarındaki çocuklarımıza yapılanlardan büyük üzüntü a-ve acı duyuyorum. Biraz hoşgörü, biraz sağduyu ve saygıdan ne kaybederiz. Bu çocuklarımızı kazanmanın bu ülkeye kazandırmanın yollarını bulmalıyız. Devlet büyüklerine bu konuda büyük işler düşüyor. Bizler Cumhuriyet çocuğu olarak büyüdük büyüdük ve öylede öleceğiz” diye konuştu.

 

 

 

 

 

 

 




Editör: Yaşar Anter

Bu haber 765 defa okunmuştur.


İLİŞKİLİ HABERLER

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER AKTÜEL Haberleri

HABER ARA

Web sitemize nasıl ulaştınız?


Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI